Yargıtay 5. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 5. Ceza Dairesi E.2010/11004 K.2012/12273
Özet: Uyuşmazlık konusu, hastanede görev yapan bir doktorun hasta için ameliyatı hızlandırmak amacıyla para talep etmesi ve bu eylemin rüşvet olarak değerlendirilip değerlendirilmediği üzerineydi. Mahkeme, eylemin “görevinin gereklerine aykırı olarak yarar sağlama” niteliklerini taşıdığını kabul ederek, 5237 sayılı TCK’nın ilgili maddeleri uyarınca hükmün bozulmasına ve sanığın davasının zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verdi.
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ: İkna suretiyle irtikap
HÜKÜM: Eylemin görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğunun kabulüyle mahkümiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Dairemizin 26/11/2007 tarihli bozma ilamında da ayrıntılı olarak belirtildiği üzere; ... Hastanesinde Genel Cerrahi Uzmanı olarak görev yapan sanığın müştekiden hastanede sıra beklemeden hemen ameliyatını yapmak için para istediğinde, vermek istemeyen müştekinin C. Savcılığına başvurması üzerine numaraları tespitli paraların verilmesinden sonra alınan önlemlerle sanığın yakalanması eyleminin sabit olduğu ve 765 sayılı Yasanın 212/1-61. maddelerine uyan yapması gereken işi yapmak için rüşvet almaya eksik teşebbüs suçuna vücut vereceği anlaşılmış ve mahkemece de oluş ve nitelendirme bu şekilde kabul edilmiş ise de; 765 sayılı Yasanın 212. maddesinin bir ve ikinci fıkralarında basit ve nitelikli rüşvet alma suçları ayrı ayrı düzenlenip yaptırım altına alındığı halde, sonradan yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK'nın rüşveti tanımlayan 252/3. maddesinde “rüşvet, bir kamu görevlisinin, görevinin gereklerine aykırı olarak bir işi yapması veya yapmaması için kişiyle vardığı anlaşma çerçevesinde bir yarar sağlamasıdır” denilerek sadece nitelikli rüşvete yer verildiği, kamu görevlisinin yapması gereken bir işi yapması ya da yapmaması gereken işi yapmaması için yarar sağlanmasının rüşvet suçu kapsamından çıkarıldığı cihetle, sanığın eyleminin aynı Yasanın 257/3. maddesinde düzenlenen görevinin gereklerine uygun davranmak için çıkar sağlama suçu niteliğinde olduğu ve bu suçun tabi olduğu yasa maddesinde öngörülen cezanın tutarına nazaran 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e ve 67/4. maddelerinde belirlenen 8 yıllık asli ve 12 yıllık ilave zamanaşımına tabi olduğu, suç tarihi ile inceleme günü arasında bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından 5237 sayılı TCK'nın 7/2 ile 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddeleri gözetilmek suretiyle hükmün CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden sanık hakkında açılan kamu davasının aynı Yasanın 322 ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddeleri uyarınca zamanaşımı sebebiyle DÜŞMESİNE, 29/11/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ: İkna suretiyle irtikap
HÜKÜM: Eylemin görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğunun kabulüyle mahkümiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Dairemizin 26/11/2007 tarihli bozma ilamında da ayrıntılı olarak belirtildiği üzere; ... Hastanesinde Genel Cerrahi Uzmanı olarak görev yapan sanığın müştekiden hastanede sıra beklemeden hemen ameliyatını yapmak için para istediğinde, vermek istemeyen müştekinin C. Savcılığına başvurması üzerine numaraları tespitli paraların verilmesinden sonra alınan önlemlerle sanığın yakalanması eyleminin sabit olduğu ve 765 sayılı Yasanın 212/1-61. maddelerine uyan yapması gereken işi yapmak için rüşvet almaya eksik teşebbüs suçuna vücut vereceği anlaşılmış ve mahkemece de oluş ve nitelendirme bu şekilde kabul edilmiş ise de; 765 sayılı Yasanın 212. maddesinin bir ve ikinci fıkralarında basit ve nitelikli rüşvet alma suçları ayrı ayrı düzenlenip yaptırım altına alındığı halde, sonradan yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK'nın rüşveti tanımlayan 252/3. maddesinde “rüşvet, bir kamu görevlisinin, görevinin gereklerine aykırı olarak bir işi yapması veya yapmaması için kişiyle vardığı anlaşma çerçevesinde bir yarar sağlamasıdır” denilerek sadece nitelikli rüşvete yer verildiği, kamu görevlisinin yapması gereken bir işi yapması ya da yapmaması gereken işi yapmaması için yarar sağlanmasının rüşvet suçu kapsamından çıkarıldığı cihetle, sanığın eyleminin aynı Yasanın 257/3. maddesinde düzenlenen görevinin gereklerine uygun davranmak için çıkar sağlama suçu niteliğinde olduğu ve bu suçun tabi olduğu yasa maddesinde öngörülen cezanın tutarına nazaran 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e ve 67/4. maddelerinde belirlenen 8 yıllık asli ve 12 yıllık ilave zamanaşımına tabi olduğu, suç tarihi ile inceleme günü arasında bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından 5237 sayılı TCK'nın 7/2 ile 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddeleri gözetilmek suretiyle hükmün CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden sanık hakkında açılan kamu davasının aynı Yasanın 322 ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddeleri uyarınca zamanaşımı sebebiyle DÜŞMESİNE, 29/11/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.