Yargıtay5. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 5. Ceza Dairesi E.2011/9967 K.2012/9339
Özet: Uyuşmazlık, 03/10/2006’da konulan mührün 15/03/2007’de bozulmasıyla ilgili olarak sanığın mühür bozma suçundan hüküm getirilmesiyle ilgilidir; Mahkeme, TCK 203. maddesi uyarınca hapis cezası yerine adli para cezası uygulamasını tercih ettiğini ve bu kararın gerekçesini açıkça sunmadığını belirterek, sanığın hukuki durumunu yeniden değerlendirmeye bırakıp hükmün açıklanmasını geri bıraktı.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Mühür bozma
HÜKÜM: Mahkümiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Dosya arasında onaylı bir sureti bulunan 19/03/2007 tarihli suç duyurusu yazısında, davaya konu aynı yerle ilgili olarak, 03/10/2006 tarihinde mühürleme yapıldığının ve bu mührün 15/03/2007 tarihinde bozulduğunun belirtilmiş olması karşısında, 03/10/2006 ila 13/06/2007 tarihleri arasında davaya konu aynı yerle ilgili olarak başkaca bir mühürleme işlemi yapılıp yapılmadığının müşteki kurumdan sorularak, söz konusu tarihler arasında başkaca mühürleme tutanağı tanzim edilmiş ise, bu tutanakların aslı ya da onaylı suretlerinin getirtilmesi, 03/10/2006 ila 13/06/2007 tarihleri arasında davaya konu aynı yerle ilgili başkaca bir soruşturma ve kovuşturma yapılıp yapılmadığının ilgili birimlerin tevzi bürolarından ve UYAP ortamından araştırılarak, tespit edilen dava dosyalarının onaylı birer suretlerinin getirtilmesi ve böylece, eylemler arasında zincirleme suç hükümlerinin uygulanma olanağının bulunup bulunmadığının ve gerektiğinde derdest olan davaların birleştirilmesinin değerlendirilmesi, bundan sonra, sanığın hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi gerekirken noksan soruşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
TCK'nın 203. maddesinde mühür bozma eylemi için hapis cezası ile adli para cezası seçenek yaptırım olarak öngörüldüğü halde, sanık hakkında neden hapis cezası yaptırımının tercih edildiğinin denetime olanak verecek bir şekilde gerekçeleri gösterilmek suretiyle açıklanmaması,
Mühür bozma suçunun topluma karşı suçlar arasında yer alıp, kamu idaresinin mühür koymaya yönelik iradesine karşı işlenmesi nedeniyle, mühür bozma eyleminin meydana getirdiği bir zarardan söz edilemeyeceği ve ayrıca, sanığın ileride yeniden suç işlemeyeceği yönünde mahkemede kanaat oluştuğu da gözetilerek, öncelikle, sanığın adli sicil kaydında görünen ilamın infaz ve kesinleşme şerhli, onaylı bir suretinin getirtilerek, söz konusu ilamın silinme koşulları oluşmuşsa, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, silinme koşulları oluşmamışsa, hükmün açıklanmasının geri bırakılmamasına karar verilmesi gerekirken, "kamunun uğradığı zararın giderilmemiş olduğundan" şeklindeki gerekçe ile sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de nazara alınmak suretiyle CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 25/09/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ: Mühür bozma
HÜKÜM: Mahkümiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Dosya arasında onaylı bir sureti bulunan 19/03/2007 tarihli suç duyurusu yazısında, davaya konu aynı yerle ilgili olarak, 03/10/2006 tarihinde mühürleme yapıldığının ve bu mührün 15/03/2007 tarihinde bozulduğunun belirtilmiş olması karşısında, 03/10/2006 ila 13/06/2007 tarihleri arasında davaya konu aynı yerle ilgili olarak başkaca bir mühürleme işlemi yapılıp yapılmadığının müşteki kurumdan sorularak, söz konusu tarihler arasında başkaca mühürleme tutanağı tanzim edilmiş ise, bu tutanakların aslı ya da onaylı suretlerinin getirtilmesi, 03/10/2006 ila 13/06/2007 tarihleri arasında davaya konu aynı yerle ilgili başkaca bir soruşturma ve kovuşturma yapılıp yapılmadığının ilgili birimlerin tevzi bürolarından ve UYAP ortamından araştırılarak, tespit edilen dava dosyalarının onaylı birer suretlerinin getirtilmesi ve böylece, eylemler arasında zincirleme suç hükümlerinin uygulanma olanağının bulunup bulunmadığının ve gerektiğinde derdest olan davaların birleştirilmesinin değerlendirilmesi, bundan sonra, sanığın hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi gerekirken noksan soruşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
TCK'nın 203. maddesinde mühür bozma eylemi için hapis cezası ile adli para cezası seçenek yaptırım olarak öngörüldüğü halde, sanık hakkında neden hapis cezası yaptırımının tercih edildiğinin denetime olanak verecek bir şekilde gerekçeleri gösterilmek suretiyle açıklanmaması,
Mühür bozma suçunun topluma karşı suçlar arasında yer alıp, kamu idaresinin mühür koymaya yönelik iradesine karşı işlenmesi nedeniyle, mühür bozma eyleminin meydana getirdiği bir zarardan söz edilemeyeceği ve ayrıca, sanığın ileride yeniden suç işlemeyeceği yönünde mahkemede kanaat oluştuğu da gözetilerek, öncelikle, sanığın adli sicil kaydında görünen ilamın infaz ve kesinleşme şerhli, onaylı bir suretinin getirtilerek, söz konusu ilamın silinme koşulları oluşmuşsa, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, silinme koşulları oluşmamışsa, hükmün açıklanmasının geri bırakılmamasına karar verilmesi gerekirken, "kamunun uğradığı zararın giderilmemiş olduğundan" şeklindeki gerekçe ile sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de nazara alınmak suretiyle CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 25/09/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.