Yargıtay 5. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 5. Ceza Dairesi E.2011/12108 K.2012/13114
Özet: (1) Sanığın polis merkezine götürülmesi sırasında bir polis memuruna rüşvet teklifinde bulunarak hırsızlık suçundan dolayı tutuklanması ve bu eylemin 5237 sayılı TCK’nın 252. maddesi uyarınca rüşvet suçu kapsamında değerlendirilip, 53/1-c. maddesinin uygulanması talebi; (2) Mahkeme, sanığın hak yoksunluğunun yalnızca altsoyu üzerindeki hizmetten mahrum bırakılmasını kabul etmediği halde, tüm haklarını koşullu salıverme tarihine kadar kullanmaktan mahrum bırakmaya karar vererek hükümünü bozdu.
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ: Rüşvet vermeye teşebbüs etme
HÜKÜM: Mahkümiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 18/09/2012 tarihli, 2012/420 Esas, 2012/1771 sayılı Kararına göre 6352 sayılı Kanunun geçici 2. maddesinin; sadece karşılıksız yararlanma suçlarını kapsadığı anlaşıldığından, anılan Kanunun rüşvet suçu yönünden getirdiği düzenlemeler de gözetilerek yapılan incelemede;
25/12/2008 tarihinde kolluk kuvvetleri tarafından, hırsızlık suçuna karıştığı şüphesiyle ... ile birlikte yakalanan sanık ...'in, polis merkezine götürülürken görevli polis memuru ...'a "Polis merkezine bizi götürmeyin, üzerimizden çıkan paralardan ne kadar istiyorsanız verelim, bizi salın." diyerek rüşvet teklifinde bulunduğunun iddia olunması karşısında;
5237 sayılı TCK'nın eylem tarihinde yürürlükte bulunan 252. maddesinde rüşvetin, kamu görevlisinin; görevinin gereklerine aykırı olarak bir işi yapması veya yapmaması için kişiyle vardığı anlaşma çerçevesinde bir yarar sağlaması olarak tanımlanmış olması dikkate alınarak, eylemin hukuki niteliğinin belirlenmesine esas olmak üzere, ... Cumhuriyet Başsavcılığının 29/12/2008 tarih ve 2008/16993 sayılı fezlekesinde ayrı evrak üzerinden soruşturma yapıldığı belirtilen hırsızlık ve dolandırıcılık suçları ile ilgili yapılan işlemlerin akıbeti sorularak, bu suçlar yönünden açılmış davalar var ise dava dosyaları getirtilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
5237 sayılı TCK'nın 53/3. maddesi uyarınca, sanığın sadece kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksun bırakılmaya ilişkin hak yoksunluğunun koşullu salıverme tarihinden itibaren uygulanamayacağı gözetilmeksizin, altsoyu dışındaki kişileri de kapsayacak şekilde 53/1-c maddesindeki hakların tümünü koşullu salıverilmeye kadar kullanmaktan mahrum bırakmaya hükmedilmesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 17/12/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ: Rüşvet vermeye teşebbüs etme
HÜKÜM: Mahkümiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 18/09/2012 tarihli, 2012/420 Esas, 2012/1771 sayılı Kararına göre 6352 sayılı Kanunun geçici 2. maddesinin; sadece karşılıksız yararlanma suçlarını kapsadığı anlaşıldığından, anılan Kanunun rüşvet suçu yönünden getirdiği düzenlemeler de gözetilerek yapılan incelemede;
25/12/2008 tarihinde kolluk kuvvetleri tarafından, hırsızlık suçuna karıştığı şüphesiyle ... ile birlikte yakalanan sanık ...'in, polis merkezine götürülürken görevli polis memuru ...'a "Polis merkezine bizi götürmeyin, üzerimizden çıkan paralardan ne kadar istiyorsanız verelim, bizi salın." diyerek rüşvet teklifinde bulunduğunun iddia olunması karşısında;
5237 sayılı TCK'nın eylem tarihinde yürürlükte bulunan 252. maddesinde rüşvetin, kamu görevlisinin; görevinin gereklerine aykırı olarak bir işi yapması veya yapmaması için kişiyle vardığı anlaşma çerçevesinde bir yarar sağlaması olarak tanımlanmış olması dikkate alınarak, eylemin hukuki niteliğinin belirlenmesine esas olmak üzere, ... Cumhuriyet Başsavcılığının 29/12/2008 tarih ve 2008/16993 sayılı fezlekesinde ayrı evrak üzerinden soruşturma yapıldığı belirtilen hırsızlık ve dolandırıcılık suçları ile ilgili yapılan işlemlerin akıbeti sorularak, bu suçlar yönünden açılmış davalar var ise dava dosyaları getirtilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
5237 sayılı TCK'nın 53/3. maddesi uyarınca, sanığın sadece kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksun bırakılmaya ilişkin hak yoksunluğunun koşullu salıverme tarihinden itibaren uygulanamayacağı gözetilmeksizin, altsoyu dışındaki kişileri de kapsayacak şekilde 53/1-c maddesindeki hakların tümünü koşullu salıverilmeye kadar kullanmaktan mahrum bırakmaya hükmedilmesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 17/12/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.