‹ Ana sayfa
Yargıtay 6. Ceza Dairesi Ceza Hukuku

Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2006/10775 K.2010/99

Esas No: 2006/10775 · Karar No: 2010/99 · Karar Tarihi: 19.01.2010
Özet: Uyuşmazlık konusu, sanığın bir aracın ön kapı camını kırarak hırsızlık suçunu işlemiş olması ve bu eylemin aracın mülkiyetine yönelik olup olmadığıdır. Mahkeme, sanığı 2 yıl hapis cezasına mahkum etmiş, ancak yasal hatalar nedeniyle hükmün düzeltilip yeniden onaylanmasına karar vermiştir.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Hırsızlık

HÜKÜM: Mahkumiyet

Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Sanığın önceden kasıtlı suçtan hükümlülüğü bulunması nedeniyle 8/2/2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasanın 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK.nun 231. maddesindeki hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulama olanağı bulunmadığı anlaşılmakla yapılan incelemede;
Temel cezanın, alt sınırın aşılmasını gerektirecek neden bulunmadığı gerekçe gösterilerek 5237 sayılı TCK.nun 141/1-b maddesi uyarınca 2 yıl hapis cezası olarak belirlendiği ve aynı Yasanın 141. maddesinin "1-b" fıkrasının bulunmaması karşısında; bilgisayar çıktısı şeklindeki kısa ve gerekçeli kararlarda anılan Yasanın 141/1-b maddesi olarak yanlış gösterilen uygulama maddesinin elle 142/1-b olarak düzeltilmesi sonuca etkili görülmediğinden, eylemin kilitlenmek suretiyle koruma altına alınan suça konu aracın sağ ön kapı camının kırılması suretiyle gerçekleştirildiği ve suçu işlemediğini savunan sanığın, hırsızlık suçunu aracın mülkiyetine yönelik olarak işlediğine ilişkin kanıt bulunmadığının anlaşılması karşısında; tebliğnamedeki (I) ve (2) nolu bozma düşünceleri ile (3) nolu bozma düşüncesinin "sanığın eyleminin aracın mülkiyetine yönelik olup olmadığı belirlenmeden değerin hafif kabul edilmesinin yasaya aykırı olduğuna ilişkin düşünce benimsenmemiştir.

5237 sayılı TCK.nun 145. maddesindeki "malın değerinin azlığı" kavramının, 765 sayılı TCK.nun 522. maddesindeki "hafif veya "pek hafif ölçütleriyle her iki maddenin de cezadan indirim olanağı sağlaması dışında benzerliği bulunmadığı, "değerin azlığının" 5237 sayılı Yasaya özgü ayrı ve yeni bir kavram olduğu, Yasa koyucunun amacı ile suçun işleniş biçimi, sanığın kastı ve olayın özelliği de gözetilmek suretiyle, daha çoğunu alma olanağı varken yalnızca gereksinimi kadar ve değer olarak da gerekiyorsa ceza vermekten vazgeçilebileceği ölçüdeki düşük değerler esas alınmak, yasal ve yeterli gerekçeleri de açıklanmak koşuluyla uygulanabileceği düşünülmeden, somut olayda koşulları bulunmadığı gözetilmeden, bu maddeye düzenleniş amacının dışında yorumlar getirilerek cezadan indirim yapılması, karşı temyiz bulunmadığından, bozma nedeni yapılmamıştır.

Dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Ancak;
Hak yoksunluklarının seçimlik olmaması nedeniyle 5237 sayılı Yasanın 53. maddesinin 1. fıkrasındaki a, c, d ve e bentlerinin de uygulanması gerektiği gözetilmeyerek, sadece 53/1-b bendinde belirtilen haktan sanığın mahkum olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına karar verilmiş olması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının temyiz itirazı ve tebliğnamedeki düşünce bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK.nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından "5237 sayılı TCK.nun 53/1-b maddesinin uygulanmasına" ilişkin bölüm çıkarılarak, yerine "53/1. maddesinde belirtilen ve 53/3. maddesindeki kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri dışındaki haklardan sanığın mahkum olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar; 53/3. maddesi gözetilerek 53/1-c maddesi uyarınca kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise koşullu salıverilme tarihine kadar yoksun bırakılmasına" tümcelerinin eklenmesi suretiyle, eleştiriler dışında diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 19.01.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?