‹ Ana sayfa
Yargıtay 2. Ceza Dairesi Ceza Hukuku

Yargıtay 2. Ceza Dairesi E.2024/7204 K.2026/11484

Esas No: 2024/7204 · Karar No: 2026/11484 · Karar Tarihi: 04.06.2026
Özet: (1) Sanığın hırsızlık suçundan hüküm giymesi ve istinaf başvurusunda suçun unsurlarının oluşmadığı, etkin pişmanlık hükümlerinin değerlendirilmediği gibi nedenlerle hükmün hukuka aykırı olduğu iddiası; (2) Bölge Adliye Mahkemesi, temyiz nedenlerinin hukuki yönüyle ilgili eksik ve usulsüz delillerin hükme esas alınması nedeniyle kararı bozar, ancak bu bozma nedeninin 5271 sayılı Kanun’un 280/1‑e‑f maddesinde sınırlı olarak sayılan nedenler arasında yer almadığını belirterek, dosya üzerinden yeniden inceleme yapıp ilk derece mahkemesinin kararını onaylayarak istinaf başvurusunu esastan reddeder.
MAHKEMESİ: Ceza Dairesi

SAYISI: 2023/3177 E., 2024/361 K.

SUÇ: Hırsızlık

HÜKÜM: İstinaf başvurusunun esastan reddine
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun'un 286/1. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi uyarınca temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi uyarınca temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

5271 sayılı Kanun’un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanık ve müdafiinin temyiz istemlerinin, sanığın suçu işlemediğine, suçun unsurlarının oluşmadığına, etkin pişmanlık hükümlerinin değerlendirilmediğine yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
5271 sayılı Kanun’un 280/1-e-f maddesinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, Gaziosmanpaşa 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.05.2022 tarihli ve 2019/257 Esas, 2022/2454 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik yapılan istinaf incelemesi neticesinde, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 07.02.2023 tarihli ve 2022/2804 Esas, 2023/489 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kurulan hükmün; "... Tutanakların isimleri ve tarihleri açıkça belirtilmek suretiyle okunmadan dosyadaki bilgi ve belgeler okundu. biçimindeki duruşma zaptına geçmiş ifadelerin ilk derece mahkemesince mezkur tutanakların okunduğu ya da anlatıldığı anlamına gelemeyeceği, böylece iş bu esaslı delillerin CMK'nın 217/1. maddesi gereğince duruşmada ikame edilmediği gibi savunma hakkı elde edilerek elde edilmiş deliller oldukları, buna rağmen işbu delillerin hükme esas alınmış olmasının iş bu delillerin kovuşturma evresi bakımından CMK'nın 289/1-i maddesi gereğince hukuka uygun yöntemlerle elde edilmiş niteliğini kaybettirdiği bu durumunda CMK'nın 289/1-i maddesi kapsamında kesin hukuka aykırılık sebebi olup, bozma müeyyidesine tabi olduğu ve sanığın cezai ehliyetinin tam olup olmadığı hususunda netice raporun gözlem ihtisas dairesi raporu ile birlikte sevk edileceği adli tıp kurumu ilgili ihtisas dairesinden alınarak bu rapor ile hüküm tesisi yerine eksik tahkikat ile karar yerindeki gibi hükümler kurulmuş olması, sanığın cezai ehliyetinin olmadığının tespiti halinde, alınan savunmanın da müdafiisiz alınmış olması nedeni ile ispat güç ve değerinin olmayacağı, hukuken elde edilmiş delil niteliğinin bulunmayacağı gözetilerek, mezkur rapor adli tıp kurumundan aldırıldıktan sonra neticesine göre sanığa müdafii tayin edilmesi değerlendirilmeden hüküm kurulmasından bahisle bozulmasına karar verildiği," ancak verilen bu bozma kararının 5271 sayılı Kanun’un 280/1-e-f maddesinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği gözetilerek, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı,
Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “… bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 07.02.2023 tarihli ve 2022/2804 Esas, 2023/489 Karar sayılı bozma kararı ile bozma kararı üzerine verilen, Gaziosmanpaşa 7. Asliye Ceza Mahkemesinin, 31.05.2023 tarihli ve 2023/135 Esas, 2023/354 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun'un 304/2. maddesi uyarınca bozma nedeni de dikkate alınarak yeniden incelenmek ve hüküm verilmek üzere dosyanın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?