Yargıtay 4. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 4. Ceza Dairesi E.2009/13338 K.2011/17541
Özet: Uyuşmazlık konusu, sanıkların katılanı “seni öldüreceğiz, evini biliyoruz, evini başına yıkacağız” şeklinde tehdit ettiği iddiasıyla ilgiliydi; mahkeme, bu iddiaların kanıtlanması halinde 5237 sayılı TCK’nın 106/2‑c bendine göre suç oluşturabileceğini ve delillerin Asliye Ceza Mahkemesi yetkisinde değerlendirilmesi gerektiğini kabul etti. Sonuç olarak mahkeme kararını bozdu, yargılamayı yeniden başlatıp dosyayı esas/hüküm mahkemesine göndererek beraat kararı verdi.
MAHKEMESİ: Sulh Ceza Mahkemesi
SUÇ: Tehdit
HÜKÜM: Hükümlülük, beraat
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1) İddianamede, sanıkların katılanı "seni öldüreceğiz, evini biliyoruz, evini başına yıkacağız" şeklindeki tehdit içeren sözleri birlikte söylediklerinin iddia edilmesi karşısında; eylemlerin kanıtlanması halinde 5237 sayılı TCK'nun 106/2-c bendinde tanımlanan suçu oluşturabileceği, 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkındaki Kanunun 10 ve 11. maddelerine göre davaya bakmanın ve delilleri takdir görev ve yetkisinin Asliye Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yargılamaya devam edilerek hükümler kurulması,
2) Kabule göre de; tanık ...'ın, sanıklarla katılan arasındaki tartışmada tehdit içeren söz duymadığını, katılanın eşi olan tanık ...'ın da duruşmadaki ifadesinde sanıkların "senin evini biliyoruz, rahat bırakmayacağız, evini başına yıkacağız" dediklerini, öldürürüz şeklinde bir söz söylemediklerini ifade etmesi ve ifadesinde ısrar etmesi karşısında; katılanın anlatımının hangi gerekçelerle diğerlerine üstün tutulduğunun Yargıtay denetimine olanak sağlayacak şekilde hükmün gerekçesinde gösterilmemesi,
Yasaya aykırı ve sanık ... müdafii ile katılan ... vekilinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnamedeki onama düşüncesinin reddiyle HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 17.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ: Tehdit
HÜKÜM: Hükümlülük, beraat
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1) İddianamede, sanıkların katılanı "seni öldüreceğiz, evini biliyoruz, evini başına yıkacağız" şeklindeki tehdit içeren sözleri birlikte söylediklerinin iddia edilmesi karşısında; eylemlerin kanıtlanması halinde 5237 sayılı TCK'nun 106/2-c bendinde tanımlanan suçu oluşturabileceği, 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkındaki Kanunun 10 ve 11. maddelerine göre davaya bakmanın ve delilleri takdir görev ve yetkisinin Asliye Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yargılamaya devam edilerek hükümler kurulması,
2) Kabule göre de; tanık ...'ın, sanıklarla katılan arasındaki tartışmada tehdit içeren söz duymadığını, katılanın eşi olan tanık ...'ın da duruşmadaki ifadesinde sanıkların "senin evini biliyoruz, rahat bırakmayacağız, evini başına yıkacağız" dediklerini, öldürürüz şeklinde bir söz söylemediklerini ifade etmesi ve ifadesinde ısrar etmesi karşısında; katılanın anlatımının hangi gerekçelerle diğerlerine üstün tutulduğunun Yargıtay denetimine olanak sağlayacak şekilde hükmün gerekçesinde gösterilmemesi,
Yasaya aykırı ve sanık ... müdafii ile katılan ... vekilinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnamedeki onama düşüncesinin reddiyle HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 17.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.