Yargıtay 4. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 4. Ceza Dairesi E.2012/28196 K.2013/15955
Özet: Uyuşmazlık, sanığın imar kirliliğine neden olma suçundan mahkum edilmesi üzerine yapılan temyiz ve itiraz sürecidir; Mahkeme, temyiz isteğini reddederek ve itirazı da esastan red ederek, sanığın imar kirliliği suçu nedeniyle verilen kararı onaylamıştır.
İmar kirliliğine neden olma suçundan sanık ... hakkında yapılan yargılama sonunda mahkumiyetine dair, Denizli 3. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 29/04/2009 tarih ve 2008/743 esas, 2009/291 sayılı hükmün sanık müdafii tarafından temyizi üzerine,
Dairemizin 07.03.2012 tarih ve 2011/20163 esas, 2012/5313 sayılı kararıyla;
"Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Sanığa yükletilen imar kirliliğine neden olmak eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Yasaya uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı; böylece olaylara ilişkin sorunlarda gerekçenin yeterli bulunduğu.
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Yasada öngörülen suç tipine uyduğu,
Cezanın yasal bağlamda uygulandığı,
Suça konu yapının bulunduğu yerin 1. derecede arkeolojik sit alanı içinde kalması nedeniyle ruhsata bağlanmasının mümkün olmadığına dair Denizli Belediyesi İmar ve Şehircilik Müdürlüğü'nün dosyada mevcut cevabi yazılarına göre, suç ile meydana gelen zararın ancak yapının yıkımı ve dolayısıyla eski hale getirme suretiyle giderilebileceği, ancak yıkım yapılmadığı bu suretle zararın giderilmediğinin anlaşılması karşısında tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilemeyeceği,
Anlaşıldığından sanık ... müdafiinin ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, tebliğnameye aykırı olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKMÜN ONANMASINA, " karar verilmiştir.
I- İTİRAZ NEDENLERİ
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10/07/2012 tarihli kararı ile Dairemize gönderilen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 15/04/2012 gün ve 2009/213124 sayılı yazısı ile;
"Sanık hakkında imar kirliliğine neden olmaktan kamu davası açılmış ve tüm dosyadaki delillerin toplanması, yargılama süreci bu yönde olmuş, sonuçta imar kirliliğine neden olmaktan hüküm kurulmuştur. Suç imar kirliliği olduğuna göre; sabıkasız sanık hakkında TCK'nun 184/1 maddesinden hüküm kurulduğu takdirde, aynı kanunun 184/5 maddesindeki etkin pişmanlık ile CMK'nun 231/5 maddesindeki hükmün açıklanmasının geri bırakılması ayrı ayrı ceza müesseseleri olup, birinin uygulanması, diğerinin uygulanmasına engel değildir. Örneğin sabıkasında birden çok cezası bulunan kişinin yaptığı yapıyı yargılamanın herhangi bir aşamasında yıkımı halinde TCK'nun 184/5 maddesindeki etkin pişmanlık hükmü gereğince kamu davasının ortadan kaldırılmasına karar verilecektir. Aynı şekilde yapıyı yıkmayan kişi hakkında CMK'nun 231. maddesinde düzenlenen ve şartları oluşmuş ise adeta ilk kez suç işleyen kişiye bir fırsat tanıma şeklinde yorumlanabilecek hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilecektir. Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin bu hususta birçok kararı vardır. En son tarafımızdan yazılan tebliğname gereğince Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 22/03/2012 tarihli 2012/3644 esas, 2012/6795 karar sayılı ilâmı ile aynen " sabıkasız olan sanık hakkında sanığa yükletilen imar kirliliğine neden olma suçunda, katılan ve kamunun uğradığı maddi (somut) bir zarar bulunmaması ve TCY.nin 184/5. maddesindeki etkin pişmanlık düzenlemesinin, hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanması olanağına engel oluşturmaması da gözetilmeden, yasal olmayan gerekçeyle CYY.nin 231/5. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi, yasaya aykırı bulunarak tebliğnameye uygun olarak hükmün bozulmasına" karar verilmiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 03.02.2009 gün ve 2008/250-2009/13 sayılı kararında belirtildiği üzere, yalnızca basit bir araştırma ile belirlenecek maddi zararların anlaşılması gerekmektedir. Anılan zarar, ölçülebilir, belirlenebilir (somut) maddi zarara ilişkin olup manevi nitelikte zararı kapsamamaktadır. Y.C.G.K.’nun yukarıda belirtilen kararına göre yalnızca ruhsatsız bina yapılmış olmasının kamu zararı olarak kabul edilmesi olanaksızdır. Bu eylem nedeniyle kamunun uğradığı somut maddi bir zararın da bulunması gerekir. Dosya içerisindeki belgeler incelendiğinde bu nitelikte bir zararın varlığı ileri sürülmediği gibi mahkemece kararın gerekçesine yansıtılmış bir maddi zarar da yoktur.
