Yargıtay3. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 3. Ceza Dairesi E.2011/42746 K.2012/23706
Özet: Uyuşmazlık, 825 nolu orman parselinin orman vasfı ile hazine adına tespiti ve bu tespitle ilgili tapulama, kadastro ve mahkeme kararlarının geçerliliği üzerineydi; Mahkeme, sanığın beraatini kararlaştırarak, parselin orman olarak kabul edilmediğini ve hazine adına kaydedildiğini belirtti.
MAHKEMESİ: Sulh Ceza Mahkemesi
HÜKÜM: Sanığın beraatine dair,
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü;
Yerinde görülmeyen sair itirazların reddine; Ancak;
Mahallinde yapılan 19.04.2006 tarihli keşif sonucu düzenlenen fen bilirkişi raporunda, dava konusu yerin 825 nolu orman parseli içinde kaldığının; orman yüksek mühendisi bilirkişi raporunda da dava konusu yerde tapulama çalışmasının 766 sayılı Kanuna göre yapılıp kesinleştiğinin (1986/1987) ve bu tesbitte 825 nolu parselin orman vasfı ile hazine adına tesbit edildiğinin 1991 yılındaki orman kadastro çalışmasında da bu parselin orman olarak gösterildiğinin 3116 sayılı Kanuna göre orman tahdidi geçmeyip 4785 ve 5658 sayılı Kanunlara tabi yerlerden olmadığının 1945 yılından önce de 4785 sayılı kanun gereği orman olmadığının, amenajman haritasında 199 nolu bölme içinde (Z) rümuzlu kısımda, memeleket haritası ve hava fotoğraflarında da açık alanlar kapsamında kalıp içinde orman örtüsü mevcut olmadığının ortalama eğiminin %15-20 olup toprak muhafaza karakteri taşımadığının, orman toprağı özelliği olmadığının, humus bakiyesi taşımadığının, köy yerleşim alanlarının devamı olup ormancılık faaliyetleri ve ekonomisi yönünden tarım ve yerleşim alanları olarak kullanılmasında yarar olması nedenleriyle 825 nolu parselin orman vasfının iptali ile Hazine adına tespiti yapılması gerekip orman sayılmayan yerlerden olduğu görüşüne varıldığının bildirilerek çelişki yaratılmasına; yine Dairemizce daha önce temyiz incelemesi yapılan ayni parsele yönelik alınan bilikişi raporlarında da, 1991 yılında yapılan orman kadastro çalışmalarında önceleri orman sayılmayıp Orman Genel Müdürlüğünce orman olarak tespiti gerektiğinin bildirilmesi üzerine orman sınırları içine alındığının; bozma sonrası dosyaya gönderilen belgelere göre de köyde 6831 Sayılı Kanuna göre orman kadastro çalışmalarında orman vasfıyla hazine adına kaydedildiğinin, tapu kadastro tarafından vasıf tayini yapılmasının teknik bilgi ve donanım yönünden dayanaksız olup göz önüne alınmaması gerektiğinin, ayni yerde 1990/1991 yıllarında orman kadastro komisyonunca yapılan çalışmada 825 nolu parselin orman sayılmayan yerlerden olduğunun değerlendirildiğinin, 825 nolu parselin hazine adına kayıtlı olup orman olarak kulanılmak üzere orman idaresine tahsis edildiğinin bildirilmesine; dosya içindeki Orman İşletmesinin 11/5/2006 tarihli yazısında, 825 nolu orman parselinin ziraat arazisi olarak gösterildiği tahdit ve Valilik onayının yazı ekinde gönderildiğinin, Orman Genel Müdürlüğünün 07/10/1995 tarihli emirleri üzerine 85 nolu orman kadastro komisyonunca 1996 yılılnda mahkeme kararları dikkate alınmadan 1988 yılında 3402 sayılı Kanunla yapılan tapulamadaki tescil sınırlarına aynen uyulduğu ve kadastro haritalarının değiştirilerek yenilendiğinin görüldüğünün, fakat 1996 yılında 825 nolu parselin orman tahdit haritası üzerinde yapılan değişiklikler ile ilgili olarak kadastro dosyasının askıya çıkarılmayıp sadece haritalar üzerinde boya yapılarak değişiklik