Yargıtay 3. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 3. Ceza Dairesi E.2009/16968 K.2012/17821
Özet: Uyuşmazlık, sanığın mahkumiyetine ilişkin iddianamenin kabulü ve ceza tayini sürecinde ortaya çıkan yasal hatalar ve tazminat sorunu üzerineydi; Asliye Ceza Mahkemesi, sanık hakkında verilen temel cezanın hukuka uygun olmadığını belirterek kararını bozdu. Mahkeme, 03.05.2012 tarihinde oybirliğiyle kararlaştırılan bozulma kararıyla sanığın cezai yaptırımının iptal edilmesini ve yeniden değerlendirilmesini emredmiştir.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
HÜKÜM: Sanığın mahkumiyetine dair,
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü;
İddianamenin kabulü kararı okunmadan duruşmanın başladığı açıklanmış ise de; CMK'nin 191/3-b maddesi uyarınca iddianame ve eklerinin okunduğu ve bunun iddianamenin kabulü kararının okunmasını da kapsadığının kabulü gerektiği ve bu husus sonuca etkili görülmediğinden, TCK'nin 53. maddesindeki hak yoksunluklarının nelerden ibaret olduğu açıkça belirtilmemiş ise de bu hususun sanık açısından kazanılmış hak teşkil etmeyip infaz aşamasında re'sen dikkate alınacağından, yargılama giderlerine hükmedilirken sehven Nurettin'in isminin iki kez yazılıp sanık ...'e yargılama giderlerinin yükletilmediği anlaşılmış ise de bu hususun mahallinde düzeltilmesi mümkün olduğundan, sanık hakkında temel cezanın belirlenmesinin mahkemenin takdirinde olduğu ve hükümde açıkça “olayın oluş şekli, mağdurdaki yaralanmanın niteliği dikkate alınarak alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tayininin uygun olacağı kanaati ile” şeklinde belirtilmekle, tebliğnamedeki bu hususlar yönündeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Yerinde görülmeyen sair itirazların reddine, ancak;
1) Adli Tıp uygulamalarına göre yüzdeki sabit izlerin tespiti bakımından sağlıklı bir değerlendirebilme yapılabilmesi için olay tarihinden itibaren altı aylık bir sürenin geçmesi arandığından, bu süre geçmeden alınan rapora dayanılarak hüküm kurulması,
2) Mağdurun raporunda, yüzde sabit ize maruz kalıp ve ayrıca kemikte kırık olduğu, bu kırığın yaşam fonksiyonlarına etkisinin 2. derecede olduğu belirtilmiştir. Mağdurun yaralanması sonucu hayati tehlike ile birlikte kemikte kırık meydana gelmiş olup, bu şekilde 5237 sayılı TCK'nin 87/1-c ve 87/3. maddesinde ayrı ayrı yaptırımlara bağlanan iki ayrı sonuç meydana gelmiştir. Bu durumda sanık hakkında sadece en ağır cezayı gerektiren sonuçtan dolayı cezalandırılması gerektiği, ayrıca 5237 sayılı TCK'nin 87/3. maddesinden TCK'nin 87/1-2. maddesine atıfta bulunulmadığı da gözetilerek sanık hakkında TCK'nin 86/1, 87/1-c maddelerinin uygulanması ile yetinilmesi gerekirken ayrıca TCK'nin 87/3 maddesinin de tatbiki suretiyle fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 03.05.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
HÜKÜM: Sanığın mahkumiyetine dair,
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü;
İddianamenin kabulü kararı okunmadan duruşmanın başladığı açıklanmış ise de; CMK'nin 191/3-b maddesi uyarınca iddianame ve eklerinin okunduğu ve bunun iddianamenin kabulü kararının okunmasını da kapsadığının kabulü gerektiği ve bu husus sonuca etkili görülmediğinden, TCK'nin 53. maddesindeki hak yoksunluklarının nelerden ibaret olduğu açıkça belirtilmemiş ise de bu hususun sanık açısından kazanılmış hak teşkil etmeyip infaz aşamasında re'sen dikkate alınacağından, yargılama giderlerine hükmedilirken sehven Nurettin'in isminin iki kez yazılıp sanık ...'e yargılama giderlerinin yükletilmediği anlaşılmış ise de bu hususun mahallinde düzeltilmesi mümkün olduğundan, sanık hakkında temel cezanın belirlenmesinin mahkemenin takdirinde olduğu ve hükümde açıkça “olayın oluş şekli, mağdurdaki yaralanmanın niteliği dikkate alınarak alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tayininin uygun olacağı kanaati ile” şeklinde belirtilmekle, tebliğnamedeki bu hususlar yönündeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Yerinde görülmeyen sair itirazların reddine, ancak;
1) Adli Tıp uygulamalarına göre yüzdeki sabit izlerin tespiti bakımından sağlıklı bir değerlendirebilme yapılabilmesi için olay tarihinden itibaren altı aylık bir sürenin geçmesi arandığından, bu süre geçmeden alınan rapora dayanılarak hüküm kurulması,
2) Mağdurun raporunda, yüzde sabit ize maruz kalıp ve ayrıca kemikte kırık olduğu, bu kırığın yaşam fonksiyonlarına etkisinin 2. derecede olduğu belirtilmiştir. Mağdurun yaralanması sonucu hayati tehlike ile birlikte kemikte kırık meydana gelmiş olup, bu şekilde 5237 sayılı TCK'nin 87/1-c ve 87/3. maddesinde ayrı ayrı yaptırımlara bağlanan iki ayrı sonuç meydana gelmiştir. Bu durumda sanık hakkında sadece en ağır cezayı gerektiren sonuçtan dolayı cezalandırılması gerektiği, ayrıca 5237 sayılı TCK'nin 87/3. maddesinden TCK'nin 87/1-2. maddesine atıfta bulunulmadığı da gözetilerek sanık hakkında TCK'nin 86/1, 87/1-c maddelerinin uygulanması ile yetinilmesi gerekirken ayrıca TCK'nin 87/3 maddesinin de tatbiki suretiyle fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 03.05.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.