Yargıtay 2. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 2. Ceza Dairesi E.2025/1696 K.2025/5237
Özet: Uyuşmazlık, İçişleri Bakanlığı vekilinin 15 günlük temyiz süresi hakkındaki yanıltıcı tebligat ve bu nedenle mahkeme kararının 22.01.2025 tarihli temyiz dilekçesi süresinde kabul edilmesiyle ilgilidir. Mahkeme, kararın bozulmasına karar vererek, sanığın hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine ve dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiyesi için gönderilmesine hükmedmiştir.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI: 2016/739 E., 2016/908 K.
SUÇ: Kamu malına zarar verme
HÜKÜM: Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Düşürülmesi
05.08.2017 tarihli ve 30145 mükerrer sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 7035 sayılı Kanun'un 21. maddesi ile 5271 sayılı CMK'nın 291. maddesinin 1. fıkrasında düzenlenen ve bölge adliye mahkemeleri kararlarına karşı yedi gün olarak öngörülen temyiz süresinin on beş gün olarak değiştirildiği, ancak bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçtiği 20.07.2016 tarihinden önce verilen kararlar ve Yargıtay'dan geçen dosyalara ilişkin temyiz süresinin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi uyarınca uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'nın 310. maddesine göre 1 hafta olduğu gözetilmeksizin, yapılan tebligatta temyiz süresinin 15 gün olarak belirtilmesi suretiyle suçtan zarar gören İçişleri Bakanlığı vekilinin yanıltıldığı anlaşıldığından, yokluğunda verilen ve 12.01.2025 tarihinde tebliğ edilen hükme ilişkin, suçtan zarar gören vekilinin 22.01.2025 tarihli temyiz dilekçesinin süresinde olduğu kabul edilerek; davadan usulüne uygun yargılama aşamasında haberdar edilmeyen suçtan zarar gören İçişleri Bakanlığının gerekçeli kararın tebliği üzerine hükmü temyiz ettiği anlaşıldığından, anılan Kurumun 5271 sayılı Kanun'un 260/1. maddesi uyarınca kanun yollarına başvurma hakkı bulunduğu ve katılma iradesini açıkladığından 5271 sayılı Kanun'un 237/2. maddesi uyarınca davaya katılan olarak kabulüne karar verilerek yapılan incelemede;
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Sanığın olay günü nezarethanede bulunduğu sırada demir parmaklıkları zorlayarak yerinden sökmek suretiyle zarar verdiği olayda, eylemine uyan 5237 sayılı TCK’nın 152/1-a maddesinde düzenlenen kamu malına zarar verme suçu için öngörülen cezanın üst sınırına göre, aynı Kanun’un 66/1-e ve 66/2. maddeleri uyarınca hesaplanan 8 yıllık asli dava zamanaşımının, sanık hakkında ilk mahkûmiyet kararının verildiği 22.06.2016 tarihinden inceleme tarihine kadar geçen sürede dolduğunun anlaşılmış olması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekili ve sanığın temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan, 1412 sayılı CMUK'nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanık hakkında açılan kamu davasının, 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi gereğince zamanaşımı nedeniyle DÜŞÜRÜLMESİNE, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
24.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
SAYISI: 2016/739 E., 2016/908 K.
SUÇ: Kamu malına zarar verme
HÜKÜM: Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Düşürülmesi
05.08.2017 tarihli ve 30145 mükerrer sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 7035 sayılı Kanun'un 21. maddesi ile 5271 sayılı CMK'nın 291. maddesinin 1. fıkrasında düzenlenen ve bölge adliye mahkemeleri kararlarına karşı yedi gün olarak öngörülen temyiz süresinin on beş gün olarak değiştirildiği, ancak bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçtiği 20.07.2016 tarihinden önce verilen kararlar ve Yargıtay'dan geçen dosyalara ilişkin temyiz süresinin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi uyarınca uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'nın 310. maddesine göre 1 hafta olduğu gözetilmeksizin, yapılan tebligatta temyiz süresinin 15 gün olarak belirtilmesi suretiyle suçtan zarar gören İçişleri Bakanlığı vekilinin yanıltıldığı anlaşıldığından, yokluğunda verilen ve 12.01.2025 tarihinde tebliğ edilen hükme ilişkin, suçtan zarar gören vekilinin 22.01.2025 tarihli temyiz dilekçesinin süresinde olduğu kabul edilerek; davadan usulüne uygun yargılama aşamasında haberdar edilmeyen suçtan zarar gören İçişleri Bakanlığının gerekçeli kararın tebliği üzerine hükmü temyiz ettiği anlaşıldığından, anılan Kurumun 5271 sayılı Kanun'un 260/1. maddesi uyarınca kanun yollarına başvurma hakkı bulunduğu ve katılma iradesini açıkladığından 5271 sayılı Kanun'un 237/2. maddesi uyarınca davaya katılan olarak kabulüne karar verilerek yapılan incelemede;
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Sanığın olay günü nezarethanede bulunduğu sırada demir parmaklıkları zorlayarak yerinden sökmek suretiyle zarar verdiği olayda, eylemine uyan 5237 sayılı TCK’nın 152/1-a maddesinde düzenlenen kamu malına zarar verme suçu için öngörülen cezanın üst sınırına göre, aynı Kanun’un 66/1-e ve 66/2. maddeleri uyarınca hesaplanan 8 yıllık asli dava zamanaşımının, sanık hakkında ilk mahkûmiyet kararının verildiği 22.06.2016 tarihinden inceleme tarihine kadar geçen sürede dolduğunun anlaşılmış olması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekili ve sanığın temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan, 1412 sayılı CMUK'nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanık hakkında açılan kamu davasının, 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi gereğince zamanaşımı nedeniyle DÜŞÜRÜLMESİNE, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
24.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.