Yargıtay3. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 3. Ceza Dairesi E.2012/6560 K.2012/10598
Kasten yaralama suçundan sanık ...’in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 86/2, 62/1, 52/2. Maddeleri gereğince 2000 Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Mihalgazi Sulh Ceza Mahkemesinin 02.12.2009 tarihli ve 2009/37-70 sayılı kararını müteakip, sanığın deneme süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi sebebiyle dosya yeniden ele alınarak yapılan yargılama sonunda,sanığın aynı Kanunun 86/2, 62/1, 52/2.maddeleri uyraınca 2000 Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin aynı mahkemenin 05.10.2011 tarihli ve 2011/19-54 sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığı'nın 21.11.2011 tarih ve 2011/14524-58962 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 19.01.2012 tarih ve 2011/388163 sayılı tebliğnamesiyle Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre, 5237 sayılı Kanunun 73/4. maddesinde “Kovuşturma yapılabilmesi şikayete bağlı suçlarda kanunda aksi yazılı olmadıkça suçtan zarar gören kişinin vazgeçmesi davayı düşürür ve hükmün kesinleşmesinden sonraki vazgeçme cezanın infazına engel olmaz” hükmünün yer alması ve müştekinin 25.05.2011 tarihli oturumda şikayetten vazgeçtiğini bildirmesi karşısında,davanın düşmesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulmasında isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK'nun 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Mihalgazi Sulh Ceza Mahkemesinde 05.10.2011 tarihli ve 2011/19-54 sayılı dosyada duruşma açılarak sanık hakkında hüküm kurulmuş ise de, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231/11. Fıkrasında yer alan “Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde,mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine Ya da koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkumiyet hükmü kurabilir.” şeklindeki düzenleme nazara alındığında,mahkemece sanığın celp edilmesi, varsa diyecekleri sorulup, anılan fıkra uyarınca değerlendirme yapıldıktan sonra hüküm kurulması gerektiği gözetilmemesi hususunun kanun yararına bozma sebebi yapılıp yapılmayacağının takdiri için,Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, takdir hakkı kullanıldıktan sonra diğer kanun yararına bozma istemlerinin incelenmesine, 20.03.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Mezkur ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre, 5237 sayılı Kanunun 73/4. maddesinde “Kovuşturma yapılabilmesi şikayete bağlı suçlarda kanunda aksi yazılı olmadıkça suçtan zarar gören kişinin vazgeçmesi davayı düşürür ve hükmün kesinleşmesinden sonraki vazgeçme cezanın infazına engel olmaz” hükmünün yer alması ve müştekinin 25.05.2011 tarihli oturumda şikayetten vazgeçtiğini bildirmesi karşısında,davanın düşmesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulmasında isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK'nun 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Mihalgazi Sulh Ceza Mahkemesinde 05.10.2011 tarihli ve 2011/19-54 sayılı dosyada duruşma açılarak sanık hakkında hüküm kurulmuş ise de, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231/11. Fıkrasında yer alan “Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde,mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine Ya da koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkumiyet hükmü kurabilir.” şeklindeki düzenleme nazara alındığında,mahkemece sanığın celp edilmesi, varsa diyecekleri sorulup, anılan fıkra uyarınca değerlendirme yapıldıktan sonra hüküm kurulması gerektiği gözetilmemesi hususunun kanun yararına bozma sebebi yapılıp yapılmayacağının takdiri için,Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, takdir hakkı kullanıldıktan sonra diğer kanun yararına bozma istemlerinin incelenmesine, 20.03.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.