Yargıtay6. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2007/14726 K.2012/712
Özet: Uyuşmazlık konusu: Sanığın gündüz vakti duvarla çevrili site içerisindeki apartmana girişiyle işlediği hırsızlık suçunun, adli sicil kaydındaki tekerrür cezalarının ve ilgili yasal hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağıdır. Mahkeme, sanığı hırsızlık suçundan mahkum etti ancak 5237 sayılı TCY’nın 58/2‑b maddesi uyarınca tekerrüre esas alınacak en ağır cezanın belirlenmesi gerektiğini kabul ederek hükmü bozdu ve yeniden karar vermeye karar verdi.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Hırsızlık
HÜKÜM: Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Sanığın hırsızlık suçuna gündüz vakti etrafı duvarla çevrili site içerisindeki apartmana girmek suretiyle kalkıştığının anlaşılması karşısında; 5237 TCY’nın 116/1. maddesi uyarınca zamanaşımı içerisinde işlem yapılması olanaklı görülmüştür.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Yasanın 108/2. maddesi uyarınca, sanık hakkında mükerrirlik uygulamasında adli sicil kaydındaki tekerrüre esas en ağır cezanın dikkate alınması yerine iki ayrı mahkeme ilamının belirtildiğinin; tekerrüre esas alınan Bakırköy 6.Asliye Ceza Mahkemesinin 30.10.1995 gün, 1995/1086 esas ve 1995/1317 karar sayılı ilamın Antalya 2.Asliye Ceza Mahkemesinin 2.5.1997 gün ve 1997/78 D.İş sayılı kararı ile 3 yıl 16 ay 20 gün hapis cezası olarak içtimalı olduğunun celp edilen ilamda bildirildiği halde adli sicil kaydında 1 yıl 8 ay hapis cezasının 27.11.2000 tarihinde infaz edilmiş olduğunun izlendiği tekerrüre esas alınan Antalya 2.Asliye Ceza Mahkemesinin 21.1.1997 gün, 1996/1488 esas ve 1997/26 karar sayılı ilamın kesinleşme şerhli karar örneğinde infaz tarihinin 27.11.2000 olarak bildirildiği halde adli sicil kaydında 27.11.2000 ve 20.12.2002 olmak üzere iki ayrı infaz tarihi olduğunun anlaşılması karşısında; bu ilamların kesinleşme ve infaz tarihleri tereddüte yer bırakmayacak şekilde belirlenip “beş yıl veya daha az süreli hapis cezasına mahkumiyet halinde bu cezanın infaz edildiği tarihten itibaren üç yıl geçtikten sonra işlenen suçlarda tekerrür hükümlerinin uygulanmayacağına” ilişkin 5237 sayılı TCY'nın 58/2-b maddesi hükmü de gözetilerek, içtima çözülüp içtima içinde yer alan hükümlülüklerden en ağırının tekerrüre esas alınmak suretiyle uygulama yapılması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
2- Sanığın, TCY’nın 53. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı maddenin 1. fıkrasında öngörülen hakları kullanmaktan yoksun kılınmalarına, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca da kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından, söz konusu yasaklamanın koşullu salıverilen sanık hakkında uygulanmamasına karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde uygulama yapılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 16.01.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ: Hırsızlık
HÜKÜM: Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Sanığın hırsızlık suçuna gündüz vakti etrafı duvarla çevrili site içerisindeki apartmana girmek suretiyle kalkıştığının anlaşılması karşısında; 5237 TCY’nın 116/1. maddesi uyarınca zamanaşımı içerisinde işlem yapılması olanaklı görülmüştür.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Yasanın 108/2. maddesi uyarınca, sanık hakkında mükerrirlik uygulamasında adli sicil kaydındaki tekerrüre esas en ağır cezanın dikkate alınması yerine iki ayrı mahkeme ilamının belirtildiğinin; tekerrüre esas alınan Bakırköy 6.Asliye Ceza Mahkemesinin 30.10.1995 gün, 1995/1086 esas ve 1995/1317 karar sayılı ilamın Antalya 2.Asliye Ceza Mahkemesinin 2.5.1997 gün ve 1997/78 D.İş sayılı kararı ile 3 yıl 16 ay 20 gün hapis cezası olarak içtimalı olduğunun celp edilen ilamda bildirildiği halde adli sicil kaydında 1 yıl 8 ay hapis cezasının 27.11.2000 tarihinde infaz edilmiş olduğunun izlendiği tekerrüre esas alınan Antalya 2.Asliye Ceza Mahkemesinin 21.1.1997 gün, 1996/1488 esas ve 1997/26 karar sayılı ilamın kesinleşme şerhli karar örneğinde infaz tarihinin 27.11.2000 olarak bildirildiği halde adli sicil kaydında 27.11.2000 ve 20.12.2002 olmak üzere iki ayrı infaz tarihi olduğunun anlaşılması karşısında; bu ilamların kesinleşme ve infaz tarihleri tereddüte yer bırakmayacak şekilde belirlenip “beş yıl veya daha az süreli hapis cezasına mahkumiyet halinde bu cezanın infaz edildiği tarihten itibaren üç yıl geçtikten sonra işlenen suçlarda tekerrür hükümlerinin uygulanmayacağına” ilişkin 5237 sayılı TCY'nın 58/2-b maddesi hükmü de gözetilerek, içtima çözülüp içtima içinde yer alan hükümlülüklerden en ağırının tekerrüre esas alınmak suretiyle uygulama yapılması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
2- Sanığın, TCY’nın 53. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı maddenin 1. fıkrasında öngörülen hakları kullanmaktan yoksun kılınmalarına, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca da kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından, söz konusu yasaklamanın koşullu salıverilen sanık hakkında uygulanmamasına karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde uygulama yapılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 16.01.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.