Yargıtay 2. Ceza Dairesi Ceza Hukuku · ön sınıflandırma
Yargıtay 2. Ceza Dairesi E.2016/9060 K.2016/16407
Özet: Asliye Ceza Mahkemesi, 12/03/2015 tebliğinin geçersiz, 5/12/2016 kararında bakılan incelemelere dayanarak, 2013/178 E. ve 2015/105 K. kararlarına ilişkin 17/02/2015 ve 09/02/2015 duruşmalarında dikkate alınmayan eksik kovuşturma ve hukuki durumun hatalı belirlenmesi nedeniyle, sanığın hakları ve temyiz itirazlarını belirtmesine rağmen, kararını bozalak karar aldı.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Karşılıksız yararlanma
HÜKÜM: Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
17/02/2015 tarihli, 2013/178 E. ve 2015/105 K. sayılı kararla ilgili 12/03/2015 tarihli tebliğ işleminin, tebliğ evrakındaki imzanın sanığa ait olmadığının 11/05/2015 tarihli bilirkişi raporuyla tespit edilmesine göre geçersiz olduğu, sanığın öğrenmekle hükmü süresinde temyiz ettiği belirlenerek yapılan incelemede;
5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesi'nin 24/11/2015 tarihinde yürürlüğe giren 08/10/2015 gün ve 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararı da nazara alınarak bu maddede öngörülen hak yoksunluklarının uygulanmasının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüş, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
09/02/2015 tarihli duruşmada şikayetçi kurumun zararını gidermesi halinde 6352 sayılı Kanun'un geçici 2/2, meddesi gereğince hakkında ceza verilmesine yer olmadığına kara verileceğine dair kendisine bildirim yapılan sanığın, kurum zararını giredeceğini belirtmesi karşısında, ödeme yapılıp yapılmadığı kurumdan sorulmak suretiyle kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespit edilip sunucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik kovuşturmayla yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 05/12/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ: Karşılıksız yararlanma
HÜKÜM: Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
17/02/2015 tarihli, 2013/178 E. ve 2015/105 K. sayılı kararla ilgili 12/03/2015 tarihli tebliğ işleminin, tebliğ evrakındaki imzanın sanığa ait olmadığının 11/05/2015 tarihli bilirkişi raporuyla tespit edilmesine göre geçersiz olduğu, sanığın öğrenmekle hükmü süresinde temyiz ettiği belirlenerek yapılan incelemede;
5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesi'nin 24/11/2015 tarihinde yürürlüğe giren 08/10/2015 gün ve 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararı da nazara alınarak bu maddede öngörülen hak yoksunluklarının uygulanmasının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüş, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
09/02/2015 tarihli duruşmada şikayetçi kurumun zararını gidermesi halinde 6352 sayılı Kanun'un geçici 2/2, meddesi gereğince hakkında ceza verilmesine yer olmadığına kara verileceğine dair kendisine bildirim yapılan sanığın, kurum zararını giredeceğini belirtmesi karşısında, ödeme yapılıp yapılmadığı kurumdan sorulmak suretiyle kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespit edilip sunucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik kovuşturmayla yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 05/12/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.