‹ Ana sayfa
Yargıtay 4. Ceza Dairesi Ceza Hukuku

Yargıtay 4. Ceza Dairesi E.2012/28209 K.2013/21122

Esas No: 2012/28209 · Karar No: 2013/21122 · Karar Tarihi: 03.07.2013
Özet: Uyuşmazlık, sanığın cinsel taciz ve tehdit suçlarından dolayı 1999’da verilen ağır para cezasının 2011’deki yasal değişiklikler ışığında temyiz edilip edilemeyeceğiyle ilgilidir. Mahkeme, 2012 kararında, ilgili cezaların temyize tabi olduğunu kabul ederek sanığın temyiz talebini reddetti ve hükmün kesinleştiğini belirtti.
Cinsel taciz suçundan sanık ... hakkında yapılan uyarlama yargılaması sonunda mahkumiyetine dair, Üsküdar 2. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 04/04/2011 gün ve 1999/728 esas, 1999/784 ek karar sayılı hükmün sanık tarafından temyizi üzerine,
Dairemizin 07.03.2012 gün ve 2012/1206 esas, 2012/5277 sayılı kararıyla;
" Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Kararda öngörülen cezanın nitelik ve niceliğine göre hüküm tarihi itibariyle hükmün temyiz edilemez olduğu anlaşıldığından, 5320 sayılı Yasanın 8/1 ve 1412 sayılı CYY.nın 317. maddesi uyarınca sanık ...'ın tebliğnameye aykırı olarak, TEMYİZ İSTEĞİNİN REDDİNE, " karar verilmiştir.

I- İTİRAZ NEDENLERİ
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10/07/2012 tarihli kararı ile Dairemize gönderilen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 22/05/2012 gün ve 2011/296701 sayılı yazısı ile;
"Dosyanın incelenmesinde sanık hakkında 15.07.1999 tarihli mahkemenin hükmünün daha sonra yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK’ya göre uyarlama yapılarak sanık hakkında 600 TL adli para cezası hükmünü Ek karar ile verilmiştir. Sanık hakkında 04.04.2011 tarihli verilen para cezası miktarına göre kararda öngörülen cezanın miktarına göre hükmün temyiz edilemez olduğu belirtilmiş ise de;
Anayasa Mahkemesinin 23/07/2009 gün ve 2006/65 Esas, 2009/114 Karar sayılı iptal kararının yürürlüğe girdiği 07/10/2010 tarihine kadar, 765 sayılı TCK’ya göre verilen kararlarda doğrudan, 5237 sayılı TCK’ya göre verilen kararlarda hem hapisten çevrilme hem de doğrudan verilen tüm adli para cezalarında temyiz kesinlik sınırı 2.000 TL dir. 07/10/2010 tarihinden 6217 sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği 14.04.2011 tarihine kadar verilen hem hapisten çevrilme hem de doğrudan verilen tüm adli para cezaları (yeni bir yasal düzenleme yapılmadığı için) miktara bakılmaksızın temyize tabidir. 6217 sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği 14.04.2011 tarihinden itibaren de sadece doğrudan verilen adli para cezalarında temyiz kesinlik sınırı 3.000 TL dir. Sanık hakkında 04.04.2011 tarihinde Ek kararla hüküm kurulmuş olduğuna göre bu tarih itibari ile miktara bakılmaksızın tüm adli para cezaları temyize tabidir Bu nedenle sanık hakkında verilen hükmün temyiz incelemesi yapılması gerektiği,
Dosya incelemesinde sanık hakkında 31.05.1999 tarihli Üsküdar Cumhuriyet Savcılığının iddianamesi ile sanığın müştekiye "Benimle kaçacaksın kaçmazsan ananı ve babanı öldürürüm." şeklindeki sözlerle tehdit ettiğinden 765 sayılı TCK 188/1 maddesine göre cezalandırılması talebi ile kamu davası açıldığı, sanığın müştekiye yönelik eylemlerinin devamlılığı nedeni ile sarkıntılık suçuna dönüştüğü kanaati ile Üsküdar 2. Asliye Ceza Mahkemesince sanığın 765 sayılı yasanın 421/2 maddesi, 647 sayılı yasanın 4/1-6 maddeleri uygulanması ile 1.800.000 TL Ağır Para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün temyiz edilmeksizin 13.09.1999 tarihinde kesinleştiği, Üsküdar Cumhuriyet Savcılığının 03.02.2011 tarihli talebi ile daha sonra yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK göre yeniden değerlendirmeyi 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7. maddesi uyarınca lehe yasanın belirlenmesi amacıyla, suçun unsurlarının tayini, takdir hakkının kullanılarak cezanın belirlenmesi, cezanın kişiselleştirilmesinin gerektirdiği durumlarda hükmün zat ve mahiyetini değiştiren veya değiştirme ihtimali bulunan kararların 5252 sayılı Yasanın 9. maddesinin 1. fıkrası uyarınca duruşma açılarak verilmesi gerektiğinden: usulüne uygun şekilde duruşma açılıp ortaya çıkacak sonuca göre hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde dosya üzerinde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan hükmün BOZULMASINI talep ettiğimiz, hükmün Ek karar tarihinin 04.04.2011 tarihi olduğu, bu tarihte Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra 6217 sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği 14.04.2011 tarihten önce ek kararın verilmiş olmasına göre hükmün miktarına bakılmaksızın temyize tabi olduğundan Özel Dairenin temyiz isteğinin reddine kararına katılmak mümkün değildir.

Yukarda açıklanan nedenlerle itirazın kabulüne, Yüksek Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 07.03.2012 gün ve 2012/1206 (E),2012/5277(K) sayılı temyiz isteğinin reddi kararının kaldırılmasına ve dava dosyasının esastan incelemek üzere Özel Dairesine gönderilmesi,
Arz ve talep olunur." isteminde bulunulması üzerine dosya Dairemize gönderilmekle, incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
II- KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itiraz gerekçeleri, ek kararın verildiği tarihe göre hükmün temyiz edilebilir olması nedeniyle yerinde görülmekle, 6352 sayılı Kanunun 99. maddesiyle eklenen 5271 sayılı CMK'nın 308. maddesinin 3. fıkrası uyarınca İTİRAZIN KABULÜNE,
Dairemizce verilen 07.03.2012 gün ve 2012/1206 esas, 2012/5277 karar sayılı ret kararının KALDIRILMASINA,
Üsküdar 2. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 04/04/2011 gün ve 1999/728 esas, 1999/784 karar sayılı hükmün yeniden incelenmesi sonucu;
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede,
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 27/12/2005 tarih ve 2005/3-162-173 sayılı kararında da belirtildiği üzere, takdir hakkının kullanılması ve cezanın bireyselleştirilmesine yönelik bir hükmün uygulanma olanağının bulunması durumunda uyarlama yargılamasının duruşma açılarak yapılması gerektiği ve sanığın üzerine atılı suçun niteliği, ceza süresi ve suç tarihi itibariyle 4616 sayılı “23 Nisan 1999 Tarihine Kadar İşlenen Suçlardan Dolayı Şartla Salıverilmeye, Dava Ve Cezaların Ertelenmesine Dair” Kanunun 1. maddesinin 4. fıkrasında sayılan suçlar kapsamında kalması nedeniyle, bu Kanun hükümleri de göz önünde bulundurularak, 5252 sayılı Kanunun 9/3. maddesi uyarınca uyarlama talebinin değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı, sanık ...’ın temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnameye uygun olarak HÜKMÜN sair yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 03.07.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?