yapıldığının bildirilmesine; sanık hakkında bilirkişi raporuna istinaden 06/06/2006 tarihli kararla 6831 sayılı Kanunun 93/2. maddesine muhalefet suçundan mahkumiyet kararı tesis edilmesine göre öncelikle dava konusu 825 nolu parsele ait 766 sayılı Kanun ile Orman İdaresinin yazısında bahsedilen 3402 sayılı Kanuna göre yapılan kadastro çalışmalarına ait tapulama tutanakları ve eklelerinin celbedilmesi, yine Orman İdaresinin yazısında bahsi geçen mahkeme kararlarının araştırılarak saptanıp bunlara ilişkin ilan ve kesinleşme tutanaklarının dosyaya getirilmesi Orman İşletmesince parsel üzerinde boya değişikliği ile dava konusu parselin orman tahdidi içine alınma işleminin hangi tarihte yapıldığının belirlenmesi; yine dairemizce temyiz incelemesi yapılan bir kısım dosyaların bilirkişi raporlarında, dava konusu yerin Orman İdaresine tahsis edildiğinin ifade edilmesine göre bu hususun araştırılıp varsa tahsise ilişkin belgelerin getirtilmesi ile mahallinde zabıt mümziilerinin yer gösterimi suretiyle yeniden farklı bilirkişilerden oluşturulacak konusunda uzman harita müheendisi ve orman mühendislerinden oluşacak bir bilirkişi heyeti vasıtasıyla keşif yapılarak celbedilen tüm belgelerin birlikte mahalline tatbiki ile dava konusu yerin orman sayılan yerlerden olup olmadığının, 825 nolu parselin orman olarak tesbitine ilişkin tapunun hukuki geçerliliğini koruyup korumadığının da şüpheye yer vermeyecek şekilde tesbitinden, ayrıca müdahil idarenin temyiz dilekçesinde belirtilen mahkemenin 2009/56, 76 ve 235 Esas sayılı dosyalarının da getirtilip incelenmesinden sonra sanığın kastı da değerlendirilerek bir karar verilmesi gerektiğinin gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesisinin gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi,
Bozmayı gerektirmiş, müdahil idare vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 07.06.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
HÜKÜM: Sanığın beraatine dair,
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü;
Yerinde görülmeyen sair itirazların reddine; Ancak;
Mahallinde yapılan 19.04.2006 tarihli keşif sonucu düzenlenen fen bilirkişi raporunda, dava konusu yerin 825 nolu orman parseli içinde kaldığının; orman yüksek mühendisi bilirkişi raporunda da dava konusu yerde tapulama çalışmasının 766 sayılı Kanuna göre yapılıp kesinleştiğinin (1986/1987) ve bu tesbitte 825 nolu parselin orman vasfı ile hazine adına tesbit edildiğinin 1991 yılındaki orman kadastro çalışmasında da bu parselin orman olarak gösterildiğinin 3116 sayılı Kanuna göre orman tahdidi geçmeyip 4785 ve 5658 sayılı Kanunlara tabi yerlerden olmadığının 1945 yılından önce de 4785 sayılı kanun gereği orman olmadığının, amenajman haritasında 199 nolu bölme içinde (Z) rümuzlu kısımda, memeleket haritası ve hava fotoğraflarında da açık alanlar kapsamında kalıp içinde orman örtüsü mevcut olmadığının ortalama eğiminin %15-20 olup toprak muhafaza karakteri taşımadığının, orman toprağı özelliği olmadığının, humus bakiyesi taşımadığının, köy yerleşim alanlarının devamı olup ormancılık faaliyetleri ve ekonomisi yönünden tarım ve yerleşim alanları olarak kullanılmasında yarar olması nedenleriyle 825 nolu parselin orman vasfının iptali ile Hazine adına tespiti yapılması gerekip orman sayılmayan yerlerden olduğu görüşüne varıldığının bildirilerek çelişki yaratılmasına; yine Dairemizce daha önce temyiz incelemesi yapılan ayni parsele