Yargıtay 23. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 23. Ceza Dairesi E.2015/547 K.2015/1950
Özet: (1) Uyuşmazlık, katılana ait şirketin pazarlama elemanı olan sanığın, hizmet ilişkisi gereği teslim edilen ürünleri saklayarak zilyetliğin devri amacı dışında tasarruf etmesiyle oluşan “hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma” suçundan kaynaklanıyor. (2) Mahkeme, bu suçun oluştuğunu kabul ederek sanığı mahkum etti ve hapis cezasının yanı sıra adli para cezası da içeren bir hüküm verdi; ancak hatalı cezai ölçülerin düzeltilmesi için yeniden duruşma yapılmasına karar vererek hükmün bozulmasını sağladı.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma
HÜKÜM: Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Katılana ait şirkette pazarlama elamanı olarak çalışan sanığa, ürünleri müşterilere dağıtması için teslim edilen ... plakalı satış aracında yapılan kontrollerde, araçta olması gereken 1842,16 TL ürünün olmadığının tespit edildiği, bu surette sanığın hizmet ilişkisinin gereği olarak kendisine teslim edilmiş olan ürünler üzerinde zilyetliğin devri amacı dışında tasarrufta bulunduğu anlaşıldığından, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanığın, bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda katılana karşı aynı suçu birden fazla işlemesi nedeniyle TCK'nın 43/1. maddesi uyarınca zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1) Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.06.2007 tarih ve 2007/10-108 E., 2007/152 K. sayılı ilamında da belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamakta ise de, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin adli para cezasının alt sınırın üzerinde “240 gün” olarak tayin edilmesi,
2) Sanık hakkında verilen gün adli para cezasının, adli para cezasına çevrilmesi sırasında, “adli para cezası” yerine “hapis” cezası ile “5237 sayılı TCK'nın 50/1-a maddesinin” yazılması,
3) Hapis cezası ertelenen sanığın, denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlemesi halinde ertelenen cezasının "kısmen veya tamamen" infaz kurumunda çektirilmesine karar verileceğinin ihtarı yerine, ertelenen cezanın "tamamen infaz edilmesine" karar verileceğinin belirtilmesi suretiyle TCK'nın 51/7. maddesine aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususların aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, a) Hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla "240 GÜN", "200 GÜN" ve “4000 TL” terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla "5 GÜN", "4 GÜN" ve “80 TL” ibarelerinin eklenmesi, b) Gün adli para cezasının adli para cezasına çevrilmesinin düzenlendiği hükmün ikinci paragrafında yer alan “5237 sayılı TCK'nın 50/1-a maddesi” kelimlerinin çıkartılması, yine aynı paragrafta “hapsin” kelimesi çıkartılarak yerine “adli para cezasının” kelimesinin eklenmesi, c) Hükmün TCK'nın 51/7. maddesine ilişkin kısmında yer alan “tamamen” kelimesinin çıkartılarak yerine “kısmen veya tamamen” cümlesinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 27.05.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ: Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma
HÜKÜM: Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Katılana ait şirkette pazarlama elamanı olarak çalışan sanığa, ürünleri müşterilere dağıtması için teslim edilen ... plakalı satış aracında yapılan kontrollerde, araçta olması gereken 1842,16 TL ürünün olmadığının tespit edildiği, bu surette sanığın hizmet ilişkisinin gereği olarak kendisine teslim edilmiş olan ürünler üzerinde zilyetliğin devri amacı dışında tasarrufta bulunduğu anlaşıldığından, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanığın, bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda katılana karşı aynı suçu birden fazla işlemesi nedeniyle TCK'nın 43/1. maddesi uyarınca zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1) Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.06.2007 tarih ve 2007/10-108 E., 2007/152 K. sayılı ilamında da belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamakta ise de, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin adli para cezasının alt sınırın üzerinde “240 gün” olarak tayin edilmesi,
2) Sanık hakkında verilen gün adli para cezasının, adli para cezasına çevrilmesi sırasında, “adli para cezası” yerine “hapis” cezası ile “5237 sayılı TCK'nın 50/1-a maddesinin” yazılması,
3) Hapis cezası ertelenen sanığın, denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlemesi halinde ertelenen cezasının "kısmen veya tamamen" infaz kurumunda çektirilmesine karar verileceğinin ihtarı yerine, ertelenen cezanın "tamamen infaz edilmesine" karar verileceğinin belirtilmesi suretiyle TCK'nın 51/7. maddesine aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususların aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, a) Hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla "240 GÜN", "200 GÜN" ve “4000 TL” terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla "5 GÜN", "4 GÜN" ve “80 TL” ibarelerinin eklenmesi, b) Gün adli para cezasının adli para cezasına çevrilmesinin düzenlendiği hükmün ikinci paragrafında yer alan “5237 sayılı TCK'nın 50/1-a maddesi” kelimlerinin çıkartılması, yine aynı paragrafta “hapsin” kelimesi çıkartılarak yerine “adli para cezasının” kelimesinin eklenmesi, c) Hükmün TCK'nın 51/7. maddesine ilişkin kısmında yer alan “tamamen” kelimesinin çıkartılarak yerine “kısmen veya tamamen” cümlesinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 27.05.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.