Adli sicil kaydına göre sabıkasız olan sanık hakkında somut bir zararı bulunmayan imar kirliliğine neden olmak suçundan dolayı verilen ceza için cezanın kişiselleştirilmesi yönünden ertelemeden daha lehe olan, CMK'nun 231/5 maddesinin uygulanması gerektiği düşünülmektedir.
Dosyada bulunan Denizli Belediyesi İmar ve Şehircilik Müdürlüğü'nün 19.02.2009 tarihli yazısına göre suça konu taşınmaz "Belediyenin mücavir alan sınırı içerisinde ve 1. derecede arkeolojik sit alanı içerisinde kaldığı" belirtilmiştir. Bu bağlamda TCK'nun 44. maddesi dikkate alındığında sanığın eyleminin temas ettiği anılan Yasanın 184/1 maddesi ile 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'nun 65/b maddelerinden hangisinin sanık hakkında tatbik edileceğinin tespiti içinde kararın bozulması gerekmektedir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle; Yüksek Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 07.03.2012 gün ve 2011/20163 esas, 2012/5313 karar sayılı onama kararının kaldırılmasına ve dava dosyasının esastan incelenerek 15.10.2011 tarih ve 2009/213124 nolu tebliğnamemiz doğrultusunda bozulmasına karar verilmesi,
Arz ve talep olunur." isteminde bulunulması üzerine dosya Dairemize gönderilmekle, incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
II- KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itiraz gerekçeleri, fikri içtima hükümleri yönünden yerinde görülmekle, 6352 sayılı Kanunun 99. maddesiyle eklenen 5271 sayılı CMK'nın 308. maddesinin 3. fıkrası uyarınca İTİRAZIN KABULÜNE,
Dairemizce verilen 07.03.2012 tarih ve 2011/20163 esas, 2012/5313 karar sayılı onama kararının KALDIRILMASINA,
Denizli 3. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 29/04/2009 tarih ve 2008/743 esas, 2009/291 sayılı hükmün yeniden incelenmesi sonucu:
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Sanığın Laodikya Antik Kenti içerisinde birinci derece arkeolojik sit alanına ruhsatsız inşaat yapma eylemiyle, hem 2863 sayılı Kanunun 65/b maddesini hem de 5237 sayılı TCK'nın 184/1. maddesini ihlal etmiş olması karşısında; iddianamede anlatılmayan 2863 sayılı Kanuna muhalefet suçundan kamu davası açtırılarak, TCK’nın 44. maddesinde tanımlanan fikri içtima kuralları da göz önünde bulundurulup, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik kovuşturma ile hüküm kurulması, Kanuna aykırı ve sanık ... müdafiinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnameye uygun olarak HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 23.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Dairemizin 07.03.2012 tarih ve 2011/20163 esas, 2012/5313 sayılı kararıyla;
"Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Sanığa yükletilen imar kirliliğine neden olmak eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Yasaya uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı; böylece olaylara ilişkin sorunlarda gerekçenin yeterli bulunduğu.
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Yasada öngörülen suç tipine uyduğu,
Cezanın yasal bağlamda uygulandığı,
Suça konu yapının bulunduğu yerin 1. derecede arkeolojik sit alanı içinde kalması nedeniyle ruhsata bağlanmasının mümkün olmadığına dair Denizli Belediyesi İmar ve Şehircilik Müdürlüğü'nün dosyada mevcut cevabi yazılarına göre, suç ile meydana gelen zararın ancak yapının yıkımı ve dolayısıyla eski hale getirme suretiyle giderilebileceği, ancak yıkım yapılmadığı bu suretle zararın giderilmediğinin anlaşılması karşısında tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilemeyeceği,
Anlaşıldığından sanık ... müdafiinin ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, tebliğnameye aykırı olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKMÜN ONANMASINA, " karar verilmiştir.
