Yargıtay 4. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 4. Ceza Dairesi E.2012/4993 K.2012/6172
Özet: Uyuşmazlık, sanığın tefecilik suçundan dolayı hapis ve adli para cezası ile cezalandırılması ve bu kararın açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin itirazın reddiyle ilgilidir; Mahkeme, sanığın izin almadan faizle ödünç para vererek kazanç elde ettiğini, somut bir maddi zarar oluşturduğunu belirterek, hapis cezasının 1 yıl 8 ay ve adli para cezasının 4 gün olarak onaylandığını, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına izin verilmediğine karar vermiştir.
Tefecilik suçundan sanık ...'nın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 241/1, 62/1. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis ve 4 gün adlî para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddesine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Ankara 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 16/09/2010 tarihli ve 2009/225 esas, 2010/653 sayılı kararına yönelik itirazın reddine ilişkin Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 06/12/2010 tarihli ve 2010/993 değişik iş sayılı kararının Adalet Bakanlığınca 21.11.2011 gün ve 58892. sayılı yazı ile yasa yararına bozulmasının istenmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 20.01.2012 gün ve 393308 sayılı istem yazısıyla dava dosyası Daireye gönderilmekle incelendi:
İstem yazısında “Dosya kapsamına göre, müşteki ...'in sanıktan borç para alarak karşılığında senetle çek verdiği, yüksek faiz sebebiyle borcunu ödeyemediği, sanığın ödünç para verme hususunda izninin bulunmadığı ve maddi menfaat elde ettiği olayda, giderilmemiş kamu zararının doğduğu. 5271 sayılı Kanun'un 231/6 maddesi yer alan objektif unsurun gerçekleşmediği gözetilerek itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.
Gereği görüşüldü:
5271 sayılı C.Y.Y.'nın 231. maddesinin 6. fıkrasında, "Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için; a) Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması, b) Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması, c) Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi, gerekir" hükmü yer almaktadır.
C.Y.Y.'nın 231/6-c maddesi hükmü, sanığın mağdur veya kamuya verdiği maddi zararın karşılığı olan paranın ödenmesini gerektiren somut olaylarda uygulanabilir. Anılan maddedeki zarar kavramından, Y.C.G.K.'nun 3.2.2009 gün ve 2008/250-2009/13 sayılı kararında belirtildiği üzere, yalnızca basit bir araştırma ile belirlenecek maddi zararların anlaşılması gerekmektedir. Anılan zarar, ölçülebilir, belirlenebilir (somut) maddi zarara ilişkin olup manevi nitelikte zararı kapsamamaktadır.
Tefecilik suçu T.C. Y.'nın 241. maddesinde "kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünç para veren kişi, .... cezalandırılır." biçiminde düzenlenmiş, 90 sayılı Ödünç Para Verme İşleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 9. maddesinde ise, "Bu Kanun Hükmünde Kararname uyarınca ikrazatçılık yapmak üzere izin alınmadan, faiz veya ipotek almak suretiyle, ödünç para verme işlemlerinin yapılması veya bu işlerin meslek ittihaz edilmesi ve Kanun Hükmünde Kararname uyarınca alınan ikrazatçılık izni iptal edildiği halde ödünç para verme işlerine devam edilmesi,..." şeklinde tanımlanmıştır. Anılan kanun hükmünde kararnamenin 11. maddesinde ise "Müsteşarlık, ikrazatçıların kayıtlarının sağlıklı bir şekilde izlenmesini teminen, Türk Ticaret Kanunu ve Vergi Usul Kanununun tutulmasını zorunlu kıldığı defterlerin yanı sıra başka yardımcı defter tutulmasını veya belge düzenlenmesini zorunlu hale getirmeye ve bu defter ve belgelerle ilgili usul ve esasları tesbite yetkilidir." hükmüne yer verilmiştir. Yukarıda belirtilen mevzuat hükümleri bir bütün olarak değerlendirildiğinde bir başkasına ödünç para verme işinin, Hazine Müsteşarlığının iznine ve bu işten elde edilen kazancın da vergiye tabi olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda izin almadan faiz veya başka bir ad altında kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünç para verme eyleminin, T.C. Y.'nın 241. maddesindeki suçu oluşturacağı ve Hazinenin bu suçun işlenmesinden dolayı vergi kaybına uğrayacağı açıktır. Hazinenin vergi kaybı somut, belirlenebilir bir maddi zarar olduğundan giderilmediği takdirde sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükmünün açıklanmasının geri bırakılması da olanaksızdır.
İncelenen dosyada, sanık hakkında yetkili merciden izin almadan müşteki ...'e faiz karşılığı ödünç para vererek tefecilik yaptığı iddiasıyla kamu davası açılmıştır. Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere sanık ikrazatçılık izni almadığı gibi faiz karşılığı ödünç para verme işinden elde ettiği kazancın vergisini de Hazineye ödememiştir. Öte yandan sanığa ait adli sicil belgesinde kasıtlı suça ilişkin bir erteli mahkumiyet hükmü bulunmaktadır. Suç tarihi itibariyle bu kararın adli sicil kayıtlarından silinme şartları oluşmamıştır. İtiraz merciinin, C.Y.Y.'nın 231/6 maddesinin (a) ve (c) bentlerinde öngörülen objektif uygulama koşullarının somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediğini irdelemeden verdiği itirazın reddi kararının hukuka aykırı olduğu görülmektedir.
