Yargıtay 4. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 4. Ceza Dairesi E.2011/12914 K.2013/12587
Özet: Uyuşmazlık konusu, milletvekili mağduruna karşı işlenmiş tehdit, şantaj ve özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarıdır; Asliye Ceza Mahkemesi, sanığın bu suçlardan mahkumiyet kararı vermiştir. Mahkeme kararının gerekçesiz bırakılması nedeniyle Yargıtay, kararın bozulmasına ve dosyanın esas/mahkemeye gönderilmesine hükmetmiştir.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR: Tehdit, şantaj, özel hayatın gizliliğini ihlal
HÜKÜM: Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1) Anayasanın 141/3, CMK'nın 34 ve 230. maddelerine göre Yargıtay'ın gerekçelerle tutarlılık denetimini yapabilmesi için; kararın dayandığı tüm verilerin, bu veriler konusunda mahkemenin ulaştığı sonuçların, iddianamenin, savunma ile mağdur ve tanık anlatımlarına ilişkin değerlendirmelerin, hangi anlatımın ne gerekçeyle diğerine üstün tutulduğunun açık olarak kurulacak hükmün gerekçesine yansıtılması ve mahkemece ulaşılan vicdani kanı sonucunda sanığın hangi eylemlerinin suç sayıldığı açıklandıktan sonra kabul edilen bu eylemlerin hukuki Nitelendirilmesinin yapılması, cezada artırım ve indirim gerektiren nedenlerin yasal bağlamında tartışılması gerekir.
Somut olayda; sanığa yüklenen ve milletvekili olan mağdura karşı işlenerek sabit olduğu kabul edilen tehdit, şantaj ve özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarının ne şekilde oluştuğu, unsurlarının ne şekilde gerçekleştiği, tehdit ve şantaj suçlarında zircirleme suç öğesinin hangi tarihlerde ve nasıl meydana geldiği, sanığın ne şekilde danışmanlık görevi nedeniyle yetkisini kötüye kullanarak anılan suçu işlediği açıklanmadan, olayın oluşumu, ulaşılan kanaat, suç oluşturduğu sabit görülen eylem ve artırım/indirim nedenlerinden bahsedilmeksizin CMK'nın 34, 230. maddesine aykırı şekilde hükmün gerekçesiz bırakılması,
2) 5237 sayılı TCK'nın 134. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen suç nedeniyle, hükümden sonra 05.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanunun Geçici 1-b madde ve fıkrası uyarınca basın ve yayın yoluyla ya da sair düşünce ve kanaat açıklama yöntemleriyle işlenen suçlar bakımından "kovuşturmanın ertelenmesi" kurumunun getirilmesi karşısında, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu,
3) Kabule göre de;
a-Şantaj suçundan hapisle birlikte adli para cezasına hükmolunurken, hapis cezasının alt sınırdan verilmesine karşın, gerekçesi de gösterilmeden, adli para cezasının 365 gün olarak belirlenmesi,
b-TCK'nın 61/8. maddesine göre adli para cezası hesaplanırken, cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine yönelik artırım ve indirimlerin gün üzerinden yapılması, sonuç olarak ulaşılan miktarın bir gün için belirlenen miktarla çarpımı sonucu ceza verilmesi gerektiği gözetilmeden, şantaj suçundan 365 günlük adli para cezası verilip, TCK'nın 52. madde uyarınca paraya çevrilip, bu miktar üzerinden artırım yapılması suretiyle fazla adli para cezası belirlenmesi,
c-5237 sayılı TCK'nın 53/1-(c) bendinde yer alan hak yoksunluğunun süresi ve kapsamı açısından anılan Kanun maddesinin 3. fıkrası hükmünün gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş ve sanık ... müdafiinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnamedeki düzeltilerek onama düşüncesinin reddiyle HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 29/04/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇLAR: Tehdit, şantaj, özel hayatın gizliliğini ihlal
HÜKÜM: Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1) Anayasanın 141/3, CMK'nın 34 ve 230. maddelerine göre Yargıtay'ın gerekçelerle tutarlılık denetimini yapabilmesi için; kararın dayandığı tüm verilerin, bu veriler konusunda mahkemenin ulaştığı sonuçların, iddianamenin, savunma ile mağdur ve tanık anlatımlarına ilişkin değerlendirmelerin, hangi anlatımın ne gerekçeyle diğerine üstün tutulduğunun açık olarak kurulacak hükmün gerekçesine yansıtılması ve mahkemece ulaşılan vicdani kanı sonucunda sanığın hangi eylemlerinin suç sayıldığı açıklandıktan sonra kabul edilen bu eylemlerin hukuki Nitelendirilmesinin yapılması, cezada artırım ve indirim gerektiren nedenlerin yasal bağlamında tartışılması gerekir.
Somut olayda; sanığa yüklenen ve milletvekili olan mağdura karşı işlenerek sabit olduğu kabul edilen tehdit, şantaj ve özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarının ne şekilde oluştuğu, unsurlarının ne şekilde gerçekleştiği, tehdit ve şantaj suçlarında zircirleme suç öğesinin hangi tarihlerde ve nasıl meydana geldiği, sanığın ne şekilde danışmanlık görevi nedeniyle yetkisini kötüye kullanarak anılan suçu işlediği açıklanmadan, olayın oluşumu, ulaşılan kanaat, suç oluşturduğu sabit görülen eylem ve artırım/indirim nedenlerinden bahsedilmeksizin CMK'nın 34, 230. maddesine aykırı şekilde hükmün gerekçesiz bırakılması,
2) 5237 sayılı TCK'nın 134. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen suç nedeniyle, hükümden sonra 05.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanunun Geçici 1-b madde ve fıkrası uyarınca basın ve yayın yoluyla ya da sair düşünce ve kanaat açıklama yöntemleriyle işlenen suçlar bakımından "kovuşturmanın ertelenmesi" kurumunun getirilmesi karşısında, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu,
3) Kabule göre de;
a-Şantaj suçundan hapisle birlikte adli para cezasına hükmolunurken, hapis cezasının alt sınırdan verilmesine karşın, gerekçesi de gösterilmeden, adli para cezasının 365 gün olarak belirlenmesi,
b-TCK'nın 61/8. maddesine göre adli para cezası hesaplanırken, cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine yönelik artırım ve indirimlerin gün üzerinden yapılması, sonuç olarak ulaşılan miktarın bir gün için belirlenen miktarla çarpımı sonucu ceza verilmesi gerektiği gözetilmeden, şantaj suçundan 365 günlük adli para cezası verilip, TCK'nın 52. madde uyarınca paraya çevrilip, bu miktar üzerinden artırım yapılması suretiyle fazla adli para cezası belirlenmesi,
c-5237 sayılı TCK'nın 53/1-(c) bendinde yer alan hak yoksunluğunun süresi ve kapsamı açısından anılan Kanun maddesinin 3. fıkrası hükmünün gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş ve sanık ... müdafiinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnamedeki düzeltilerek onama düşüncesinin reddiyle HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 29/04/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.