I- İTİRAZ NEDENLERİ
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10/07/2012 tarihli kararı ile Dairemize gönderilen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 15/04/2012 gün ve 2009/213124 sayılı yazısı ile;
"Sanık hakkında imar kirliliğine neden olmaktan kamu davası açılmış ve tüm dosyadaki delillerin toplanması, yargılama süreci bu yönde olmuş, sonuçta imar kirliliğine neden olmaktan hüküm kurulmuştur. Suç imar kirliliği olduğuna göre; sabıkasız sanık hakkında TCK'nun 184/1 maddesinden hüküm kurulduğu takdirde, aynı kanunun 184/5 maddesindeki etkin pişmanlık ile CMK'nun 231/5 maddesindeki hükmün açıklanmasının geri bırakılması ayrı ayrı ceza müesseseleri olup, birinin uygulanması, diğerinin uygulanmasına engel değildir. Örneğin sabıkasında birden çok cezası bulunan kişinin yaptığı yapıyı yargılamanın herhangi bir aşamasında yıkımı halinde TCK'nun 184/5 maddesindeki etkin pişmanlık hükmü gereğince kamu davasının ortadan kaldırılmasına karar verilecektir. Aynı şekilde yapıyı yıkmayan kişi hakkında CMK'nun 231. maddesinde düzenlenen ve şartları oluşmuş ise adeta ilk kez suç işleyen kişiye bir fırsat tanıma şeklinde yorumlanabilecek hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilecektir. Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin bu hususta birçok kararı vardır. En son tarafımızdan yazılan tebliğname gereğince Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 22/03/2012 tarihli 2012/3644 esas, 2012/6795 karar sayılı ilâmı ile aynen " sabıkasız olan sanık hakkında sanığa yükletilen imar kirliliğine neden olma suçunda, katılan ve kamunun uğradığı maddi (somut) bir zarar bulunmaması ve TCY.nin 184/5. maddesindeki etkin pişmanlık düzenlemesinin, hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanması olanağına engel oluşturmaması da gözetilmeden, yasal olmayan gerekçeyle CYY.nin 231/5. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi, yasaya aykırı bulunarak tebliğnameye uygun olarak hükmün bozulmasına" karar verilmiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 03.02.2009 gün ve 2008/250-2009/13 sayılı kararında belirtildiği üzere, yalnızca basit bir araştırma ile belirlenecek maddi zararların anlaşılması gerekmektedir. Anılan zarar, ölçülebilir, belirlenebilir (somut) maddi zarara ilişkin olup manevi nitelikte zararı kapsamamaktadır. Y.C.G.K.’nun yukarıda belirtilen kararına göre yalnızca ruhsatsız bina yapılmış olmasının kamu zararı olarak kabul edilmesi olanaksızdır. Bu eylem nedeniyle kamunun uğradığı somut maddi bir zararın da bulunması gerekir. Dosya içerisindeki belgeler incelendiğinde bu nitelikte bir zararın varlığı ileri sürülmediği gibi mahkemece kararın gerekçesine yansıtılmış bir maddi zarar da yoktur.
Adli sicil kaydına göre sabıkasız olan sanık hakkında somut bir zararı bulunmayan imar kirliliğine neden olmak suçundan dolayı verilen ceza için cezanın kişiselleştirilmesi yönünden ertelemeden daha lehe olan, CMK'nun 231/5 maddesinin uygulanması gerektiği düşünülmektedir.
Dosyada bulunan Denizli Belediyesi İmar ve Şehircilik Müdürlüğü'nün 19.02.2009 tarihli yazısına göre suça konu taşınmaz "Belediyenin mücavir alan sınırı içerisinde ve 1. derecede arkeolojik sit alanı içerisinde kaldığı" belirtilmiştir. Bu bağlamda TCK'nun 44. maddesi dikkate alındığında sanığın eyleminin temas ettiği anılan Yasanın 184/1 maddesi ile 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'nun 65/b maddelerinden hangisinin sanık hakkında tatbik edileceğinin tespiti içinde kararın bozulması gerekmektedir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle; Yüksek Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 07.03.2012 gün ve 2011/20163 esas, 2012/5313 karar sayılı onama kararının kaldırılmasına ve dava dosyasının esastan incelenerek 15.10.2011 tarih ve 2009/213124 nolu tebliğnamemiz doğrultusunda bozulmasına karar verilmesi,
Arz ve talep olunur." isteminde bulunulması üzerine dosya Dairemize gönderilmekle, incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
II- KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itiraz gerekçeleri, fikri içtima hükümleri yönünden yerinde görülmekle, 6352 sayılı Kanunun 99. maddesiyle eklenen 5271 sayılı CMK'nın 308. maddesinin 3. fıkrası uyarınca İTİRAZIN KABULÜNE,
Dairemizce verilen 07.03.2012 tarih ve 2011/20163 esas, 2012/5313 karar sayılı onama kararının KALDIRILMASINA,
Denizli 3. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 29/04/2009 tarih ve 2008/743 esas, 2009/291 sayılı hükmün yeniden incelenmesi sonucu:
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Sanığın Laodikya Antik Kenti içerisinde birinci derece arkeolojik sit alanına ruhsatsız inşaat yapma eylemiyle, hem 2863 sayılı Kanunun 65/b maddesini hem de 5237 sayılı TCK'nın 184/1. maddesini ihlal etmiş olması karşısında; iddianamede anlatılmayan 2863 sayılı Kanuna muhalefet suçundan kamu davası açtırılarak, TCK’nın 44. maddesinde tanımlanan fikri içtima kuralları da göz önünde bulundurulup, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik kovuşturma ile hüküm kurulması, Kanuna aykırı ve sanık ... müdafiinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnameye uygun olarak HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 23.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.