‹ Ana sayfa
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi Borçlar Hukuku · ön sınıflandırma

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E.2012/7333 K.2012/11045

Esas No: 2012/7333 · Karar No: 2012/11045 · Karar Tarihi: 21.06.2012
Özet: Uyuşmazlık, Elektrik Dağıtım AŞ’in, indirimli tarife uygulamasından vazgeçilmesi nedeniyle ödenen fazla elektrik bedelinin geri alınması için açılan ve üçüncü kişiye yapılan tazminatın rücu yoluyla davalıdan talep edilmesini içermektedir. Mahkeme, zamanaşımının geçerli olduğunu belirterek, temyiz edilen kararı davalı yararına bozmuş ve kararın bozulmasına karar vermiştir.
MAHKEMESİ: Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı .... Elektrik Dağıtım AŞ. vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 12/08/2009 gününde verilen dilekçe ile rücuen alacak istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 08/12/2011 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.

Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir. Yerel mahkemece, istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davacı ve davalı tarafından temyiz olunmuştur.

Davacı, dava dışı üçüncü kişinin mevzuat gereği kendisine indirimli tarife uygulanması gerekirken, Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı’nın talimatı üzerine indirimli tarife uygulamasından vazgeçilmesi nedeniyle ödemiş olduğu fazla elektrik bedelinin geri alınması için açtığı dava sonucunda mahkemece verilen ve kesinleşen karar gereğince üçüncü kişiye ödemiş olduğu tazminatın, ödemeye yol açan davalıdan rücu yolu ile alınmasını istemiştir.

Davalı ise, yasal süresi içinde zamanaşımı savunmasında bulunarak istemin reddedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

Rücu hakkı, başkasına ait borcu yerine getiren kişinin mal varlığında meydana gelen kaybı gidermeye yönelen tazminat niteliğinde bir talep hakkıdır. Davacının mal varlığındaki eksilme, ödeme tarihlerinde gerçekleşmiştir. Davacı, ödeme tarihi itibariyle fiil ve faili bildiği gibi zarar da tam anlamıyla gerçekleşmiştir. Davanın niteliğine göre zamanaşımının başlangıç tarihi, haksız fiil tarihi olmayıp, haksız fiil sonucu doğan zararın zarar görene ödendiği tarihtir. Çünkü ortaya çıkan zararı ödeyen kişi, ancak bu ödeme tarihinden sonra talep edebilme hakkına kavuşur ve bu süre bir yıldır.

Somut olayda, davacı kurumca üçüncü şahsa yapılan ödeme tarihleri, 03/11/2006 ve 29/01/2007 olup, bu davanın açılma tarihi ise 12.08.2009'dır. Davacı kamu kurumu olmadığından dava açmaya yetkili yerin ‘olur’ verdiği gün zamanaşımının başlangıcı olarak esas alınamaz.

Yerel mahkemece, davanın açıldığı günde, ödeme tarihlerinden itibaren bir yıllık zamanaşımı süresinin geçmiş olduğu gözetilerek, istemin zamanaşımı nedeniyle reddedilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçeyle yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda gösterilen nedenle davalı yararına BOZULMASINA; bozma nedenine göre davacının tüm, davalının öteki temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına 21/06/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?