Yargıtay5. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 5. Ceza Dairesi E.2011/2627 K.2012/47
Zimmet suçundan sanık ... ’un bozma üzerine yapılan yargılanması sonunda; atılı suçtan mahkümiyetine ve özel belgede sahtecilik suçundan zamanaşımı nedeniyle kamu davasının düşmesine dair, Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 26.10.2009 gün ve 2009/314 Esas, 2009/344 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay’ca incelenmesi sanık müdafii ve katılan vekili tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay C.Başsavcılığından tebliğname ile daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Davaya esas olan 19.01.2000 tarihli iddianamede sanığın eylemlerinin anlatılış biçimi, Ankara 24. Asliye Ceza Mahkemesinin 04.04.2000 tarihli görevsizlik kararında sahte faturaların kullanılması suretiyle nitelikli zimmet suçunun işlendiğinin belirtilmesi, sahtecilik eyleminin 765 sayılı TCK.nun 202/2. maddesinde düzenlenen nitelikli zimmet suçunun unsuru olması ve CMK.nun 225/2. maddesi uyarınca mahkemenin fiilin nitelendirilmesinde bağımsız olması karşısında tebliğnamedeki sahtecilik suçundan açılmış bir dava bulunmadığına dair bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
SSK Ankara Kreş ve Gündüz Bakımevinde mübayaa memuru olarak görev yapan sanığın malzeme alımı için farklı tarihlerde çektiği avansların bir kısmını zimmetine geçirmesi eylemleri sırasında gerçek mal alımına dayanmayan sahte faturaları kullanması yanında avansların kapatılmasına yönelik olarak sahte “muayene ve anbar giriş fişleri” tanzim ettiği ve kurum müdürü tarafından imzalanan malzeme listelerinde tahrifat yaptığı anlaşılması karşısında, 765 sayılı Kanunun uygulanmasında zimmet suçunun unsuru sayılan söz konusu sahtecilik fiilleri için 5237 sayılı Kanun uygulamasında aynı Kanunun 212. maddesi hükmü uyarınca, zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik suçundan ceza tayin edilmesi gerektiği, bu itibarla sanık hakkında
765 sayılı TCK.nun 202/1, 80, 202/3, 59, 219/4. maddeleri 5237 sayılı TCK.nun ise 247/1, 43/1, 248/2, 62, 53/1, 53/5, 204/2, 43/1, 62, 53/1 ve 53/5. maddelerinin uygulanarak 5252 sayılı Yasanın 9/3 ve CMK.nun 34 ve 230. maddeleri uyarınca ortaya çıkan sonuçlarının birbiriyle bütün olarak karşılaştırılması durumunda sonuç ceza miktarları itibariyle 765 sayılı Yasanın sanık lehine olacağı ve suç tarihi ile hüküm tarihi arasında 12 yıllık sürenin de dolmadığı gözetilmeksizin olayda 207. maddeye uyan “özel belgede sahteciliğin” bulunduğunun ve bu suç için 5237 sayılı Kanunun aynı Yasanın 66/1-e ve 67/4. maddelerinde belirtilen ilave zamanaşımı süresinin dolduğunun kabulü ile lehe yasanın belirlenmesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafiin ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 10.01.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Davaya esas olan 19.01.2000 tarihli iddianamede sanığın eylemlerinin anlatılış biçimi, Ankara 24. Asliye Ceza Mahkemesinin 04.04.2000 tarihli görevsizlik kararında sahte faturaların kullanılması suretiyle nitelikli zimmet suçunun işlendiğinin belirtilmesi, sahtecilik eyleminin 765 sayılı TCK.nun 202/2. maddesinde düzenlenen nitelikli zimmet suçunun unsuru olması ve CMK.nun 225/2. maddesi uyarınca mahkemenin fiilin nitelendirilmesinde bağımsız olması karşısında tebliğnamedeki sahtecilik suçundan açılmış bir dava bulunmadığına dair bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
SSK Ankara Kreş ve Gündüz Bakımevinde mübayaa memuru olarak görev yapan sanığın malzeme alımı için farklı tarihlerde çektiği avansların bir kısmını zimmetine geçirmesi eylemleri sırasında gerçek mal alımına dayanmayan sahte faturaları kullanması yanında avansların kapatılmasına yönelik olarak sahte “muayene ve anbar giriş fişleri” tanzim ettiği ve kurum müdürü tarafından imzalanan malzeme listelerinde tahrifat yaptığı anlaşılması karşısında, 765 sayılı Kanunun uygulanmasında zimmet suçunun unsuru sayılan söz konusu sahtecilik fiilleri için 5237 sayılı Kanun uygulamasında aynı Kanunun 212. maddesi hükmü uyarınca, zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik suçundan ceza tayin edilmesi gerektiği, bu itibarla sanık hakkında
765 sayılı TCK.nun 202/1, 80, 202/3, 59, 219/4. maddeleri 5237 sayılı TCK.nun ise 247/1, 43/1, 248/2, 62, 53/1, 53/5, 204/2, 43/1, 62, 53/1 ve 53/5. maddelerinin uygulanarak 5252 sayılı Yasanın 9/3 ve CMK.nun 34 ve 230. maddeleri uyarınca ortaya çıkan sonuçlarının birbiriyle bütün olarak karşılaştırılması durumunda sonuç ceza miktarları itibariyle 765 sayılı Yasanın sanık lehine olacağı ve suç tarihi ile hüküm tarihi arasında 12 yıllık sürenin de dolmadığı gözetilmeksizin olayda 207. maddeye uyan “özel belgede sahteciliğin” bulunduğunun ve bu suç için 5237 sayılı Kanunun aynı Yasanın 66/1-e ve 67/4. maddelerinde belirtilen ilave zamanaşımı süresinin dolduğunun kabulü ile lehe yasanın belirlenmesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafiin ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 10.01.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.