‹ Ana sayfa
Yargıtay 6. Ceza Dairesi Ceza Hukuku

Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2006/11291 K.2010/5786

Esas No: 2006/11291 · Karar No: 2010/5786 · Karar Tarihi: 06.05.2010
Özet: Uyuşmazlık konusu, sanığın evden 200 ABD doları çalması iddiasıyla işlenen hırsızlık suçunun niteliği ve ilgili yasal hükümlerinin uygulanmasıdır. Mahkeme, delillerin yetersizliğini ve kanunların yanlış yorumlanmasını gerekçelendirerek sanığı hırsızlık suçundan mahkum etti.
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ: Hırsızlık

HÜKÜM: Mahkumiyet

Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Kasıtlı suçtan hükümlülüğü bulunan sanık hakkında hükümden sonra 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasanın 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nun 231. maddesindeki hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulama olanağı bulunmadığı anlaşılmakla yapılan incelemede;
5560 sayılı Yasa ile 5271 sayılı CMK.nun 150/3. maddesinde yapılan değişiklik, sanık hakkında her ne kadar yağmaya kalkışma suçundan dava açılmış ise de; eylemin hırsızlık olarak kabul edilip bu yönde uygulama yapılması ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.12.2006 günlü 2006/8-317, 2006/319 sayılı kararı karşısında; hükmün tefhim edildiği 08.09.2005 günlü oturumda sanığın savunmanı hazır bulundurulmaksızın karar verilmek suretiyle 5271 sayılı CMK.nun 150/3, 151/1, 188/1, 289/3-e maddelerine aykırı davranılması, sonuca etkili olmadığından; bozma nedeni yapılmamıştır.

Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.

Ancak;
1- İftira atması için herhangi bir sebep bulunmayan yakınanın aşamalarda değişmeyen iddiasına göre; evden 200 ABD doları çalındığını belirtip çalınan bu paranın olay yerinden kaçan diğer sanıklar tarafından götürüldüğünün anlaşılması karşısında; eylemin tamamlandığı gözetilmeden, paranın çalındığı konusunda müştekinin beyanından başka delil bulunmadığı gerekçesiyle suçun kalkışma aşamasında kaldığı kabulüyle yazılı biçimde karar verilmesi,
2- 5237 sayılı TCK.nun 145. maddesindeki “malın değerinin azlığı” kavramının, 765 sayılı TCK.nun 522. maddesindeki “hafif” veya “pek hafif” ölçütleriyle her iki maddenin de cezadan indirim olanağı sağlaması dışında benzerliği bulunmadığı, “değerin azlığının” 5237 sayılı Yasaya özgü ayrı ve yeni bir kavram olduğu, Yasa koyucunun amacı ile suçun işleniş biçimi, sanığın özgülenen kastı ve olayın özelliği de gözetilmek suretiyle, daha çoğunu alma olanağı varken yalnızca gereksinimi kadar ve değer olarak da gerekiyorsa ceza vermekten vazgeçilebileceği ölçüdeki düşük değerler esas alınmak, yasal ve yeterli gerekçeleri de açıklanmak koşuluyla uygulanabileceği düşünülmeden, somut olayda da koşulları bulunmadığı gözetilmeden, bu maddeye düzenleniş amacının dışında yorumlar getirilerek cezadan indirim yapılması,
3- 5237 sayılı TCY’nın 141 ve 142. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı TCY’nın ve 493/1-son. maddesinde yer alan suçun öğelerinin farklı olduğu, sanığın olay tarihinde gündüz sayılan zaman dilimi içerisinde yanında yakalanamyan diğer suç ortakları da olduğu halde toplam üç kişi olarak yakınana ait apartmanın dördüncü katında bulunan dairenin sağlam ve dayanıklı olan çelik kapısının kilidini sert bir cisimle zorlamak suretiyle açıp içeri girerek hırsızlık suçunu işlediğinin anlaşılması karşısında; eylemin 5237 sayılı Yasanın 142/1-b maddesinde belirtilen hırsızlık suçunun yanı sıra, aynı Yasanın 116/1, 119/1-c maddelerinde belirtilen konut dokunulmazlığını bozma ve 151/1. maddesindeki mala zarar verme suçunu da oluşturduğu, 5252 sayılı Yasanın 9/3 maddesi uyarınca, sanık yararına olan hüküm önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağından, öncelikle hükmün gerekçe kısmında 765 sayılı Yasanın 493/1-son, 522, 59/2, 81/2. maddeleri uyarınca uygulama yapılması, konut dokunulmazlığını bozmak ve mala zarar verme suçları yönünden uzlaşma hükümlerinin değerlendirilmesi, uzlaşma hükümlerinin gerçekleşmemesi durumunda, 5237 sayılı Yasaya göre hırsızlık ve konut dokunulmazlığını bozmak ve mala zarar verme suçlarını oluşturan eylem nedeniyle uygulama yapılıp, her iki Yasaya göre denetime olanak sağlayacak şekilde uygulanan Yasa maddeleriyle, verilmesi gereken cezalar ayrı ayrı tespit edilip, sonuç cezalar karşılaştırılarak lehe olan yasa belirlenip uygulama yapılması gerekirken, yazılı şekilde eksik ve denetime olanak vermeyecek biçimde hüküm kurulması,
4- Sonuçta hükmolunan hapis cezasının paraya çevrilmesi ve ertelenmesi konusundaki uygulamada, uygulama maddelerinin gösterilmemesi,
5- Sanık hakkında 5237 sayılı TCY’nın 53. maddesi ile uygulama yapılmaması,
6- Sanığın naklen gittiği yerden nüfus kaydı getirtilmeden, kapalı kayıt esas alınarak hükümlülüğüne karar verilmesi suretiyle 5271 sayılı CMK.’nun 209. maddesine aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanı ile Yerel Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları ile tebliğnamedeki düşünce bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 06.05.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?