Yargıtay 5. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 5. Ceza Dairesi E.2010/10706 K.2011/2656
Özet: Uyuşmazlık konusu, sanıkların çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve suçu bildirmeme suçlarından mahkum edilmesinin hukuki geçerliliği ve ilgili kanun maddelerinin uygulanmasıdır. Mahkeme, ilgili TCK ve CMK hükümlerini inceleyerek kararlarını bozdu ve 04.04.2011 tarihinde oybirliğiyle karar vererek hükümlerin iptaline karar verdi.
Ruh sağlığını bozacak ve zincirleme biçimde çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve suçu bildirmeme suçlarından sanıklar ... ve ...’ün yapılan yargılanmaları sonunda; sanık ...’ın ruh sağlığını bozacak ve zincirleme biçimde çocuğun nitelikli cinsel istismarı, sanık ...’ün ise suçu bildirmeme suçundan mahkümiyetlerine dair, ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 30.03.2010 gün ve 2007/141 Esas, 2010/41 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay’ca incelenmesi sanıklar müdafiileri ve O Yer C. Savcısı tarafından istenilmiş ve ayrıca tayin edilen ceza miktarına göre nitelikli cinsel istismar suçundan verilen hüküm re'sen de temyize tabi olduğundan dava evrakı C. Başsavcılığından tebliğname ile daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Mağdurenin aşamalardaki beyanlarına, yaşına, aile içindeki konumuna, sanığa mukavemet gösterdiğine ilişkin doktor raporlarına ve dosya içeriğine göre cinsel istismarın cebir ve tehdit kullanılarak gerçekleştirildiği anlaşıldığından tebliğnamedeki TCK.nun 103/4. maddesinin uygulanmasını gerektirecek kanıt bulunmadığı yönündeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 11.05.2010 gün ve 2010/4-110 sayılı kararına ve Adli Tıp Kurumu Kanunu'nun 7 ve 23. maddelerine göre suç tarihinde çocuk olduğu anlaşılan mağdurun muayenesi ve hakkındaki raporun düzenlenmesi sırasında, inceleme konusunun uzmanı olan çocuk psikiyatrisi uzmanı bulundurulması gerektiği gözetilmeden usulüne uygun teşekkül etmeyen İhtisas Kurulu raporuna itibar edilerek TCK.nun 103/6. maddesinin uygulanmasına karar verilmesi,
Hiç kimsenin kendisini veya yakınlarını suçlayıcı beyanda bulunmaya zorlanamayacağına ilişkin Anayasa’nın 38/5. maddesindeki düzenleme karşısında atılı suçu bildirmeme suçundan sorumlu tutulamayacak olan sanık ...’ün beraeti yerine mahkümiyetine karar verilmesi,
Kabule göre de;
Sanığın soruşturma aşamasındaki savunmasına, tanıklar Nursel Bişkin ve Feride Mol Akçay’ın anlatımlarına ve dosya kapsamına nazaran sanık ...’ün diğer sanık ...’in suçunu öğrendiği tarihte mağdurenin onbeş yaşından büyük olduğu ve daha önce suçun işlendiğini bildiğini gösteren kanıt bulunmadığı gözetilmeden cezasının TCK.nun 278/3. maddesiyle artırılması,
TCK.nun 51/1-a-b ve CMK.nun 231/6. maddesindeki koşullar değerlendirilmeden “zarar görene karşı işlenen suçu uzun zaman bildirmemiş olması” gibi yasal ve yeterli olmayan gerekçeyle sanık ... hakkında TCK.nun 51 ve CMK.nun 231. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Kanuna aykırı, sanıklar müdafiileri ve O Yer C. Savcısı ile çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçu bakımından re'sen temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 04.04.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Mağdurenin aşamalardaki beyanlarına, yaşına, aile içindeki konumuna, sanığa mukavemet gösterdiğine ilişkin doktor raporlarına ve dosya içeriğine göre cinsel istismarın cebir ve tehdit kullanılarak gerçekleştirildiği anlaşıldığından tebliğnamedeki TCK.nun 103/4. maddesinin uygulanmasını gerektirecek kanıt bulunmadığı yönündeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 11.05.2010 gün ve 2010/4-110 sayılı kararına ve Adli Tıp Kurumu Kanunu'nun 7 ve 23. maddelerine göre suç tarihinde çocuk olduğu anlaşılan mağdurun muayenesi ve hakkındaki raporun düzenlenmesi sırasında, inceleme konusunun uzmanı olan çocuk psikiyatrisi uzmanı bulundurulması gerektiği gözetilmeden usulüne uygun teşekkül etmeyen İhtisas Kurulu raporuna itibar edilerek TCK.nun 103/6. maddesinin uygulanmasına karar verilmesi,
Hiç kimsenin kendisini veya yakınlarını suçlayıcı beyanda bulunmaya zorlanamayacağına ilişkin Anayasa’nın 38/5. maddesindeki düzenleme karşısında atılı suçu bildirmeme suçundan sorumlu tutulamayacak olan sanık ...’ün beraeti yerine mahkümiyetine karar verilmesi,
Kabule göre de;
Sanığın soruşturma aşamasındaki savunmasına, tanıklar Nursel Bişkin ve Feride Mol Akçay’ın anlatımlarına ve dosya kapsamına nazaran sanık ...’ün diğer sanık ...’in suçunu öğrendiği tarihte mağdurenin onbeş yaşından büyük olduğu ve daha önce suçun işlendiğini bildiğini gösteren kanıt bulunmadığı gözetilmeden cezasının TCK.nun 278/3. maddesiyle artırılması,
TCK.nun 51/1-a-b ve CMK.nun 231/6. maddesindeki koşullar değerlendirilmeden “zarar görene karşı işlenen suçu uzun zaman bildirmemiş olması” gibi yasal ve yeterli olmayan gerekçeyle sanık ... hakkında TCK.nun 51 ve CMK.nun 231. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Kanuna aykırı, sanıklar müdafiileri ve O Yer C. Savcısı ile çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçu bakımından re'sen temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 04.04.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.