Yargıtay 4. Hukuk Dairesi Ticaret Hukuku · ön sınıflandırma
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E.2011/3345 K.2012/9771
Özet: (1) Davacılar, haksız eylem nedeniyle uğradıkları maddi ve manevi zararın tazmini için Bayındırlık İl Müdürlüğü, İskan İl Müdürlüğü, sağlık ocağı sorumlu hekimi ve ilgili yüklenici şirketlere karşı dava açmışlardır. (2) Mahkeme, temyiz itirazlarının 2‑a‑b maddelerinde belirtilen gerekçelerle bozulmasına karar vererek davacıların talebini kabul etmiş, diğer temyiz itirazlarını reddetmiş ve harcın geri verilmesini öngörmüştür.
MAHKEMESİ: Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı ... ve diğerleri vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve diğerleri aleyhine 28/01/2003 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 15/09/2010 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Davacıların diğer temyiz itirazlarına gelince;
Dava, haksız eylem nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece; davanın davalı Bayındırlık İl Müdürlüğü yönünden idari yargıda görülmesi gerektiğinden görev yönünden dava dilekçesinin reddine, davalılar ... ve ... yönünden husumetten reddine, davalı yüklenici şirket ve davalı ... yönünden kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
a) Dava dilekçesinde ve karar başlığında davalı olarak ismine yer verilen davalı Bayındırlık ve İskan İl Müdürü ... hakkında herhangi bir hüküm kurulmamış olması, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297. maddesi uyarınca doğru değildir. Kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
b) Dava, kamu görevlisi olan sağlık ocağı sorumlu hekimi ...'in kusuru nedeniyle bu kamu görevlisi aleyhine de açılmıştır.
Kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken veya görevlerini yaparken kişilere zarar vermesi ilgili kamu kurumunun hizmet kusurunu oluşturur. Bu durumda sorumlu, kamu görevlisinin emrinde çalışmakta olduğu kamu kurumu olup dava o kurum aleyhine açılmalıdır. (T.C. Anayasası 40/III, 129/V, 657 Sy. K.13, HGK 2011/4-592 E., 2012/25 K.) Bu konuda yasal düzenlemeler emredici hükümler içermektedir. Diğer yandan Sorumluluk Hukukunun temel ilkeleri açısından bakıldığında da bu şekilde düzenlemenin mevzuatta yer almış olması zarar görenin zararının karşılanması yönünde önemli bir teminattır.
Somut olayda, davalı hekimin yerine getirdiği kamu görevinden dolayı zarar görme olgusuna dayanılması nedeniyle bu davalı hakkındaki davanın husumetten reddi gerekirken, taraf sıfatı olmamasına rağmen esas yönünden karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda (2-a-b) sayılı bentte gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, davacıların diğer temyiz itirazlarının ilk bentte gösterilen nedenlerle reddine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 05/06/2012 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Dava, davalıların kusurlu davranışları ile hatalı olarak imal edilen garaj kapısının yıkılması sonucu davacıların çocukları.....'ın ölümü nedenine dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Makemece; davalılardan Bayındırlık ve İskan İl Müdürlüğü hakkındaki dava yargı yolu bakımından davalılar ... ve ... hakkındaki dava husumet nedeni ile reddedilmiş, davalılar ..... İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. ile ... yönünden kısmen kabul edilmiştir.
Dosya kapsamına ve mahkemece hükme esas alınan 15/04/2010 günlü bilirkişi raporuna göre davalılardan ... ile F.....'in olayın meydana gelmesinde kusurları bulunmadığı anlaşılmaktadır. Dava dilekçesinde davalıların hizmetten ayrılabilen kişisel kusurlarına dayanıldığına göre bu davalılar yönünden davanın esastan reddi gerekirken, davalı ... yönünden husumet yokluğundan reddedilmiş olması, davalı ... hakkında ise olumlu olumsuz hiç hüküm kurulmamış olması doğru olmayıp yerel mahkeme kararının bu gerekçeyle bozulması gerektiği düşüncesindeyim.
Açıklanan nedenlerle dairemiz bozma kararının 2/b bendinde yazılı bozma gerekçesine katılmıyorum. 05/06/2012
Davacı ... ve diğerleri vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve diğerleri aleyhine 28/01/2003 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 15/09/2010 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Davacıların diğer temyiz itirazlarına gelince;
Dava, haksız eylem nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece; davanın davalı Bayındırlık İl Müdürlüğü yönünden idari yargıda görülmesi gerektiğinden görev yönünden dava dilekçesinin reddine, davalılar ... ve ... yönünden husumetten reddine, davalı yüklenici şirket ve davalı ... yönünden kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
a) Dava dilekçesinde ve karar başlığında davalı olarak ismine yer verilen davalı Bayındırlık ve İskan İl Müdürü ... hakkında herhangi bir hüküm kurulmamış olması, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297. maddesi uyarınca doğru değildir. Kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
b) Dava, kamu görevlisi olan sağlık ocağı sorumlu hekimi ...'in kusuru nedeniyle bu kamu görevlisi aleyhine de açılmıştır.
Kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken veya görevlerini yaparken kişilere zarar vermesi ilgili kamu kurumunun hizmet kusurunu oluşturur. Bu durumda sorumlu, kamu görevlisinin emrinde çalışmakta olduğu kamu kurumu olup dava o kurum aleyhine açılmalıdır. (T.C. Anayasası 40/III, 129/V, 657 Sy. K.13, HGK 2011/4-592 E., 2012/25 K.) Bu konuda yasal düzenlemeler emredici hükümler içermektedir. Diğer yandan Sorumluluk Hukukunun temel ilkeleri açısından bakıldığında da bu şekilde düzenlemenin mevzuatta yer almış olması zarar görenin zararının karşılanması yönünde önemli bir teminattır.
Somut olayda, davalı hekimin yerine getirdiği kamu görevinden dolayı zarar görme olgusuna dayanılması nedeniyle bu davalı hakkındaki davanın husumetten reddi gerekirken, taraf sıfatı olmamasına rağmen esas yönünden karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda (2-a-b) sayılı bentte gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, davacıların diğer temyiz itirazlarının ilk bentte gösterilen nedenlerle reddine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 05/06/2012 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Dava, davalıların kusurlu davranışları ile hatalı olarak imal edilen garaj kapısının yıkılması sonucu davacıların çocukları.....'ın ölümü nedenine dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Makemece; davalılardan Bayındırlık ve İskan İl Müdürlüğü hakkındaki dava yargı yolu bakımından davalılar ... ve ... hakkındaki dava husumet nedeni ile reddedilmiş, davalılar ..... İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. ile ... yönünden kısmen kabul edilmiştir.
Dosya kapsamına ve mahkemece hükme esas alınan 15/04/2010 günlü bilirkişi raporuna göre davalılardan ... ile F.....'in olayın meydana gelmesinde kusurları bulunmadığı anlaşılmaktadır. Dava dilekçesinde davalıların hizmetten ayrılabilen kişisel kusurlarına dayanıldığına göre bu davalılar yönünden davanın esastan reddi gerekirken, davalı ... yönünden husumet yokluğundan reddedilmiş olması, davalı ... hakkında ise olumlu olumsuz hiç hüküm kurulmamış olması doğru olmayıp yerel mahkeme kararının bu gerekçeyle bozulması gerektiği düşüncesindeyim.
Açıklanan nedenlerle dairemiz bozma kararının 2/b bendinde yazılı bozma gerekçesine katılmıyorum. 05/06/2012
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.