‹ Ana sayfa
Yargıtay 4. Ceza Dairesi Ceza Hukuku

Yargıtay 4. Ceza Dairesi E.2009/14967 K.2010/6924

Esas No: 2009/14967 · Karar No: 2010/6924 · Karar Tarihi: 14.04.2010
Özet: Uyuşmazlık konusu, görevde yetkiyi kötüye kullanma suçunun 765 sayılı TCY ve 5237 sayılı TCY hükümleri çerçevesinde oluşup oluşmadığıdır. Mahkeme, 5237 sayılı TCY’nin 257/1 maddesinin gerektirdiği “bireylerin mağduriyeti veya kamunun zararının” bulunmadığını tespit ederek kararını bozdu ve yargılamayı yeniden başlatmaya karar verdi.
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ (LAR): Görevde yetkiyi kötüye kullanma
HÜKÜM (LER): Hükümlülük
TEBLİĞNAMEDEKİ İSTEK: ONAMA
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.

Ancak; 1) 765 sayılı Yasanın 240. maddesindeki görevde yetkiyi kötüye kullanma suçu, memur sayılan kişinin kasten görevinin gereklerine aykırı hareket etmesi ile oluşurken; 5237 sayılı Yasanın 257/1. maddesindeki görevde yetkiyi kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için kamu görevlisinin kasten görevinin gereklerine aykırı davranması yanında bu davranış nedeniyle bireylerin mağduriyetinin veya kamunun zararının ya da kişilere sağlanmış haksız bir kazancın ortaya çıkması gerekmektedir. 765 sayılı Yasanın 240. maddesindeki suçun oluşumu için norma aykırı davranış yeterli iken; 5237 sayılı Yasanın 257/1. maddesindeki suçun oluşabilmesi için, norma aykırı davranış yetmemekte; bu davranışın, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına ya da kişilere haksız bir kazanç sağlanmasına yol açması” gerekmektedir. 5237 sayılı Yasanın 257/1. maddesinde bahsedilen mağduriyet kavramı, sadece ekonomik bakımından uğranılan zararla sınırlı olmayıp, bireysel hakların ihlali sonucunu doğruna her türlü davranışı ifade eder. Kişilere haksız kazanç sağlanması, herhangi bir kişiye sağlanmış bulunan “ekonomik anlamdaki” kazanç olarak anlaşılmalıdır. Kamunun zarara uğraması ise; madde gerekçesinde açıkça belirtildiği ve 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Yasasının 71. maddesinde tarif edildiği şekilde “kamunun ekonomik anlamda bir zarara uğraması” demektir. Bu anlamda, hükmün gerekçesinde yer aldığı şekilde, eylem nedeniyle ekonomik anlamda bir zarar söz konusu olmaksızın sırf devlet itibarının zarar görmesinin kamu zararı olarak kabul edilmesi mümkün değildir.

Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olay irdelendiğinde; Suç tarihinde TEAŞ genel müdür yardımcısı olan sanığın da imzasının bulunduğu ve 21.4.2000 tarihli yönetim kurulu kararıyla onaylanarak sözleşmenin eki haline getirilen 12.04.2000 tarihli açıklama tutanağındaki önerilerin, ... İthal Kömür Santrali kurulması ihalesi sonrası Sımens-Steag konsorsiyumuyla imzalanan 9.3.1999 tarihli sözleşme ve ilgili mevzuat hükümlerine aykırı olup olmadığı, aykırılıklar saptandığı takdirde, bunların kurumun (kamunun) ekonomik zararına ya da kişilere (ihaleyi alan konsorsiyuma) haksız kazanç sağlayıp sağlamadığı konusunda uzman bilirkişi kurulundan görüş alınarak sonucuna göre TCY.nın 257. maddesindeki suçun oluşup oluşmadığı ve sanık lehine yasanın belirlenmesi gerekirken, eksik soruşturma ve 765 sayılı TCY döneminde düzenlenip görev gereklerine aykırı davranışın, kurum aleyhine firma lehine riskler yarattığını belirtmesine karşın, somut ekonomik zarar veya haksız kazancın ne olduğunu saptamayan 21.7.2001 tarihli bilirkişi raporu ve 25.04.2002 tarihli Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığı ön inceleme raporuna dayalı yetersiz gerekçeyle hüküm kurulması,
2) Kabule göre;
a) Suçun işleniş özellikleri ile sanığın kişiliği değerlendirilmeden, eylemin niteliğine göre 647 sayılı Yasanın 4.,
b) Kayden sabıkasız olan sanığın geçmişteki durumu ve suç işleme eğilimi gibi hususlar irdelenemeden, 647 sayılı Yasanın 6.,
c) Kamunun uğradığı bir zarar bulunup bulunmadığı kesin biçimde saptanmadan ve daha önce kasıtlı bir suçtan mahkumiyeti bulunmayan sanığın, yeniden suç işlemeyeceği kanaatine nasıl ulaşıldığı açıklanmadan, 5271 sayılı CYY.nın 231.,
Maddelerinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Yasaya aykırı ve katılan idarelerin vekilleri ve sanık ... müdafiinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnamedeki onama düşüncesinin reddiyle HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 14.04.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?