Yargıtay 3. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 3. Ceza Dairesi E.2010/2273 K.2010/6916
Özet: Uyuşmazlık, sanığın kasten silahla yaralama ve ruhsatsız silah bulundurma suçlarından dolayı verilen hapis cezasının açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin talebidir. Mahkeme, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar vererek, sanığın itirazını temyize tabi olarak kabul etmiş ve kararı Yargıtay’a göndermiştir.
Kasten silahla yaralama ve ruhsatsız silah bulundurmak suçlarından sanık ...’nın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/1-3, e, 87/3, 38/3, 62/1 (2 kez), 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun’un 13/1, maddeleri gereğince 1 yıl 1 ... 10 ... hapis, 10 ... hapis ve 285 yeni Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair Balıkesir Ağır Ceza Mahkemesinin 28.9.2007 tarihli ve 2006/233 esas, 2007/387 sayılı kararının Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 24.9.2008 tarih ve 2008/8394 esas, 2008/11949 sayılı ilamı ile onanarak kesinleşmesini müteakip, 8.2.2008 tarihli ve 5728 sayılı Kanun’un 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 231 maddesi karşısında, hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı yönündeki talep üzerine, koşulları bulunmadığından hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına ilişkin aynı Mahkemenin 13.8.2009 tarihli ve 2009/625 değişik iş sayılı kararına yönelik itirazın, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına ilişkin kararın temyize tabi kararlardan olduğundan, sanığın talep dilekçesinin temyize tabi olarak değerlendirilmek ve temyiz merciine gönderilmek üzere mahkemesine iadesine, itiraz hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair Balıkesir 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 24.11.2009 tarihli ve 2009/817 değişik iş sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 17.01.2010 tarih ve 2083 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 03.02.2010 tarih ve 2010/19387 sayılı tebliğnamesiyle Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur İhbarnamede;
08.02.2008 tarihli ve 5728 sayılı Kanunun geçici 1/2. maddesinde “Bu Kanun yürürlüğe girdiği tarihten önce kesinleşmiş ve infaz edilmekte olan mahkûmiyet kararları hakkında, lehe kanun hükümleri, hükmü veren mahkemece 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 98 ilâ 101 ... maddeleri dikkate alınmak ve dosya üzerinden incelenmek suretiyle belirlenir. Ancak, hükmün konusunun herhangi bir inceleme, araştırma, delil tartışması ve takdir hakkının kullanılmasını gerektirmesi halinde inceleme, duruşma açılmak suretiyle yapılabilir.”, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 98/1. maddesinde “Mahkûmiyet hükmünün yorumunda veya çektirilecek cezanın hesabında duraksama olursa, cezanın kısmen veya tamamen yerine getirilip getirilemeyeceği ileri sürülür ya da sonradan yürürlüğe giren kanun, hükümlünün lehinde olursa, duraksamanın giderilmesi veya yerine getirilecek cezanın belirlenmesi için hükmü veren mahkemeden karar istenir.”, aynı Kanun’un 101/3. maddesinde “Bölge adliye mahkemesi veya Yargıtaydan başka mahkemeler tarafından verilmiş olan bu kararlara karşı itiraz yoluna gidilebilir.” Hükümleri karşısında merciin talep üzerine hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına ilişkin kararın objektif uygulama koşullarının var olup olmadığı yönünden inceleme yapması gerekirken yazılı gerekçe ile itiraz hakkında karar verilmesine yer olmadığına şeklinde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü;
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumuna ilişkin uygulama esasları ve koşullarının belirlendiği Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 03.02.2009 tarih, 2008/11-250 Esas, 2009/13 sayılı kararında;
“Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararlara karşı başvurulacak yasa yolu, 5271 sayılı Yasanın 231. maddesinin 12. fıkrasında açıkça itiraz olarak belirlendiğinden, geri bırakılma kararına yönelik yasa yolu itirazdır.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının reddine ilişkin kararlara karşı başvurulacak yasa yolunun belirlenebilmesi için ise öncelikle, 5252 sayılı Yasanın 9, 5275 sayılı Yasanın 98 ila 101 ve 5728 sayılı Yasanın Geçici 1. maddelerinin kapsamının belirlenmesinde zorunluluk bulunmaktadır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27.12.2005 ... ve 162-173 ile 24.01.2006 ... ve 136-3 sayılı kararlarında da ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, 5252 sayılı Yasanın “Lehe olan hükümlerin uygulanmasında usul” başlıklı 9. maddesinin 1. fıkrası;
a) Sadece 1 Haziran 2005 tarihinden önce kesinleşmiş mahkûmiyet hükümlerinde ve
b) Münhasıran, 5237 sayılı Türk Ceza Yasasının yürürlüğe girmesi nedeniyle hükümde bir değişiklik yargılaması yapılması gerektiğinde uygulanabilecektir.