yönelik alınan bilikişi raporlarında da, 1991 yılında yapılan orman kadastro çalışmalarında önceleri orman sayılmayıp Orman Genel Müdürlüğünce orman olarak tespiti gerektiğinin bildirilmesi üzerine orman sınırları içine alındığının; bozma sonrası dosyaya gönderilen belgelere göre de köyde 6831 Sayılı Kanuna göre orman kadastro çalışmalarında orman vasfıyla hazine adına kaydedildiğinin, tapu kadastro tarafından vasıf tayini yapılmasının teknik bilgi ve donanım yönünden dayanaksız olup göz önüne alınmaması gerektiğinin, ayni yerde 1990/1991 yıllarında orman kadastro komisyonunca yapılan çalışmada 825 nolu parselin orman sayılmayan yerlerden olduğunun değerlendirildiğinin, 825 nolu parselin hazine adına kayıtlı olup orman olarak kulanılmak üzere orman idaresine tahsis edildiğinin bildirilmesine; dosya içindeki Orman İşletmesinin 11/5/2006 tarihli yazısında, 825 nolu orman parselinin ziraat arazisi olarak gösterildiği tahdit ve Valilik onayının yazı ekinde gönderildiğinin, Orman Genel Müdürlüğünün 07/10/1995 tarihli emirleri üzerine 85 nolu orman kadastro komisyonunca 1996 yılılnda mahkeme kararları dikkate alınmadan 1988 yılında 3402 sayılı Kanunla yapılan tapulamadaki tescil sınırlarına aynen uyulduğu ve kadastro haritalarının değiştirilerek yenilendiğinin görüldüğünün, fakat 1996 yılında 825 nolu parselin orman tahdit haritası üzerinde yapılan değişiklikler ile ilgili olarak kadastro dosyasının askıya çıkarılmayıp sadece haritalar üzerinde boya yapılarak değişiklik yapıldığının bildirilmesine; sanık hakkında bilirkişi raporuna istinaden 06/06/2006 tarihli kararla 6831 sayılı Kanunun 93/2. maddesine muhalefet suçundan mahkumiyet kararı tesis edilmesine göre öncelikle dava konusu 825 nolu parsele ait 766 sayılı Kanun ile Orman İdaresinin yazısında bahsedilen 3402 sayılı Kanuna göre yapılan kadastro çalışmalarına ait tapulama tutanakları ve eklelerinin celbedilmesi, yine Orman İdaresinin yazısında bahsi geçen mahkeme kararlarının araştırılarak saptanıp bunlara ilişkin ilan ve kesinleşme tutanaklarının dosyaya getirilmesi Orman İşletmesince parsel üzerinde boya değişikliği ile dava konusu parselin orman tahdidi içine alınma işleminin hangi tarihte yapıldığının belirlenmesi; yine dairemizce temyiz incelemesi yapılan bir kısım dosyaların bilirkişi raporlarında, dava konusu yerin Orman İdaresine tahsis edildiğinin ifade edilmesine göre bu hususun araştırılıp varsa tahsise ilişkin belgelerin getirtilmesi ile mahallinde zabıt mümziilerinin yer gösterimi suretiyle yeniden farklı bilirkişilerden oluşturulacak konusunda uzman harita müheendisi ve orman mühendislerinden oluşacak bir bilirkişi heyeti vasıtasıyla keşif yapılarak celbedilen tüm belgelerin birlikte mahalline tatbiki ile dava konusu yerin orman sayılan yerlerden olup olmadığının, 825 nolu parselin orman olarak tesbitine ilişkin tapunun hukuki geçerliliğini koruyup korumadığının da şüpheye yer vermeyecek şekilde tesbitinden, ayrıca müdahil idarenin temyiz dilekçesinde belirtilen mahkemenin 2009/56, 76 ve 235 Esas sayılı dosyalarının da getirtilip incelenmesinden sonra sanığın kastı da değerlendirilerek bir karar verilmesi gerektiğinin gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesisinin gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi,
Bozmayı gerektirmiş, müdahil idare vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 07.06.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.