Yargıtay 23. Hukuk Dairesi Ticaret Hukuku · ön sınıflandırma
Yargıtay 23. Hukuk Dairesi E.2012/129 K.2012/274
Özet: Uyuşmazlık, davacının 1990 yılından itibaren kooperatife üye olduğu halde genel kurul toplantılarına katılmadığı ve 18.5.1996 tarihli ihraç kararının tebliğ edilmediği gerekçesiyle yapılan ihraç kararının iptali talebidir. Mahkeme, davacının üyelikten ihracı için gerekli tebliğin yapılmadığını kabul ederek ve Yargıtay kararına dayanarak davayı reddetmiş, temyiz de aynı şekilde reddedilmiştir.
MAHKEMESİ: Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki ihraç kararının iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı asil tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacı vekili, davacının 08.06.1990 tarihinde davalı kooperatife üye olduğunu, ancak genel kurul toplantılarına çağrılmadığı icin katılmadığını 2007 yılında yazılı müracaatı üzerine üyelikten ihraç edildiğinin kendisine bildirildiğini ancak daha öncesinde ihraç edildiği yönünde bir tebligat yapılmadığı gerekçesiyle ihraç kararının iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının 1990 yılından bu yana genel kurul toplantılarına katılmadığını ve üyelik yükümlerini yerine getirmediğini bu nedenle üyelik kaydının da mevcut olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamı ve toplanan delillere göre davacının üyelikten ihracına ilişkin 18.5.1996 tarihli kararın davacıya tebliğ edilmediği gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının üyeliğinin tesbitine dair verilen karar Yargıtay 11 Hukuk Dairesinin 05.04.2010 tarih ve 2010/3524 Esas-2010/3732 Karar sayılı ilamıyla "... davacının üye olduğu 1990 yılından dava tarihine kadar genel kurul toplantılarına katılmadığı ve kooperatifle bir ilişki de kurmadığı, 1996 yılında verilen ihraç kararının tebliğ edilmediğinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu ve T.M.K'nın 2. maddesindeki iyiniyet kuralı ile bağdaşmadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiği." gerekçesiyle bozulmuş, mahal mahkemesince bazma ilamına uyularak, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, ihraç kararının iptali istemine ilişkindir.
Kararı, davacı asil temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, davacının tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacının tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 23.01.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Taraflar arasındaki ihraç kararının iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı asil tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacı vekili, davacının 08.06.1990 tarihinde davalı kooperatife üye olduğunu, ancak genel kurul toplantılarına çağrılmadığı icin katılmadığını 2007 yılında yazılı müracaatı üzerine üyelikten ihraç edildiğinin kendisine bildirildiğini ancak daha öncesinde ihraç edildiği yönünde bir tebligat yapılmadığı gerekçesiyle ihraç kararının iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının 1990 yılından bu yana genel kurul toplantılarına katılmadığını ve üyelik yükümlerini yerine getirmediğini bu nedenle üyelik kaydının da mevcut olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamı ve toplanan delillere göre davacının üyelikten ihracına ilişkin 18.5.1996 tarihli kararın davacıya tebliğ edilmediği gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının üyeliğinin tesbitine dair verilen karar Yargıtay 11 Hukuk Dairesinin 05.04.2010 tarih ve 2010/3524 Esas-2010/3732 Karar sayılı ilamıyla "... davacının üye olduğu 1990 yılından dava tarihine kadar genel kurul toplantılarına katılmadığı ve kooperatifle bir ilişki de kurmadığı, 1996 yılında verilen ihraç kararının tebliğ edilmediğinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu ve T.M.K'nın 2. maddesindeki iyiniyet kuralı ile bağdaşmadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiği." gerekçesiyle bozulmuş, mahal mahkemesince bazma ilamına uyularak, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, ihraç kararının iptali istemine ilişkindir.
Kararı, davacı asil temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, davacının tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacının tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 23.01.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.