Görüldüğü gibi bu düzenleme, 5237 sayılı Türk Ceza Yasası dışında başka herhangi bir yasanın yürürlüğe girmesi ve lehe hüküm içermesi halinde yapılacak incelemeyi kapsamamaktadır.
Buna göre, 5237 sayılı TCY’nın yürürlüğe girmesi nedeniyle lehe yasanın değerlendirilmesi amacıyla yapılacak uyarlama yargılaması 5275 sayılı Yasanın 98. maddesine göre daha özel nitelikteki 5252 sayılı Yasanın 9. maddesinde öngörülen usule göre gerçekleştirilmeli, bu iki koşulun birden oluşmadığı hallerde ise, genel düzenleme getiren 5275 sayılı Yasanın 98 ve devamı maddelerindeki yöntem uygulanmalıdır.
Anılan kararlarda vurgulandığı üzere, 1 Haziran 2005 tarihinden sonra gerçekleştirilen yasa değişiklikleri nedeniyle uyarlama yargılamasının tabi olacağı ilkeler 5252 sayılı Yasanın 9. maddesine göre değil, 5275 sayılı Yasanın 98 ilâ 101. maddelerine göre belirlenmelidir. Kaldı ki, aynı husus 5728 sayılı Yasanın Geçici 1. maddesinde de açıkça belirtilmiştir.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının reddine ilişkin kararlar, 5271 sayılı Yasanın 223. maddesi anlamında hüküm sayılmadığından ve salt bu nedene dayalı uyarlama yargılamasında da 5252 sayılı Yasanın 9. maddesinin uygulanması olanağı bulunmadığından, 5728 sayılı Yasanın Geçici 1 ve 5275 sayılı Yasanın 101/3. fıkrası uyarınca bu kararlara karşı başvurulabilecek yasa yolu itirazdır” denilmiştir. Sonuç olarak, kesinleşmiş hükümlerde, hükmün açıklanmasının geri bırakılması veya reddine ilişkin kararlara karşı başvurulabilecek yasa yolunun 5728 sayılı Yasanın Geçici 1, 5275 sayılı Yasanın 101 ve 5271 sayılı Yasanın 231/12. maddesi uyarınca itiraz olduğu, karara bağlanmıştır.
Maddi olaya gelince;
Söke C. Başsavcılığının 5.8.2009 tarih ve 2009/1502 sayılı yazısı ile 5728 sayılı yasa ile değişik CMK’nın 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağının değerlendirilmesi yönündeki talebi üzerine, Balıkesir 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 13.08.2009 tarih ve 2009/625 D.İş sayılı kararıyla hükmün açıklanmasının geri bırakılması yönündeki talebin reddine, infazın devamına karar verilmiş, anılan karar 21.08.2009 tarihinde hükümlü ...’ya tebliğ edilmiştir. Hükümlü ..., 02.11.2009 tarihinde anılan karara karşı itiraz yasa yoluna başvurmuştur.
