Yargıtay 4. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 4. Ceza Dairesi E.2011/15187 K.2011/18185
Özet: (1) Avukatın, müvekkilinin hırsızlık davasında verilen mahkumiyet kararı üzerine temyiz etmeme eylemiyle görevi kötüye kullanma suçundan şüpheli olup olmadığı konusu. (2) Beyoğlu 2. Ağır Ceza Mahkemesi, avukatın temyiz hakkını kullanmamasının görevini kötüye kullanma olarak değerlendirilemeyeceğini belirterek soruşturmanın açılmasına yer olmadığını ve kararın kanun yararına bozulmasını onayladı.
Görevi kötüye kullanmak suçundan şüpheli Avukat ... hakkında kovuşturma açılmasına yer olmadığına dair Beyoğlu 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 27/05/2009 tarihli ve 2009/48-177 sayılı kararının Adalet Bakanlığınca 13.06.2011 gün ve 2011/33572 sayılı yazısı ile yasa yararına bozulmasının istenmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 29.06.2011 gün ve 2011/237578 sayılı istem yazısıyla dava dosyası Daireye gönderilmekle incelendi:
İstem yazısında “Dosya kapsamına göre, Avukat ...'nın İstanbul 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 2005/622 esas sayılı davasında hırsızlığa tam teşebbüs suçundan yargılanan müştekiye ... Barosu Başkanlığınca 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 150. maddesi hükmü gereğince müdafi olarak görevlendirilip, şikâyetçinin 2 yıl 3 ay hapis cezası ile mahkûmiyetine karar verildiği 17/12/2007 tarihli duruşmaya da katıldığı hâlde, temyiz yoluna başvurmayarak aleyhe kararın kesinleşmesine ve infaz edilmesine sebebiyet verdiği şeklindeki eyleminin yargı merciince takdir edilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.
Gereği görüşüldü;
İncelenen dosyada, Adalet Bakanlığınca verilen kovuşturma izninde, şüpheli avukatın, yakınan hakkında hırsızlık suçundan açılan kamu davasının duruşmasına katıldığı 17.12.2007 tarihli oturumunda verilen mahkumiyet hükmünü temyiz etmeyerek kararın kesinleşmesine ve infazına yol açmak suretiyle görevini kötüye kullandığının ileri sürüldüğü anlaşılmaktadır. Şüpheli ..., 15.4.2009 tarihli dilekçesinde, Avukatlık Yasasının 17/1 maddesinin avukatın müvekkili aleyhine verilen her karara karşı temyiz yoluna başvurma zorunluluğu bulunduğu biçiminde yorumlanamayacağını, avukat olarak yaptığı değerlendirmeye göre mahkemenin mahkumiyet hükmünün usul ve yasaya uygun olduğu kanaatiyle kararı temyiz etmediğini, temyizde hukuki yarar bulunup bulunmadığını takdirin avukata ait olduğunu belirtmiştir. Beyoğlu 2. Ağır Ceza Mahkemesi de Avukatlık Yasası 17/1 maddesinin, avukatın, müvekkili aleyhine verilen her karara karşı mutlaka kanun yoluna başvuracağı anlamını taşımadığı, aksi düşüncenin yargılama ve avukatlık mesleğinin genel prensiplerine uygun düşmeyeceği ve avukatın hukuki görüşü doğrultusunda mahkumiyet hükmünü temyiz etmeme eyleminin görevi kötüye kullanma veya ihmal olarak değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle son soruşturmanın açılmasına yer olmadığına karar vermiştir. Temyiz incelemesi sonucu verilecek herhangi bir karardan bağımsız olarak yalnızca yasal temyiz hakkını kullanamamasının yakınanın mağduriyetine yol açtığı açıktır. Şüpheli avukatın eyleminin, görevi kötüye kullanma suçunun öğelerini oluşturup oluşturmadığının, lehine ve aleyhine toplanacak tüm kanıtların, mahkemece birlikte tartışılıp değerlendirilmesi sonucu belirlenmesi gerekmektedir. Yapılan açıklamalara göre, son soruşturmanın açılmasına yer olmadığına ilişkin kararın, hukuka aykırı olduğunda kuşku yoktur.
