Yargıtay 3. Hukuk Dairesi Borçlar Hukuku · ön sınıflandırma
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2017/2913 K.2018/5277
Özet: Uyuşmazlık, 01.06.2011 tarihli kira sözleşmesinde davalıya ait olmayan bir imzanın varlığı ve kira ilişkisinin bekleyen alacakları tahsil amacıyla açılan dava üzerine; Mahkeme, imzanın hatalı olduğunu ve dava konusu kira ilişkisinin 05.08.2008 tarihli sözleşmeyle başladığını tespit ederek davacı ısrarını reddetti, hükmün temyiz üzerine kaldırılmasını ve delillerin yeniden değerlendirilmesini kararlaştırdı.
MAHKEMESİ: SULH HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı, taraflar arasında 01.06.2011 başlangıç tarihli yazılı kira ilişkisi bulunduğunu, ödenmeyen kira alacakları ile su ve aidat giderlerinin tahsili için davalı hakkında takip başlattıklarını ancak itiraz üzerine takibin durduğunu, davalı kiracının itirazının haksız ve kötü niyetli olduğunu beyan ederek itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı; davacının dayandığı sözleşmenin sahte olduğunu, sözleşmedeki imzanın kendisine ait olmadığını, davacı ile olan kiracılık ilişkisinin ise 05.08.2008 tarihli sözleşme ile başladığını belirterek davanın reddine karar verilmesini dilemiştir. Mahkemece; davaya konu 01/06/2011 tarihli kira sözleşmesinde davalı borçlu adına atılan imzanın davalıya ait olmadığı anlaşıldığından ve davacı tarafça alacağa dayanak teşkil edilen kira sözleşmesinin borçlusu davalı olmadığından davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir. Davacı, taraflar arasında 01.06.2011 başlangıç tarihli yazılı kira ilişkisi bulunduğunu iddia ederek ve bu sözleşmeye dayanarak davalı hakkında takip başlatmış, davalı ise kira ilişkisine karşı çıkmayarak sadece ibraz edilen sözleşmedeki imzanın kendisine ait olmadığını belirtmiştir. Taraflar arasındaki akdi ilişkinin ispatı davacıya ait olup, davalı taraflar arasındaki kira ilişkisinin varlığına karşı çıkmamıştır. Kaldı ki; ... 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2012/1144 E.-2013/579 K. sayılı ilamı ile de, davalının kiracılık sıfatının tespitine karar verilmiş olduğundan, davalının dava konusu taşınmazda kiracı olduğu hususu kesinleşmiştir. Bu durumda kira bedellerinin ödediğinin ispatı kiracıya ait olup, davalı tarafından sunulan ödeme belgeleri de değerlendirilerek, davacının alacak talebine yönelik bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik araştırma ve inceleme ile davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince davacı yararına BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK'nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK.nun 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 16.05.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı, taraflar arasında 01.06.2011 başlangıç tarihli yazılı kira ilişkisi bulunduğunu, ödenmeyen kira alacakları ile su ve aidat giderlerinin tahsili için davalı hakkında takip başlattıklarını ancak itiraz üzerine takibin durduğunu, davalı kiracının itirazının haksız ve kötü niyetli olduğunu beyan ederek itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı; davacının dayandığı sözleşmenin sahte olduğunu, sözleşmedeki imzanın kendisine ait olmadığını, davacı ile olan kiracılık ilişkisinin ise 05.08.2008 tarihli sözleşme ile başladığını belirterek davanın reddine karar verilmesini dilemiştir. Mahkemece; davaya konu 01/06/2011 tarihli kira sözleşmesinde davalı borçlu adına atılan imzanın davalıya ait olmadığı anlaşıldığından ve davacı tarafça alacağa dayanak teşkil edilen kira sözleşmesinin borçlusu davalı olmadığından davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir. Davacı, taraflar arasında 01.06.2011 başlangıç tarihli yazılı kira ilişkisi bulunduğunu iddia ederek ve bu sözleşmeye dayanarak davalı hakkında takip başlatmış, davalı ise kira ilişkisine karşı çıkmayarak sadece ibraz edilen sözleşmedeki imzanın kendisine ait olmadığını belirtmiştir. Taraflar arasındaki akdi ilişkinin ispatı davacıya ait olup, davalı taraflar arasındaki kira ilişkisinin varlığına karşı çıkmamıştır. Kaldı ki; ... 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2012/1144 E.-2013/579 K. sayılı ilamı ile de, davalının kiracılık sıfatının tespitine karar verilmiş olduğundan, davalının dava konusu taşınmazda kiracı olduğu hususu kesinleşmiştir. Bu durumda kira bedellerinin ödediğinin ispatı kiracıya ait olup, davalı tarafından sunulan ödeme belgeleri de değerlendirilerek, davacının alacak talebine yönelik bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik araştırma ve inceleme ile davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince davacı yararına BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK'nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK.nun 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 16.05.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.