İtiraz yasa yolu, CMK’nın 268 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. İtiraz mercii olan Balıkesir 2. Ağır Ceza Mahkemesince itiraz konusunda karar verilmesi gerekirken yasa yolunun temyiz olduğu gerekçesiyle verilen 4.11.2009 tarih ve 2009/817 D.İş sayılı kararının usul ve yasaya aykırıdır. Esasen itiraz merciince yapılacak iş, 5271 sayılı Yasanın 231. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının objektif koşullarına ilişkin sınırlı bir inceleme yaparak itiraz konusunda karar vermektir.
Buna göre;
Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden Balıkesir 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 04.11.2009 tarih ve 2009/817 Değişik iş sayılı kararının CMK’nın 309. maddesi gereğince kanun yararına BOZULMASINA, müteakip işlemlerin itiraz mercii olan Balıkesir 2. Ağır Ceza Mahkemesince yapılmasına, dosyanın mahalline iade edilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.04.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.
Mezkur İhbarnamede;
08.02.2008 tarihli ve 5728 sayılı Kanunun geçici 1/2. maddesinde “Bu Kanun yürürlüğe girdiği tarihten önce kesinleşmiş ve infaz edilmekte olan mahkûmiyet kararları hakkında, lehe kanun hükümleri, hükmü veren mahkemece 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 98 ilâ 101 ... maddeleri dikkate alınmak ve dosya üzerinden incelenmek suretiyle belirlenir. Ancak, hükmün konusunun herhangi bir inceleme, araştırma, delil tartışması ve takdir hakkının kullanılmasını gerektirmesi halinde inceleme, duruşma açılmak suretiyle yapılabilir.”, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 98/1. maddesinde “Mahkûmiyet hükmünün yorumunda veya çektirilecek cezanın hesabında duraksama olursa, cezanın kısmen veya tamamen yerine getirilip getirilemeyeceği ileri sürülür ya da sonradan yürürlüğe giren kanun, hükümlünün lehinde olursa, duraksamanın giderilmesi veya yerine getirilecek cezanın belirlenmesi için hükmü veren mahkemeden karar istenir.”, aynı Kanun’un 101/3. maddesinde “Bölge adliye mahkemesi veya Yargıtaydan başka mahkemeler tarafından verilmiş olan bu kararlara karşı itiraz yoluna gidilebilir.” Hükümleri karşısında merciin talep üzerine hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına ilişkin kararın objektif uygulama koşullarının var olup olmadığı yönünden inceleme yapması gerekirken yazılı gerekçe ile itiraz hakkında karar verilmesine yer olmadığına şeklinde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü;
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumuna ilişkin uygulama esasları ve koşullarının belirlendiği Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 03.02.2009 tarih, 2008/11-250 Esas, 2009/13 sayılı kararında;
“Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararlara karşı başvurulacak yasa yolu, 5271 sayılı Yasanın 231. maddesinin 12. fıkrasında açıkça itiraz olarak belirlendiğinden, geri bırakılma kararına yönelik yasa yolu itirazdır.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının reddine ilişkin kararlara karşı başvurulacak yasa yolunun belirlenebilmesi için ise öncelikle, 5252 sayılı Yasanın 9, 5275 sayılı Yasanın 98 ila 101 ve 5728 sayılı Yasanın Geçici 1. maddelerinin kapsamının belirlenmesinde zorunluluk bulunmaktadır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27.12.2005 ... ve 162-173 ile 24.01.2006 ... ve 136-3 sayılı kararlarında da ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, 5252 sayılı Yasanın “Lehe olan hükümlerin uygulanmasında usul” başlıklı 9. maddesinin 1. fıkrası;
a) Sadece 1 Haziran 2005 tarihinden önce kesinleşmiş mahkûmiyet hükümlerinde ve
b) Münhasıran, 5237 sayılı Türk Ceza Yasasının yürürlüğe girmesi nedeniyle hükümde bir değişiklik yargılaması yapılması gerektiğinde uygulanabilecektir.