Açıklanan nedenlerle, istem yerinde bulunduğundan, görevi kötüye kullanma suçundan şüpheli ... hakkında Beyoğlu 2. Ağır Ceza Mahkemesince 27.5.2009 tarih ve 2009/48-177 sayı ile verilip itiraz edilmeksizin kesinleşen kararın, 5271 sayılı C.Y.Y.'nın 309. maddesi uyarınca kanun yararına BOZULMASINA, aynı yasa maddesinin 4-a fıkrası gereğince sonraki işlemlerin yerinde tamamlanmasına, 26.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
İstem yazısında “Dosya kapsamına göre, Avukat ...'nın İstanbul 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 2005/622 esas sayılı davasında hırsızlığa tam teşebbüs suçundan yargılanan müştekiye ... Barosu Başkanlığınca 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 150. maddesi hükmü gereğince müdafi olarak görevlendirilip, şikâyetçinin 2 yıl 3 ay hapis cezası ile mahkûmiyetine karar verildiği 17/12/2007 tarihli duruşmaya da katıldığı hâlde, temyiz yoluna başvurmayarak aleyhe kararın kesinleşmesine ve infaz edilmesine sebebiyet verdiği şeklindeki eyleminin yargı merciince takdir edilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.
Gereği görüşüldü;
İncelenen dosyada, Adalet Bakanlığınca verilen kovuşturma izninde, şüpheli avukatın, yakınan hakkında hırsızlık suçundan açılan kamu davasının duruşmasına katıldığı 17.12.2007 tarihli oturumunda verilen mahkumiyet hükmünü temyiz etmeyerek kararın kesinleşmesine ve infazına yol açmak suretiyle görevini kötüye kullandığının ileri sürüldüğü anlaşılmaktadır. Şüpheli ..., 15.4.2009 tarihli dilekçesinde, Avukatlık Yasasının 17/1 maddesinin avukatın müvekkili aleyhine verilen her karara karşı temyiz yoluna başvurma zorunluluğu bulunduğu biçiminde yorumlanamayacağını, avukat olarak yaptığı değerlendirmeye göre mahkemenin mahkumiyet hükmünün usul ve yasaya uygun olduğu kanaatiyle kararı temyiz etmediğini, temyizde hukuki yarar bulunup bulunmadığını takdirin avukata ait olduğunu belirtmiştir. Beyoğlu 2. Ağır Ceza Mahkemesi de Avukatlık Yasası 17/1 maddesinin, avukatın, müvekkili aleyhine verilen her karara karşı mutlaka kanun yoluna başvuracağı anlamını taşımadığı, aksi düşüncenin yargılama ve avukatlık mesleğinin genel prensiplerine uygun düşmeyeceği ve avukatın hukuki görüşü doğrultusunda mahkumiyet hükmünü temyiz etmeme eyleminin görevi kötüye kullanma veya ihmal olarak değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle son soruşturmanın açılmasına yer olmadığına karar vermiştir. Temyiz incelemesi sonucu verilecek herhangi bir karardan bağımsız olarak yalnızca yasal temyiz hakkını kullanamamasının yakınanın mağduriyetine yol açtığı açıktır. Şüpheli avukatın eyleminin, görevi kötüye kullanma suçunun öğelerini oluşturup oluşturmadığının, lehine ve aleyhine toplanacak tüm kanıtların, mahkemece birlikte tartışılıp değerlendirilmesi sonucu belirlenmesi gerekmektedir. Yapılan açıklamalara göre, son soruşturmanın açılmasına yer olmadığına ilişkin kararın, hukuka aykırı olduğunda kuşku yoktur.
Açıklanan nedenlerle, istem yerinde bulunduğundan, görevi kötüye kullanma suçundan şüpheli ... hakkında Beyoğlu 2. Ağır Ceza Mahkemesince 27.5.2009 tarih ve 2009/48-177 sayı ile verilip itiraz edilmeksizin kesinleşen kararın, 5271 sayılı C.Y.Y.'nın 309. maddesi uyarınca kanun yararına BOZULMASINA, aynı yasa maddesinin 4-a fıkrası gereğince sonraki işlemlerin yerinde tamamlanmasına, 26.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.