Yargıtay 5. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 5. Ceza Dairesi E.2010/6885 K.2012/11192
Özet: (1) Uyuşmazlık, polis memurunun işyerinden hırsızlıkla ilgili arama kararı kaldırma teklifini kabul ederek, yetkisi olmayan bir işlemi gerçekleştirmesi ve bu eylemin TCK 255/257 maddelerine göre menfaat sağlama suçunu oluşturup oluşturmadığı üzerineydi. (2) Mahkeme, sanığın görev kötüye kullanma suçu işlediğini belirterek erteli ceza vererek kararını bozdu ve 12/11/2012’de oybirliğiyle kararla bu hükmü iptal etti.
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ: İrtikap
HÜKÜM: Değişen suç vasfına binaen görevi kötüye kullanma suçundan mahkümiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
... ilçe Emniyet Müdürlüğünün 16/10/2007 tarihli yazısına göre ... Polis Merkez Amirliğinde görevli polis memuru olan sanığın, işyerinden hırsızlık yapılması nedeniyle polis merkezine müracaatı sırasında tanıştığı katılanla cep telefonu vasıtasıyla ve yüz yüze yaptığı görüşmelerde Emniyet Müdürlüğü Mali Şubece arandığını hakkındaki bu arama kararını 50.000 TL verilmesi karşılığında kaldırabileceğini belirttiği, daha sonra katılandan aynı gerekçeyle 2007 yılının nisan ve haziran aylarında 1000'er TL'den toplam 2000 TL parayı aldığı, sanığın mali şubede görevli olmayıp arama kararının kaldırılması konusunda da yetkili olmadığı halde işini yapacağı kanaati uyandırarak katılandan menfaat sağlaması şeklinde oluşu mahkemece de kabul edilen eyleminin TCK'nın 255. maddesi kapsamında yetkili olmadığı iş için yarar sağlama suçunu oluşturduğu ve hükümden sonra yürürlüğe giren ve anılan maddeyi değiştiren 6352 sayılı Yasanın 89. maddesi de nazara alınarak hüküm kurulması gerektiğinin gözetilememesi,
Kabule göre de;
Sanık hakkında sonuç olarak belirlenen erteli ceza 1 yıldan fazla olması nedeniyle kısa süreli olmadığından TCK'nın 53/1. madde ve fıkralarının uygulanması gerektiğinin düşünülmemesi,
Hükümden sonra 19/12/2010 tarihinde yürürlüğe giren 6086 sayılı Yasanın 1. maddesi ile TCK'nın 257/1-2. madde-fıkralarında yer alan "kazanç" sözcüğünün "menfaat" olarak değiştirilmesi, bu fıkralarda öngörülen cezaların alt ve üst sınırlarının indirilmesi ve 3. fıkra için yeni bir ceza ihdas edilmesi karşısında TCK'nın 7/2. madde-fıkrasındaki "suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur" hükmü gözetilerek, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gözetilerek CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 12/11/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ: İrtikap
HÜKÜM: Değişen suç vasfına binaen görevi kötüye kullanma suçundan mahkümiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
... ilçe Emniyet Müdürlüğünün 16/10/2007 tarihli yazısına göre ... Polis Merkez Amirliğinde görevli polis memuru olan sanığın, işyerinden hırsızlık yapılması nedeniyle polis merkezine müracaatı sırasında tanıştığı katılanla cep telefonu vasıtasıyla ve yüz yüze yaptığı görüşmelerde Emniyet Müdürlüğü Mali Şubece arandığını hakkındaki bu arama kararını 50.000 TL verilmesi karşılığında kaldırabileceğini belirttiği, daha sonra katılandan aynı gerekçeyle 2007 yılının nisan ve haziran aylarında 1000'er TL'den toplam 2000 TL parayı aldığı, sanığın mali şubede görevli olmayıp arama kararının kaldırılması konusunda da yetkili olmadığı halde işini yapacağı kanaati uyandırarak katılandan menfaat sağlaması şeklinde oluşu mahkemece de kabul edilen eyleminin TCK'nın 255. maddesi kapsamında yetkili olmadığı iş için yarar sağlama suçunu oluşturduğu ve hükümden sonra yürürlüğe giren ve anılan maddeyi değiştiren 6352 sayılı Yasanın 89. maddesi de nazara alınarak hüküm kurulması gerektiğinin gözetilememesi,
Kabule göre de;
Sanık hakkında sonuç olarak belirlenen erteli ceza 1 yıldan fazla olması nedeniyle kısa süreli olmadığından TCK'nın 53/1. madde ve fıkralarının uygulanması gerektiğinin düşünülmemesi,
Hükümden sonra 19/12/2010 tarihinde yürürlüğe giren 6086 sayılı Yasanın 1. maddesi ile TCK'nın 257/1-2. madde-fıkralarında yer alan "kazanç" sözcüğünün "menfaat" olarak değiştirilmesi, bu fıkralarda öngörülen cezaların alt ve üst sınırlarının indirilmesi ve 3. fıkra için yeni bir ceza ihdas edilmesi karşısında TCK'nın 7/2. madde-fıkrasındaki "suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur" hükmü gözetilerek, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gözetilerek CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 12/11/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.