Görüldüğü gibi bu düzenleme, 5237 sayılı Türk Ceza Yasası dışında başka herhangi bir yasanın yürürlüğe girmesi ve lehe hüküm içermesi halinde yapılacak incelemeyi kapsamamaktadır.
Buna göre, 5237 sayılı TCY’nın yürürlüğe girmesi nedeniyle lehe yasanın değerlendirilmesi amacıyla yapılacak uyarlama yargılaması 5275 sayılı Yasanın 98. maddesine göre daha özel nitelikteki 5252 sayılı Yasanın 9. maddesinde öngörülen usule göre gerçekleştirilmeli, bu iki koşulun birden oluşmadığı hallerde ise, genel düzenleme getiren 5275 sayılı Yasanın 98 ve devamı maddelerindeki yöntem uygulanmalıdır.
Anılan kararlarda vurgulandığı üzere, 1 Haziran 2005 tarihinden sonra gerçekleştirilen yasa değişiklikleri nedeniyle uyarlama yargılamasının tabi olacağı ilkeler 5252 sayılı Yasanın 9. maddesine göre değil, 5275 sayılı Yasanın 98 ilâ 101. maddelerine göre belirlenmelidir. Kaldı ki, aynı husus 5728 sayılı Yasanın Geçici 1. maddesinde de açıkça belirtilmiştir.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının reddine ilişkin kararlar, 5271 sayılı Yasanın 223. maddesi anlamında hüküm sayılmadığından ve salt bu nedene dayalı uyarlama yargılamasında da 5252 sayılı Yasanın 9. maddesinin uygulanması olanağı bulunmadığından, 5728 sayılı Yasanın Geçici 1 ve 5275 sayılı Yasanın 101/3. fıkrası uyarınca bu kararlara karşı başvurulabilecek yasa yolu itirazdır” denilmiştir. Sonuç olarak, kesinleşmiş hükümlerde, hükmün açıklanmasının geri bırakılması veya reddine ilişkin kararlara karşı başvurulabilecek yasa yolunun 5728 sayılı Yasanın Geçici 1, 5275 sayılı Yasanın 101 ve 5271 sayılı Yasanın 231/12. maddesi uyarınca itiraz olduğu, karara bağlanmıştır.
Maddi olaya gelince;
Söke C. Başsavcılığının 5.8.2009 tarih ve 2009/1502 sayılı yazısı ile 5728 sayılı yasa ile değişik CMK’nın 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağının değerlendirilmesi yönündeki talebi üzerine, Balıkesir 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 13.08.2009 tarih ve 2009/625 D.İş sayılı kararıyla hükmün açıklanmasının geri bırakılması yönündeki talebin reddine, infazın devamına karar verilmiş, anılan karar 21.08.2009 tarihinde hükümlü ...’ya tebliğ edilmiştir. Hükümlü ..., 02.11.2009 tarihinde anılan karara karşı itiraz yasa yoluna başvurmuştur.
İtiraz yasa yolu, CMK’nın 268 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. İtiraz mercii olan Balıkesir 2. Ağır Ceza Mahkemesince itiraz konusunda karar verilmesi gerekirken yasa yolunun temyiz olduğu gerekçesiyle verilen 4.11.2009 tarih ve 2009/817 D.İş sayılı kararının usul ve yasaya aykırıdır. Esasen itiraz merciince yapılacak iş, 5271 sayılı Yasanın 231. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının objektif koşullarına ilişkin sınırlı bir inceleme yaparak itiraz konusunda karar vermektir.
Buna göre;
Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden Balıkesir 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 04.11.2009 tarih ve 2009/817 Değişik iş sayılı kararının CMK’nın 309. maddesi gereğince kanun yararına BOZULMASINA, müteakip işlemlerin itiraz mercii olan Balıkesir 2. Ağır Ceza Mahkemesince yapılmasına, dosyanın mahalline iade edilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.04.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.