Yargıtay 2. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 2. Ceza Dairesi E.2022/944 K.2025/7295
Özet: Uyuşmazlık, mahkeme kararı ile hırsızlık suçuna ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi sorusunu içeriyor; mahkeme, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu çerçevesinde istinafın reddi ve temyiz için gerekli şartları değerlendirmiştir. Sonuç olarak, mahkeme istinaf başvurusunu reddederek, kararın temyiz edilmesini mümkün kıldı ve ilgili dosyayı Yargıtay’a göndererek kararını bozulmayan şekilde sürdü.
MAHKEMESİ: Ceza Dairesi
SAYISI: 2018/3545 E. 2019/1556 K.
SUÇ: Hırsızlık
HÜKÜM: İstinaf başvurusunun esastan reddine
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanık müdafiinin temyiz isteminin; sanığın sadece telefona hattı takmasının suçu işlediği anlamına gelmediği, somut delilin bulunmadığı, aşağı hadden uzaklaşılmasının adalete uygun olmadığı, beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Dosya içeriğine göre diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak;
Bilgi Teknolojileri İletişim Kurumu'ndan gelen cevabi yazıda, olay günü katılana ait cep telefonu hattı saat 00.57'ye kadar suça konu telefonda kullanılmış, saat 04.20'de ise telefona farklı bir hat takılarak kullanılmaya başladığının tespit edildiği, ancak bu kayıtlarının cep telefonunun evden ne zaman alındığına dair kesin kanaat oluşturamayacağı, katılanın soruşturma aşamasındaki ifadesinde de gece saat 03.00 civarı uyandığında sanığın evden gitmiş olduğu, cep telefonunun da yerinde olmadığını fark ettiğini belirttiği, buna göre sanığın da atılı suçu inkar etmesi karşısında suç saatinin tespiti bakımından öncelikle katılana olay tarihinde cep telefonunu en son ne zaman kullandığı, gece baş ucuna bıraktıysa saat kaçta uyuduğu hususları sorularak, bundan sonuç alınamaması hâlinde suça konu cep telefonunun arayan, aranan, mesaj kayıtları ve baz istasyonu kayıtları ilgili kurumdan getirtilerek suçun gece vakti işlenip işlenmediği hususunun belirlenmesi gerekirken eksik kovuşturmayla ve gece vakti işlendiğine dair delillerin nelerden ibaret olduğu karar yerinde belirtilmeden yazılı şekilde TCK'nın 143. maddesinin uygulanması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının aynı Kanun'un 304/2-a maddesi uyarınca Sakarya 6. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
SAYISI: 2018/3545 E. 2019/1556 K.
SUÇ: Hırsızlık
HÜKÜM: İstinaf başvurusunun esastan reddine
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanık müdafiinin temyiz isteminin; sanığın sadece telefona hattı takmasının suçu işlediği anlamına gelmediği, somut delilin bulunmadığı, aşağı hadden uzaklaşılmasının adalete uygun olmadığı, beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Dosya içeriğine göre diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak;
Bilgi Teknolojileri İletişim Kurumu'ndan gelen cevabi yazıda, olay günü katılana ait cep telefonu hattı saat 00.57'ye kadar suça konu telefonda kullanılmış, saat 04.20'de ise telefona farklı bir hat takılarak kullanılmaya başladığının tespit edildiği, ancak bu kayıtlarının cep telefonunun evden ne zaman alındığına dair kesin kanaat oluşturamayacağı, katılanın soruşturma aşamasındaki ifadesinde de gece saat 03.00 civarı uyandığında sanığın evden gitmiş olduğu, cep telefonunun da yerinde olmadığını fark ettiğini belirttiği, buna göre sanığın da atılı suçu inkar etmesi karşısında suç saatinin tespiti bakımından öncelikle katılana olay tarihinde cep telefonunu en son ne zaman kullandığı, gece baş ucuna bıraktıysa saat kaçta uyuduğu hususları sorularak, bundan sonuç alınamaması hâlinde suça konu cep telefonunun arayan, aranan, mesaj kayıtları ve baz istasyonu kayıtları ilgili kurumdan getirtilerek suçun gece vakti işlenip işlenmediği hususunun belirlenmesi gerekirken eksik kovuşturmayla ve gece vakti işlendiğine dair delillerin nelerden ibaret olduğu karar yerinde belirtilmeden yazılı şekilde TCK'nın 143. maddesinin uygulanması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının aynı Kanun'un 304/2-a maddesi uyarınca Sakarya 6. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.