Yargıtay 2. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 2. Ceza Dairesi E.2023/20007 K.2025/3887
Özet: 1) Uyuşmazlık, Asliye Ceza Mahkemesi tarafından verilen hırsızlık davasında hüküm değişikliği, tekerrür şartları, ceza tayini hatası ve hapis infazının yanlış belirlenmesi nedeniyle bozulmasıyla ilgiliydi. 2) Mahkeme, yukarıdaki hataları dikkate alarak kararını bozza, davayı yeniden değerlendirme amacıyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına iade etti.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI: 2019/19 E., 2023/83 K.
SUÇ: Hırsızlık
HÜKÜMLER: Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma
Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1 maddesi uyarınca temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi uyarınca temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Dosya içeriğine göre diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak;
1- Suç tarihi itibarıyla 5237 sayılı TCK'nın 142/2-f maddesinde tanımlanan hırsızlık suçu için kanunda belirlenen ceza miktarının alt sınırının 3 yıl olduğu gözetilmeksizin, mahkemece alt sınırdan ceza tayin edildiği belirtilmesine rağmen, sanıklar hakkında aynı Kanun'un 142/2-f maddesi uyarınca 5 yıl hapis cezasına hükmedilmesi suretiyle fazla ceza tayini,
2- Küçükçekmece 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.07.2012 tarihli ve 2007/539 Esas 2012/2167 Karar sayılı ilamından dolayı sanık ...'ün mükerrir olduğu belirtilmiş ise de, anılan ilamda birden fazla mahkumiyet hükmü bulunduğundan, 5275 sayılı Kanun'un 108/2. maddesi uyarınca daha ağır cezayı içeren hırsızlık suçundan verilen mahkumiyet hükmünden dolayı sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
3- Kocaeli 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.03.2007 tarihli ve 2007/21 Esas 2007/75 Karar sayılı ilamından dolayı sanık ...'in mükerrir olduğunun belirtildiği ancak ilamda yer alan hangi mahkûmiyet hükmünün tekerrüre esas alındığının belirtilmediği ve 5275 sayılı Kanun'un 108/2. maddesi uyarınca daha ağır cezayı içeren hırsızlık suçundan verilen mahkumiyet hükmünden dolayı sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanması gerektiği anlaşılmış ise de, bozma öncesi kurulan 30.01.2014 tarihli hükümde sanık hakkında daha hafif cezayı içeren kamu malına zarar verme suçundan kurulan hükmün tekerrüre esas alınması ve aleyhe temyiz olmaması nedeniyle kazanılmış hak gereği sanık hakkında bu suçtan verilen mahkûmiyet kararının tekerrüre esas alınması gerektiğinin gözetilmemesi,
4- Kabule göre de;
Bozma öncesi yapılan yargılamada, sanıkların sonuç ceza olarak 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırıldıkları ve anılan hükümler aleyhine bir temyiz istemi bulunmadığı, sanıklar hakkında 22.02.2023 tarihli kararda hükmedilen 4 yıl 2 ay hapis cezalarının, 1412 sayılı Kanun'un 326/son maddesi uyarınca kazanılmış hak gereği sonuç olarak 3 yıl 4 ay hapis cezaları üzerinden infazının yapılmasına karar verilmesi gerekirken, sanıkların yazılı şekilde 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... müdafii, sanıklar ... ve ...'ün temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı Tebliğname'ye uygun olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, Mahkemesine iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
SAYISI: 2019/19 E., 2023/83 K.
SUÇ: Hırsızlık
HÜKÜMLER: Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma
Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1 maddesi uyarınca temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi uyarınca temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Dosya içeriğine göre diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak;
1- Suç tarihi itibarıyla 5237 sayılı TCK'nın 142/2-f maddesinde tanımlanan hırsızlık suçu için kanunda belirlenen ceza miktarının alt sınırının 3 yıl olduğu gözetilmeksizin, mahkemece alt sınırdan ceza tayin edildiği belirtilmesine rağmen, sanıklar hakkında aynı Kanun'un 142/2-f maddesi uyarınca 5 yıl hapis cezasına hükmedilmesi suretiyle fazla ceza tayini,
2- Küçükçekmece 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.07.2012 tarihli ve 2007/539 Esas 2012/2167 Karar sayılı ilamından dolayı sanık ...'ün mükerrir olduğu belirtilmiş ise de, anılan ilamda birden fazla mahkumiyet hükmü bulunduğundan, 5275 sayılı Kanun'un 108/2. maddesi uyarınca daha ağır cezayı içeren hırsızlık suçundan verilen mahkumiyet hükmünden dolayı sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
3- Kocaeli 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.03.2007 tarihli ve 2007/21 Esas 2007/75 Karar sayılı ilamından dolayı sanık ...'in mükerrir olduğunun belirtildiği ancak ilamda yer alan hangi mahkûmiyet hükmünün tekerrüre esas alındığının belirtilmediği ve 5275 sayılı Kanun'un 108/2. maddesi uyarınca daha ağır cezayı içeren hırsızlık suçundan verilen mahkumiyet hükmünden dolayı sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanması gerektiği anlaşılmış ise de, bozma öncesi kurulan 30.01.2014 tarihli hükümde sanık hakkında daha hafif cezayı içeren kamu malına zarar verme suçundan kurulan hükmün tekerrüre esas alınması ve aleyhe temyiz olmaması nedeniyle kazanılmış hak gereği sanık hakkında bu suçtan verilen mahkûmiyet kararının tekerrüre esas alınması gerektiğinin gözetilmemesi,
4- Kabule göre de;
Bozma öncesi yapılan yargılamada, sanıkların sonuç ceza olarak 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırıldıkları ve anılan hükümler aleyhine bir temyiz istemi bulunmadığı, sanıklar hakkında 22.02.2023 tarihli kararda hükmedilen 4 yıl 2 ay hapis cezalarının, 1412 sayılı Kanun'un 326/son maddesi uyarınca kazanılmış hak gereği sonuç olarak 3 yıl 4 ay hapis cezaları üzerinden infazının yapılmasına karar verilmesi gerekirken, sanıkların yazılı şekilde 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... müdafii, sanıklar ... ve ...'ün temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı Tebliğname'ye uygun olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, Mahkemesine iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.