Yargıtay 2. Ceza Dairesi Ceza Hukuku · ön sınıflandırma
Yargıtay 2. Ceza Dairesi E.2026/2159 K.2026/10666
Özet: (1) Sanık, konut dokunulmazlığının ihlâli suçundan yargılamaya tabi tutuldu; yüksek mahkeme, birden fazla kişiyle işlenmesi nedeniyle cezanın artırılmasına karar verdi. (2) Yargıtay, istinafın esastan reddi kararını bozalak, sanığın cezasının 12 aya çıkarılmasını ve davanın yeniden yargılanmasını ilan etti.
MAHKEMESİ: Ceza Dairesi
SAYISI: 2025/529 E., 2025/929 K. SUÇ: Konut dokunulmazlığının ihlâli
HÜKÜM: İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Ret İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında konut dokunulmazlığının ihlâli suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 116/1. maddesi uyarınca 6 ay hapis cezasına hükmedildiği, sanığın istinaf talebi üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesince, konut dokunulmazlığının ihlâli suçunun birden fazla kimse ile işlenmesi nedeniyle 5237 sayılı TCK'nın 119/1-c maddesinin uygulanması gerektiği ifade edilerek hükmün bozulmasına karar verildiği, bozma üzerine İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılamada, sanığın konut dokunulmazlığının ihlâli suçundan aynı Kanun'un 116/1, 119/1-c. maddeleri uyarınca 12 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmek suretiyle İlk Derece Mahkemesince hükmedilen hapis cezasının artırıldığı, böylece sanık hakkında konut dokunulmazlığının ihlâli suçundan kurulan hükmün temyizi kabil olduğunun anlaşılması karşısında Tebliğname'deki ret düşüncesine iştirak edilmemiştir. İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Kanun'un 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı, yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle,
gereği düşünüldü:5271 sayılı Kanun’un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''
Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanığın temyiz isteminin, “atılı suçu işlemediğine, olay yerinde bulunmadığına, TCK 32. maddesinin gözetilmediğine" yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre Kırıkkale 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.03.2022 tarihli, 2021/287 Esas, 2022/157 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik istinaf istemleri üzerine yapılan inceleme neticesinde, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin 02.06.2023 tarihli ve 2022/2085 Esas, 2023/1776 Karar sayılı kararı ile "birden fazla kişiyle işlenen konut dokunulmazlığının ihlali suçunda 5237 sayılı TCK'nın 119/1-c maddesinin uygulanmaması" gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılığın aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “…bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin 02.06.2023 tarihli ve 2022/2085 Esas, 2023/1776 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen Kırıkkale 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.01.2025 tarihli, 2023/515 Esas, 2025/18 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün açıklanan nedenle, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
SAYISI: 2025/529 E., 2025/929 K. SUÇ: Konut dokunulmazlığının ihlâli
HÜKÜM: İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Ret İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında konut dokunulmazlığının ihlâli suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 116/1. maddesi uyarınca 6 ay hapis cezasına hükmedildiği, sanığın istinaf talebi üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesince, konut dokunulmazlığının ihlâli suçunun birden fazla kimse ile işlenmesi nedeniyle 5237 sayılı TCK'nın 119/1-c maddesinin uygulanması gerektiği ifade edilerek hükmün bozulmasına karar verildiği, bozma üzerine İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılamada, sanığın konut dokunulmazlığının ihlâli suçundan aynı Kanun'un 116/1, 119/1-c. maddeleri uyarınca 12 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmek suretiyle İlk Derece Mahkemesince hükmedilen hapis cezasının artırıldığı, böylece sanık hakkında konut dokunulmazlığının ihlâli suçundan kurulan hükmün temyizi kabil olduğunun anlaşılması karşısında Tebliğname'deki ret düşüncesine iştirak edilmemiştir. İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Kanun'un 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı, yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle,
gereği düşünüldü:5271 sayılı Kanun’un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''
Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanığın temyiz isteminin, “atılı suçu işlemediğine, olay yerinde bulunmadığına, TCK 32. maddesinin gözetilmediğine" yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre Kırıkkale 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.03.2022 tarihli, 2021/287 Esas, 2022/157 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik istinaf istemleri üzerine yapılan inceleme neticesinde, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin 02.06.2023 tarihli ve 2022/2085 Esas, 2023/1776 Karar sayılı kararı ile "birden fazla kişiyle işlenen konut dokunulmazlığının ihlali suçunda 5237 sayılı TCK'nın 119/1-c maddesinin uygulanmaması" gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılığın aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “…bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin 02.06.2023 tarihli ve 2022/2085 Esas, 2023/1776 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen Kırıkkale 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.01.2025 tarihli, 2023/515 Esas, 2025/18 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün açıklanan nedenle, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.