Yargıtay6. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2006/16265 K.2010/4635
Özet: Uyuşmazlık, yerel mahkemece hırsızlık suçundan verilen mahkumiyetin temyiz edilmesi ve ilgili kanunların (TCY, TCK, CMK) uygulanmasında hataların olduğu iddiasıdır; Mahkeme, sanıkların haklarını korumak amacıyla kararın kısmen bozulmasına ve 5320 sayılı Yasa’nın 8/1. maddesi uyarınca 1412 sayılı CMUK’ın 326/son maddesinin uygulanması kararıyla hükmü iptal etmiştir.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Hırsızlık
HÜKÜM: Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Kasıtlı suçtan hükümlülüğü bulunan sanıklar ... ve ... hakkında, 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasanın 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nun 231. maddesindeki hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanma olanağı bulunmadığı anlaşılmakla yapılan incelemede;
1- 5237 sayılı TCY.nın 7/2 ve 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi uyarınca lehe olan hükmün, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkacak sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağı gözetilerek, sanıklara yüklenen hırsızlık suçundan eylemine uyan 765 sayılı TCK.nun 492/7-son, 522/1 maddeleri uyarınca denetime olanak verecek şekilde uygulama yapılmak suretiyle verilmesi gereken cezalar tespit edilip, sonuç cezalar karşılaştırılarak lehe olan yasa saptandıktan sonra, uygulama yapılması gerektiği gözetilmeden, 765 sayılı Yasa uyarınca denetime olanak sağlayacak uygulama yapılmadan, 5237 sayılı Yasa uyarınca hüküm kurulması,
2- Kabule göre de; a) Olay sonrası sanıkların, yakınan tarafından yakalanması üzerine, suça konu parayı saklama olanakları olduğu halde, bir kısmını iade ettiklerinin anlaşılması karşısında, yakınandan 5237 sayılı Yasanın 168. maddesinin uygulanmasına rızası olup olmadığı sorularak sonucuna göre, kısmi iade nedeniyle anılan maddenin uygulanma olanağı araştırılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması,
b) 5237 sayılı TCK.nun 145. maddesindeki “malın değerinin azlığı” kavramının; 765 sayılı TCY’nın 522. maddesindeki hafif ve pek hafif ölçütleriyle, her iki maddenin de cezadan indirim olanağı sağlanmak dışında benzerliği bulunmadığı, “değerin azlığı”nın 5237 sayılı Yasaya özgü ayrı ve yeni bir kavram olduğu, Yasa koyucunun amacı ile suçun işleniş biçimi, olayın özelliği ve sanığın kastı da gözetilmek suretiyle, daha çoğunu alma olanağı varken yalnızca gereksinmesi kadar ve değer olarak da gerçekten az olan şeylerin alınması durumunda, yasal ve yeterli gerekçeleri de açıklanarak uygulanabileceği gözetilmeden, somut olayda koşulları bulunmadığı halde indirim yapılması,
3- Sanık ... hakkında, hüküm tarihinden önce yürürlüğe giren 5395 sayılı Çocuk Koruma Yasasının 23. maddesi yönünden değerlendirme yapılması gerektiğinin düşünülmemesi, kabule ve uygulamaya göre de; suç tarihinde 18 yaşından küçük olan ve adli sicil kaydına göre hapis cezasından sabıkası bulunmayan sanık hakkında hükmolunan kısa süreli hapis cezasının 5237 sayılı TCK.nun 50/1. maddesindeki seçenek yaptırımlardan birisine çevrilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ..., ..., ... savunmanlarının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle kısmen istem gibi BOZULMASINA, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK.nun 326/son maddesi gereğince kazanılmış haklarının korunmasına 21/04/2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ: Hırsızlık
HÜKÜM: Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Kasıtlı suçtan hükümlülüğü bulunan sanıklar ... ve ... hakkında, 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasanın 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nun 231. maddesindeki hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanma olanağı bulunmadığı anlaşılmakla yapılan incelemede;
1- 5237 sayılı TCY.nın 7/2 ve 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi uyarınca lehe olan hükmün, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkacak sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağı gözetilerek, sanıklara yüklenen hırsızlık suçundan eylemine uyan 765 sayılı TCK.nun 492/7-son, 522/1 maddeleri uyarınca denetime olanak verecek şekilde uygulama yapılmak suretiyle verilmesi gereken cezalar tespit edilip, sonuç cezalar karşılaştırılarak lehe olan yasa saptandıktan sonra, uygulama yapılması gerektiği gözetilmeden, 765 sayılı Yasa uyarınca denetime olanak sağlayacak uygulama yapılmadan, 5237 sayılı Yasa uyarınca hüküm kurulması,
2- Kabule göre de; a) Olay sonrası sanıkların, yakınan tarafından yakalanması üzerine, suça konu parayı saklama olanakları olduğu halde, bir kısmını iade ettiklerinin anlaşılması karşısında, yakınandan 5237 sayılı Yasanın 168. maddesinin uygulanmasına rızası olup olmadığı sorularak sonucuna göre, kısmi iade nedeniyle anılan maddenin uygulanma olanağı araştırılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması,
b) 5237 sayılı TCK.nun 145. maddesindeki “malın değerinin azlığı” kavramının; 765 sayılı TCY’nın 522. maddesindeki hafif ve pek hafif ölçütleriyle, her iki maddenin de cezadan indirim olanağı sağlanmak dışında benzerliği bulunmadığı, “değerin azlığı”nın 5237 sayılı Yasaya özgü ayrı ve yeni bir kavram olduğu, Yasa koyucunun amacı ile suçun işleniş biçimi, olayın özelliği ve sanığın kastı da gözetilmek suretiyle, daha çoğunu alma olanağı varken yalnızca gereksinmesi kadar ve değer olarak da gerçekten az olan şeylerin alınması durumunda, yasal ve yeterli gerekçeleri de açıklanarak uygulanabileceği gözetilmeden, somut olayda koşulları bulunmadığı halde indirim yapılması,
3- Sanık ... hakkında, hüküm tarihinden önce yürürlüğe giren 5395 sayılı Çocuk Koruma Yasasının 23. maddesi yönünden değerlendirme yapılması gerektiğinin düşünülmemesi, kabule ve uygulamaya göre de; suç tarihinde 18 yaşından küçük olan ve adli sicil kaydına göre hapis cezasından sabıkası bulunmayan sanık hakkında hükmolunan kısa süreli hapis cezasının 5237 sayılı TCK.nun 50/1. maddesindeki seçenek yaptırımlardan birisine çevrilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ..., ..., ... savunmanlarının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle kısmen istem gibi BOZULMASINA, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK.nun 326/son maddesi gereğince kazanılmış haklarının korunmasına 21/04/2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.