Yargıtay 4. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 4. Ceza Dairesi E.2011/23628 K.2013/13008
Özet: Uyuşmazlık, sanığın tehdit ve yaralama suçlarından dolayı verilen mahkumiyet kararıyla ilgili temyiz başvurusudur; Asliye Ceza Mahkemesi, yaralama suçuna ilişkin hükmün temyiz edilemez olduğunu, tehdit suçunun ise kanun hükümlerine uygun olarak yeniden değerlendirilmesi gerektiğini belirlemiştir. Mahkeme, temyiz isteğinin reddi gerekçelerini ortadan kaldırarak kararın bozulmasına ve dosyanın esas mahkemeye gönderilmesine hükmetmiştir.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR: Tehdit, yaralama
HÜKÜM: Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
1- Yaralama suçuna ilişkin kararda öngörülen cezanın nitelik ve niceliğine göre, verildiği tarih itibariyle hükmün temyiz edilemez olduğu anlaşıldığından, 5320 sayılı Kanunun 8/1 ve 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddeleri uyarınca sanık ...'in tebliğnameye uygun olarak, TEMYİZ İSTEĞİNİN REDDİNE,
2- Tehdit suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün temyiz incelemesine gelince;
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
a- 5271 sayılı CMK'nın 231/6-c maddesinde belirtilen zarar kavramının, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.02.2009 tarih ve 11-250/13 sayılı kararında da kabul edildiği gibi belirlenebilir, ölçülebilir, somut maddi zarara ilişkin olup manevi nitelikteki zararı kapsamadığı ve sabıkasız sanığa yükletilen tehdit suçu nedeniyle katılanın maddi nitelikte bir zararının oluşmadığı gözetilmeden, bir daha suç işlemeyeceği kanaati ile cezası da ertelenen sanık hakkında “maddi ve manevi zararların sanık tarafından tazmin edilmediği” şeklindeki kanuni olmayan gerekçeyle, anılan Kanunun 231/5. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,
b- Sanığın aşamalardaki istikrarlı beyanlarında katılanın kendisini telefonla arayarak küfür ettiğini savunması karşısında, olayın çıkış nedeni ve gelişmesi üzerinde durulup, sanık lehine TCK'nın 29. maddesi gereğince, haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması,
Kanuna aykırı ve sanık ...'in temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnamedeki onama düşüncesinin reddiyle HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 30/04/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇLAR: Tehdit, yaralama
HÜKÜM: Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
1- Yaralama suçuna ilişkin kararda öngörülen cezanın nitelik ve niceliğine göre, verildiği tarih itibariyle hükmün temyiz edilemez olduğu anlaşıldığından, 5320 sayılı Kanunun 8/1 ve 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddeleri uyarınca sanık ...'in tebliğnameye uygun olarak, TEMYİZ İSTEĞİNİN REDDİNE,
2- Tehdit suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün temyiz incelemesine gelince;
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
a- 5271 sayılı CMK'nın 231/6-c maddesinde belirtilen zarar kavramının, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.02.2009 tarih ve 11-250/13 sayılı kararında da kabul edildiği gibi belirlenebilir, ölçülebilir, somut maddi zarara ilişkin olup manevi nitelikteki zararı kapsamadığı ve sabıkasız sanığa yükletilen tehdit suçu nedeniyle katılanın maddi nitelikte bir zararının oluşmadığı gözetilmeden, bir daha suç işlemeyeceği kanaati ile cezası da ertelenen sanık hakkında “maddi ve manevi zararların sanık tarafından tazmin edilmediği” şeklindeki kanuni olmayan gerekçeyle, anılan Kanunun 231/5. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,
b- Sanığın aşamalardaki istikrarlı beyanlarında katılanın kendisini telefonla arayarak küfür ettiğini savunması karşısında, olayın çıkış nedeni ve gelişmesi üzerinde durulup, sanık lehine TCK'nın 29. maddesi gereğince, haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması,
Kanuna aykırı ve sanık ...'in temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnamedeki onama düşüncesinin reddiyle HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 30/04/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.