Yargıtay 3. Ceza Dairesi Ceza Hukuku · ön sınıflandırma
Yargıtay 3. Ceza Dairesi E.2010/5810 K.2011/13923
Özet: Uyuşmazlık, mahkeme kararı tefhiminde sanık vekili yerine sanığın kendisine tebliğ edilmesi ve yasa yolunun açıkça belirtilmemesi nedeniyle 5271 sayılı CMK’nın 40. maddesine aykırı olmasından kaynaklanıyor; Mahkeme, bu hataların bozulmasına karar vererek temyiz dilekçesini kabul etti ve kararı 12.10.2011’de oybirliğiyle bozdu.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
HÜKÜM: Sanığın mahkumiyetine dair,
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü;
Mahkeminin 24.03.2008 tarih ve 2007/512 esas ve 2008/219 sayılı mahkumiyete dair sanık ve vekilinin yokluğundan tefhim olunan kararda "... Yargıtay yolu açık müdahil vekilinin yüzüne karşı..." biçiminde açıklanarak, gerekçeli kararda sanık vekili yerine sanığın kendisine tebliğ olunduğu görülmekle,
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun Dairemizce de benimsenen 30.01.2007 ..., 2007/3-9 esas ve 2007/18 sayılı kararında belirtildiği üzere, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı CMK'nın 34/2, 231/2, 232/6 ve Anayasa'nın 40. maddesi hükümlerine göre kararda yasa yolu, süresi, mercii ve şeklinin açıkça gösterilmesi gerekmektedir. Buna rağmen tefhim olunan kararda yasa yolu, süresi ve şekli gösterilmemiş olup belirtilen yasa maddelerine aykırı davranılmış olmakla ve gerekçeli kararın sanık vekili yerine sanığın kendisine tebliğ edilmiş olduğu anlaşılmakla, bu durum 5271 sayılı CMK'nın 40. maddesi uyarınca eski hale getirme nedeni teşkil edeceğinden ve bu durumda yasa yolu süresinin işlemeye başlayacağından söz edilemeyeceğinden, sanık vekilinin 19.08.2008 tarihli temyiz dilekçesi süresinde kabul edilerek, temyiz itirazlarının incelemesinde;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun Dairemizce de benimsenen 17.02.2009 tarih ve 2008/8-272 esas 2009/25 sayılı kararında açıkladığı üzere; yargılama tarihinde yürürlükte bulunan 8.2.2008 tarih ve 5728 sayılı Kanunun 562. maddesinin 1. fıkrası ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 231/5, 14. madde ve fıkralarında öngörülen, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının sanık hakkında uygulanıp uygulanmayacağının mahkemece hiçbir isteme bağlı olmaksızın kendiliğinden değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 12.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
HÜKÜM: Sanığın mahkumiyetine dair,
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü;
Mahkeminin 24.03.2008 tarih ve 2007/512 esas ve 2008/219 sayılı mahkumiyete dair sanık ve vekilinin yokluğundan tefhim olunan kararda "... Yargıtay yolu açık müdahil vekilinin yüzüne karşı..." biçiminde açıklanarak, gerekçeli kararda sanık vekili yerine sanığın kendisine tebliğ olunduğu görülmekle,
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun Dairemizce de benimsenen 30.01.2007 ..., 2007/3-9 esas ve 2007/18 sayılı kararında belirtildiği üzere, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı CMK'nın 34/2, 231/2, 232/6 ve Anayasa'nın 40. maddesi hükümlerine göre kararda yasa yolu, süresi, mercii ve şeklinin açıkça gösterilmesi gerekmektedir. Buna rağmen tefhim olunan kararda yasa yolu, süresi ve şekli gösterilmemiş olup belirtilen yasa maddelerine aykırı davranılmış olmakla ve gerekçeli kararın sanık vekili yerine sanığın kendisine tebliğ edilmiş olduğu anlaşılmakla, bu durum 5271 sayılı CMK'nın 40. maddesi uyarınca eski hale getirme nedeni teşkil edeceğinden ve bu durumda yasa yolu süresinin işlemeye başlayacağından söz edilemeyeceğinden, sanık vekilinin 19.08.2008 tarihli temyiz dilekçesi süresinde kabul edilerek, temyiz itirazlarının incelemesinde;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun Dairemizce de benimsenen 17.02.2009 tarih ve 2008/8-272 esas 2009/25 sayılı kararında açıkladığı üzere; yargılama tarihinde yürürlükte bulunan 8.2.2008 tarih ve 5728 sayılı Kanunun 562. maddesinin 1. fıkrası ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 231/5, 14. madde ve fıkralarında öngörülen, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının sanık hakkında uygulanıp uygulanmayacağının mahkemece hiçbir isteme bağlı olmaksızın kendiliğinden değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 12.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.