‹ Ana sayfa
Yargıtay 6. Ceza Dairesi Ceza Hukuku

Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2007/16662 K.2012/3824

Esas No: 2007/16662 · Karar No: 2012/3824 · Karar Tarihi: 05.03.2012
Özet: (1) Sanıkların hırsızlık suçunu işlediği iddiası üzerine, mahkeme dosya incelemesi sonucunda suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabul etti; (2) Mahkeme, bu kararla birlikte 5237 sayılı TCK’nın ilgili maddelerine göre sanıkları hapis cezasıyla mahkum etti ve infaz rejimi ile yargılama giderleri konusunda gerekli düzenlemeleri yaptı.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Hırsızlık

HÜKÜM: Mahkumiyet

Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:

I- Sanıklar ... hakkında yapılan incelemede:

Dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre, suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Ancak;

1-5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı hakkındaki Yasanın 108/2. maddesi uyarınca tekerrür nedeniyle koşullu salıverme süresine eklenecek miktarın, tekerrüre esas alınan cezanın en ağırından fazla olamayacağının anlaşılması karşısında, infazda duraksama yaratmaması için sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 58/6-7-8. madde ve fıkraları gereğince tekerrüre esas alınan ilamının hüküm fıkrasında gösterilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

2-Kasten işlemiş olduğu suç için hapis cezasıyla mahkûmiyetinin yasal sonucu olarak sanığın 5237 sayılı TCK'nın 53/1. maddesinin (a),(b),(d) ve (e) bentlerinde yazılı haklardan cezasının infazı tamamlanıncaya kadar, (c) bendinde yazılı “kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri” açısından ise anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkum olduğu hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,

3-5271 sayılı CMK.nun 326/2. maddesi uyarınca birlikte işlenmiş suç nedeniyle mahkum edilmiş olan sanıkların sebebiyet verdikleri yargılama giderlerinden ayrı ayrı, ortak yargılama giderlerinden de paylarına düşen miktarda eşit olarak sorumlu tutulmaları gerektiğinin düşünülmemesi,

Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının temyiz itirazları ve tebliğnamedeki düşünce bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 Sayılı CMUK’nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından “53. maddenin uygulanmasına” ilişkin bölüm çıkartılarak, yerine “Kasten işlemiş olduğu suçtan, hapis cezasıyla mahkûmiyetinin yasal sonucu olarak sanığın 5237 sayılı TCK'nın 53/1. maddesinin (a),(b),(d) ve (e) bentlerinde yazılı haklardan aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca cezasının infazı tamamlanıncaya kadar; (c) bendinde yazılı “kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri” açısından ise anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkum olduğu hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmasına,” cümlesi yazılmak ve hükümden tekerrür ile ilgili bölümün çıkartılarak, yerine “5237 sayılı TCK’nın 58/6-7. maddesi gereğince, sanık hakkında hükmolunan cezanın, Uşak 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 06.10.2003 gün ve 685-395 sayılı ilamı uyarınca ve bu ilamdaki hükümlülüğü nedeniyle mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, infazdan sonra sanık hakkında denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına” cümleleri yazılmak ve hüküm fıkrasından yargılama giderlerine ilişkin bölüm çıkartılarak, yerine “sanıkların sebebiyet verdikleri yargılama giderlerinden ayrı ayrı; ortak yargılama giderlerinden de eşit olarak sorumlu tutulmalarına” cümlesinin yazılması suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

II- Sanıklar ... ve ... hakkında yapılan incelemede:

Dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre, suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Ancak;

1-Sanık ... hakkında, suç tarihine göre 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun 24. maddesinde tanımlanan “uzlaşma” hükmünün değerlendirilmesi ve 19.12.2006 tarihinde yürürlüğe giren 5560 sayılı Yasa ile değişik 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun 24. maddesi yollamasıyla, 5271 sayılı CMK’nın 253/4 ve 254. maddeleri gereğince, uzlaşma teklifinin ... olmayan sanığın kanuni temsilcisine yapılması gerektiği gözetilmeden, yargılamaya devam edilerek yazılı biçimde hüküm kurulması,

2-5237 sayılı TCK’nın 53/1. madde ve fıkrasında öngörülen belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma tedbirlerinin, aynı maddenin 4. fıkrasına aykırı olarak suç tarihinde 18 yaşını tamamlamamış olan sanık ... hakkında uygulanamayacağının gözetilmemesi,

3- Sanıklar ... ve ... hakkında, suçun niteliği, cezaların türü ve süresine göre, hükümden sonra 08.02.2008 tarih ve 26781 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunun Geçici madde; 1/1. fıkrası yollamasıyla aynı kanunun 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nun 231/5-14. madde ve fıkraları gereği hukuki durumlarının yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,

Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ... ve ... savunmanlarının temyiz itirazları ve tebliğnamedeki düşünce bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 05.03.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?