Açıklanan nedenlerle, istem yerinde bulunduğundan, tefecilik suçundan sanık ... hakkında Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesince 6.12.2010 tarih ve 2010/993 Değişik İş sayı ile itiraz üzerine verilen kararın, C.Y.Y.'nın 309. maddesi uyarınca kanun yararına BOZULMASINA, aynı yasa maddesinin 4-a fıkrası gereğince sonraki işlemlerin yerinde tamamlanmasına, 14.03.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
İstem yazısında “Dosya kapsamına göre, müşteki ...'in sanıktan borç para alarak karşılığında senetle çek verdiği, yüksek faiz sebebiyle borcunu ödeyemediği, sanığın ödünç para verme hususunda izninin bulunmadığı ve maddi menfaat elde ettiği olayda, giderilmemiş kamu zararının doğduğu. 5271 sayılı Kanun'un 231/6 maddesi yer alan objektif unsurun gerçekleşmediği gözetilerek itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.
Gereği görüşüldü:
5271 sayılı C.Y.Y.'nın 231. maddesinin 6. fıkrasında, "Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için; a) Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması, b) Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması, c) Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi, gerekir" hükmü yer almaktadır.
C.Y.Y.'nın 231/6-c maddesi hükmü, sanığın mağdur veya kamuya verdiği maddi zararın karşılığı olan paranın ödenmesini gerektiren somut olaylarda uygulanabilir. Anılan maddedeki zarar kavramından, Y.C.G.K.'nun 3.2.2009 gün ve 2008/250-2009/13 sayılı kararında belirtildiği üzere, yalnızca basit bir araştırma ile belirlenecek maddi zararların anlaşılması gerekmektedir. Anılan zarar, ölçülebilir, belirlenebilir (somut) maddi zarara ilişkin olup manevi nitelikte zararı kapsamamaktadır.
Tefecilik suçu T.C. Y.'nın 241. maddesinde "kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünç para veren kişi, .... cezalandırılır." biçiminde düzenlenmiş, 90 sayılı Ödünç Para Verme İşleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 9. maddesinde ise, "Bu Kanun Hükmünde Kararname uyarınca ikrazatçılık yapmak üzere izin alınmadan, faiz veya ipotek almak suretiyle, ödünç para verme işlemlerinin yapılması veya bu işlerin meslek ittihaz edilmesi ve Kanun Hükmünde Kararname uyarınca alınan ikrazatçılık izni iptal edildiği halde ödünç para verme işlerine devam edilmesi,..." şeklinde tanımlanmıştır. Anılan kanun hükmünde kararnamenin 11. maddesinde ise "Müsteşarlık, ikrazatçıların kayıtlarının sağlıklı bir şekilde izlenmesini teminen, Türk Ticaret Kanunu ve Vergi Usul Kanununun tutulmasını zorunlu kıldığı defterlerin yanı sıra başka yardımcı defter tutulmasını veya belge düzenlenmesini zorunlu hale getirmeye ve bu defter ve belgelerle ilgili usul ve esasları tesbite yetkilidir." hükmüne yer verilmiştir. Yukarıda belirtilen mevzuat hükümleri bir bütün olarak değerlendirildiğinde bir başkasına ödünç para verme işinin, Hazine Müsteşarlığının iznine ve bu işten elde edilen kazancın da vergiye tabi olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda izin almadan faiz veya başka bir ad altında kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünç para verme eyleminin, T.C. Y.'nın 241. maddesindeki suçu oluşturacağı ve Hazinenin bu suçun işlenmesinden dolayı vergi kaybına uğrayacağı açıktır. Hazinenin vergi kaybı somut, belirlenebilir bir maddi zarar olduğundan giderilmediği takdirde sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükmünün açıklanmasının geri bırakılması da olanaksızdır.
İncelenen dosyada, sanık hakkında yetkili merciden izin almadan müşteki ...'e faiz karşılığı ödünç para vererek tefecilik yaptığı iddiasıyla kamu davası açılmıştır. Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere sanık ikrazatçılık izni almadığı gibi faiz karşılığı ödünç para verme işinden elde ettiği kazancın vergisini de Hazineye ödememiştir. Öte yandan sanığa ait adli sicil belgesinde kasıtlı suça ilişkin bir erteli mahkumiyet hükmü bulunmaktadır. Suç tarihi itibariyle bu kararın adli sicil kayıtlarından silinme şartları oluşmamıştır. İtiraz merciinin, C.Y.Y.'nın 231/6 maddesinin (a) ve (c) bentlerinde öngörülen objektif uygulama koşullarının somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediğini irdelemeden verdiği itirazın reddi kararının hukuka aykırı olduğu görülmektedir.
Açıklanan nedenlerle, istem yerinde bulunduğundan, tefecilik suçundan sanık ... hakkında Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesince 6.12.2010 tarih ve 2010/993 Değişik İş sayı ile itiraz üzerine verilen kararın, C.Y.Y.'nın 309. maddesi uyarınca kanun yararına BOZULMASINA, aynı yasa maddesinin 4-a fıkrası gereğince sonraki işlemlerin yerinde tamamlanmasına, 14.03.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.