Yargıtay 20. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 20. Ceza Dairesi E.2015/6583 K.2017/2673
Özet: (1) Uyuşturucu madde bulundurma suçu nedeniyle, sanığın adreste hiç bulunmadığı için değerlendirilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin kararın tebligatı usulsüz yapılmış, dolayısıyla karar kesinleşmemiş olup, sanığın temyiz dileği bu kararın geçerliliği üzerineydi; (2) Mahkeme, bu usulsüz tebligat nedeniyle 25/10/2013 tarihli tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin kararın hukuken geçersiz olduğunu, dolayısıyla sanığın mahkumiyetine hükmederek uyuşturucu suçunu işlediğini ilan etmiştir.
Mahkeme: (Kapatılan) 17. Sulh Ceza Mahkemesi
Suç: Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
Hüküm: Mahkûmiyet
Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
25/10/2013 tarihinde sanığın yokluğunda verilen "tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" ilişkin karar tebliğ edilmeye çalışıldığında, sanığın mahkemeye bildirdiği adreste oturmadığının anlaşılması üzerine, adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresinin tespit edilerek tebligat yapılmak istendiğinde ilgili sokakta belirtilen hane bulunmadığı belirtilerek tebligatın iade edilmesi üzerine; aşamalarda sanığa tebligat yapılamayan adrese, koşulları oluşmadığı halde Tebligat Kanunu'nun 35. maddesine göre 09/01/2014 tarihinde usulsüz tebligat yapıldığı, dolayısı ile 25/10/2013 tarihli kararın kesinleşmediği ve kesinleşmeyen söz konusu karara ilişkin infaz işlemleri ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin ihlali üzerine verilen 06/06/2014 tarih, 2014/379 esas ve 2014/767 karar sayılı ek kararın "hukuken geçersiz" olduğu anlaşılmakla; sanığın 11/06/2014 tarihli temyiz isteminin, 25/10/2013 tarihli "tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" ilişkin karara yönelik olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 20.03.2012 tarihli ve 2011/785-2012/101 sayılı kararında açıklandığı üzere; “kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alma, kabul etme veya bulundurma” suçundan dolayı, TCK'nın 191. maddesinin 2. fıkrası gereğince verilen “tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına” ilişkin kararın, sözü edilen fıkraya 6217 sayılı Kanunla eklenen cümlenin yürürlüğe girdiği 14/04/2011 tarihinden önce ya da sonra verilip verilmediğine bakılmaksızın, temyiz değil itiraz kanun yoluna tabi olması nedeniyle, itirazla ilgili gerekli kararın yetkili ve görevli itiraz merciince verilmesi için, bu suçla ilgili olarak dosyanın incelenmeksizin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na İADESİNE, 26/04/2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Suç: Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
Hüküm: Mahkûmiyet
Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
25/10/2013 tarihinde sanığın yokluğunda verilen "tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" ilişkin karar tebliğ edilmeye çalışıldığında, sanığın mahkemeye bildirdiği adreste oturmadığının anlaşılması üzerine, adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresinin tespit edilerek tebligat yapılmak istendiğinde ilgili sokakta belirtilen hane bulunmadığı belirtilerek tebligatın iade edilmesi üzerine; aşamalarda sanığa tebligat yapılamayan adrese, koşulları oluşmadığı halde Tebligat Kanunu'nun 35. maddesine göre 09/01/2014 tarihinde usulsüz tebligat yapıldığı, dolayısı ile 25/10/2013 tarihli kararın kesinleşmediği ve kesinleşmeyen söz konusu karara ilişkin infaz işlemleri ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin ihlali üzerine verilen 06/06/2014 tarih, 2014/379 esas ve 2014/767 karar sayılı ek kararın "hukuken geçersiz" olduğu anlaşılmakla; sanığın 11/06/2014 tarihli temyiz isteminin, 25/10/2013 tarihli "tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" ilişkin karara yönelik olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 20.03.2012 tarihli ve 2011/785-2012/101 sayılı kararında açıklandığı üzere; “kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alma, kabul etme veya bulundurma” suçundan dolayı, TCK'nın 191. maddesinin 2. fıkrası gereğince verilen “tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına” ilişkin kararın, sözü edilen fıkraya 6217 sayılı Kanunla eklenen cümlenin yürürlüğe girdiği 14/04/2011 tarihinden önce ya da sonra verilip verilmediğine bakılmaksızın, temyiz değil itiraz kanun yoluna tabi olması nedeniyle, itirazla ilgili gerekli kararın yetkili ve görevli itiraz merciince verilmesi için, bu suçla ilgili olarak dosyanın incelenmeksizin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na İADESİNE, 26/04/2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.