Yargıtay 5. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 5. Ceza Dairesi E.2013/10945 K.2014/3646
Özet: Uyuşmazlık konusu, bir çocuk cerrahı tarafından hastanede yapılan sünnet ve fıtık ameliyatı sırasında bıçak parası talep edilmesiyle ilgili rüşvet suçlamalarıdır; mahkeme, sanığın görevi kötüye kullanma suçundan mahkumiyetine ilişkin kararını temyizleştirerek, 5237 sayılı TCK'nın 257/3‑1. maddesine uygun olarak hüküm onayladı. Mahkemenin sonucu, sanığın görevini kötüye kullanarak rüşvet aldığı gerekçesiyle mahkumiyetinin devam ettirilmesidir.
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ: İrtikap
HÜKÜM: Görevi kötüye kullanma suçundan mahkumiyetine Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek,
gereği düşünüldü: Suç tarihinde ... 1 Eylül Devlet Hastanesi'nde Çocuk Cerrahi uzmanı olarak görev yapan sanığın, sünnet ve çift taraflı fıtık ameliyatı için 7 aylık olan ...'ın babası ...'ten bıçak parası adı altında 600,00 TL istediği, yapılan pazarlık sonucu bu rakamın 400,00 TL'ye düştüğü, şikayetçi ...'in ameliyattan önce muayehanesinde sanığa 100,00 TL verdiği, ameliyatın ve sünnetin 15/12/2005 tarihinde hastanede sanık hekim tarafından gerçekleştirildiği, bu işlemden sonra şikayetçinin resmi makamlara müracaat ederek sanık hakkında şikayetçi olduğu, sünnet ve ameliyattan bir gün sonra şikayetçi tarafından sanığa muayehanesinde ödenen 300,00 TL'nin görevlilerce sanıkta ele geçirildiği, dosya kapsamına göre hastanın hayati tehlikesinin bulunmadığı ve başka sağlık kuruluşlarına başvurma imkanının da bulunduğu, bu itibarla somut olayda sanığın icbar boyutuna varan bir hareketinin olmadığı, eyleminin, suç tarihi itibariyle 5237 sayılı TCK'nın 257/3-1. maddesinde düzenlenen "görevinin gereklerine uygun davranmak için çıkar sağlama suçunu” oluşturduğu, hüküm tarihinden önce 19/12/2010 tarihinde yürürlüğe giren 6086 sayılı Yasa ile TCK'nın 257/3. maddesinde değişiklik yapıldığı, 05/07/2012 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yasanın 105/5-b maddesi ile de 5237 sayılı TCK'nın 257/3. madde ve fıkra hükmünün yürürlükten kaldırılmış olduğu ve bu suretle aynı Kanunun 87. maddesiyle değiştirilen TCK'nın 252/2. maddesinde düzenlenen rüşvet suçuna dönüştüğü, bu durumun aleyhe sonuç doğurduğu, en lehe olan yasal düzenlemenin 6086 sayılı Yasayla yapılan değişiklikten önceki haliyle 5237 sayılı TCK'nın 257/3-1. maddesi olduğu ve lehe yasanın da buna göre belirlendiği tüm dosya kapsamından anlaşıldığından, tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye itibar edilmemiş, uygulama maddesinin TCK'nın 257. maddesinin 3. fıkrası delaletiyle 1. fıkrası olarak gösterilmemesi (doğrudan anılan yasa ve maddenin 1. fıkrası ile uygulama yapılması) ise mahallinde ikmali mümkün eksiklik olarak kabul edilmiştir. Delillerle iddia ve savunma, duruşma göz önünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş, sübutu kabul olunan fiilin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatı yapılmış bulunduğundan, yerinde görülmeyen sanık müdafiin temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, 02/04/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
HÜKÜM: Görevi kötüye kullanma suçundan mahkumiyetine Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek,
gereği düşünüldü: Suç tarihinde ... 1 Eylül Devlet Hastanesi'nde Çocuk Cerrahi uzmanı olarak görev yapan sanığın, sünnet ve çift taraflı fıtık ameliyatı için 7 aylık olan ...'ın babası ...'ten bıçak parası adı altında 600,00 TL istediği, yapılan pazarlık sonucu bu rakamın 400,00 TL'ye düştüğü, şikayetçi ...'in ameliyattan önce muayehanesinde sanığa 100,00 TL verdiği, ameliyatın ve sünnetin 15/12/2005 tarihinde hastanede sanık hekim tarafından gerçekleştirildiği, bu işlemden sonra şikayetçinin resmi makamlara müracaat ederek sanık hakkında şikayetçi olduğu, sünnet ve ameliyattan bir gün sonra şikayetçi tarafından sanığa muayehanesinde ödenen 300,00 TL'nin görevlilerce sanıkta ele geçirildiği, dosya kapsamına göre hastanın hayati tehlikesinin bulunmadığı ve başka sağlık kuruluşlarına başvurma imkanının da bulunduğu, bu itibarla somut olayda sanığın icbar boyutuna varan bir hareketinin olmadığı, eyleminin, suç tarihi itibariyle 5237 sayılı TCK'nın 257/3-1. maddesinde düzenlenen "görevinin gereklerine uygun davranmak için çıkar sağlama suçunu” oluşturduğu, hüküm tarihinden önce 19/12/2010 tarihinde yürürlüğe giren 6086 sayılı Yasa ile TCK'nın 257/3. maddesinde değişiklik yapıldığı, 05/07/2012 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yasanın 105/5-b maddesi ile de 5237 sayılı TCK'nın 257/3. madde ve fıkra hükmünün yürürlükten kaldırılmış olduğu ve bu suretle aynı Kanunun 87. maddesiyle değiştirilen TCK'nın 252/2. maddesinde düzenlenen rüşvet suçuna dönüştüğü, bu durumun aleyhe sonuç doğurduğu, en lehe olan yasal düzenlemenin 6086 sayılı Yasayla yapılan değişiklikten önceki haliyle 5237 sayılı TCK'nın 257/3-1. maddesi olduğu ve lehe yasanın da buna göre belirlendiği tüm dosya kapsamından anlaşıldığından, tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye itibar edilmemiş, uygulama maddesinin TCK'nın 257. maddesinin 3. fıkrası delaletiyle 1. fıkrası olarak gösterilmemesi (doğrudan anılan yasa ve maddenin 1. fıkrası ile uygulama yapılması) ise mahallinde ikmali mümkün eksiklik olarak kabul edilmiştir. Delillerle iddia ve savunma, duruşma göz önünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş, sübutu kabul olunan fiilin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatı yapılmış bulunduğundan, yerinde görülmeyen sanık müdafiin temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, 02/04/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.