Yargıtay2. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 2. Ceza Dairesi E.2016/18477 K.2016/16618
Hırsızlık suçundan sanık ...’ın, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 491/ilk, 522, 523/1 ve 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun’un 4. maddeleri gereğince 200.000 Türk lirası ağır para cezası ile cezalandırılmasına dair ERZURUM Sulh Ceza Mahkemesinin 12/09/2000 tarihli ve 1990/1234 esas, 2000/1106 sayılı kararına müteakip, hükümlü tarafından yapılan yasaklanmış hakların geri verilmesine yönelik talep üzerine, sanık hakkında kamu haklarından yasaklılığına karar verilmediğinden bahisle karar verilmesine yer olmadığına ilişkin ERZURUM 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 02/03/2016 tarihli ve 2016/22 değişik iş sayılı kararına vaki itirazın reddine dair ERZURUM 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 06/04/2016 tarihli ve 2016/281 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 29/10/2016 gün ve 7881-2016 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 02/11/2016 gün ve 2016/385238 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Dosya kapsamına göre, adı geçen sanığın hırsızlık suçundan almış olduğu mahkumiyet kaydının 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'nun 14 ve geçici 2. maddeleri gereğince arşive alınmış olduğu ve aynı Kanun'un 6290 sayılı Kanun ile değişik 12. maddesi gereğince arşive alınma koşullarının oluştuğu tarihten itibaren yasaklanmış hakların geri verildiği tarihe göre arşivden silinme süresi hesaplanacağı, somut olayda mahkemesince mahkumiyet kararında yasaklanmış hak bulunmadığı gerekçesi ile sanığın memnu hakların iadesi talebinin hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş ise de, sanık hakkında adli sicil arşiv kaydının bulunmasının yasaklanmış hak kavramına dahil olduğu, sanığın cezasının infaz edildiği tarihten itibaren 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'nun 13/A maddesinde yer alan 3 yıllık sürenin dolduğu ve sanığın daha sonra yeni bir suç işlememiş olduğu cihetle, mahkemesince yapılacak değerlendirmede sanığın hayatını iyi halli olarak sürdürdüğü hususunda kanaate ulaşılması durumunda yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna gidilmesi gerektiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Yerel mahkemenin 12.09.2000 gün ve 1999/1234 - 2000/1106 sayılı kararı ile 765 sayılı TCK'nın 49l/ilk, 522, 523 ve 647/4. maddeleri uyarınca mahkûmiyetine karar verilen ve adli sicil kaydı silinerek, mahkûmiyet kaydı arşive alınan hükümlü ... 11.02.2016 tarihli dilekçesi ile Erzurum Sulh Ceza Mahkemesinin 1999/1234 - 2000/1106 sayılı kararı ile hükmedilen ceza nedeni ile yasaklanmış haklarının iadesi isteminde bulunduğu halde, Erzurum 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 02.03.2016 tarihli kararı ile “765 sayılı TCK'nun 31. maddesinde düzenlenen Kamu Haklarından Yasaklılığa karar verilmediği, bu nedenle sanığın memnu hakkı bulunmadığı” gerekçesiyle talebin reddine karar verildiği, bu karara yönelik hükümlünün itirazı üzerine de Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 06.04.2016 tarihli kararı ile itirazın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Yasaklanmış hakların geri verilmesi, belli bir suç veya cezaya mahkûmiyete bağlı olarak gerek Ceza Kanunu’nda, gerekse diğer kanunlarda öngörülen çeşitli hak yoksunluklarının kaldırılmasını sağlayan hukuki bir düzenleme olup, 765 sayılı TCK’nın 121 ve 124. maddeleri ile 1412 sayılı CMUK’nın 416 ve 420. maddelerinde yer alan "yasaklanmış hakların geri verilmesi" kurumuna, 5237 sayılı TCK'da ve 5271 sayılı CMK'da yer verilmemiş, 19.12.2006 tarihinde yürürlüğe giren ve 5560 sayılı Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun'un 38. maddesiyle 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu’na 13/A maddesi eklenmek suretiyle tekrar düzenlenmiştir. Bu düzenleme ile ceza mahkûmiyetinden doğan müebbet hak yoksunluklarının giderilmesi amaçlanmıştır.
5352 sayılı Adli Sicil Kanunu’na eklenen 13/A maddesinde, 5237 sayılı TCK dışındaki kanunların belli bir suçtan dolayı veya belli bir cezaya mahkûmiyete bağladığı hak yoksunluklarının giderilebilmesi için, yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna gidilebileceği, bunun için, Türk Ceza Kanunu'nun 53. maddesinin beşinci ve altıncı fıkraları saklı kalmak kaydıyla, mahkûm olunan cezanın infazının tamamlandığı tarihten itibaren üç yıllık bir sürenin geçmiş olması gerektiği belirtilmektedir. Yasaklanmış hakların geri verilmesi için cezanın infaz edilmiş olması ve kişinin infazın tamamlanmasından itibaren üç yıllık süre içerisinde yeni bir suç işlememesi ve hayatını iyi halli olarak sürdürdüğü hususunda mahkemede bir kanaatin oluşması gerekecektir.
Bu itibarla, mahkûm olduğu hapis cezası infaz edilmiş olan hükümlünün talebinin yukarıda izah edilen 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu’na eklenen 13/A maddesi kapsamındaki yasaklanmış haklarının iadesi niteliğinde olup, mahkemece talebin kabulü ile bu yönde araştırma yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinden itiraz merciince itirazın kabulü yerine
yazılı şekilde talebin reddine karar verilmesi nedeniyle kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden (ERZURUM) 2. Ağır Ceza Mahkemesinden verilip kesinleşen 06.04.2016 gün ve 2016/281 D. İş sayılı kararın 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca BOZULMASINA, sonraki işlemlerin itiraz merciince yerine getirilmesine, 07.12.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Dosya kapsamına göre, adı geçen sanığın hırsızlık suçundan almış olduğu mahkumiyet kaydının 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'nun 14 ve geçici 2. maddeleri gereğince arşive alınmış olduğu ve aynı Kanun'un 6290 sayılı Kanun ile değişik 12. maddesi gereğince arşive alınma koşullarının oluştuğu tarihten itibaren yasaklanmış hakların geri verildiği tarihe göre arşivden silinme süresi hesaplanacağı, somut olayda mahkemesince mahkumiyet kararında yasaklanmış hak bulunmadığı gerekçesi ile sanığın memnu hakların iadesi talebinin hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş ise de, sanık hakkında adli sicil arşiv kaydının bulunmasının yasaklanmış hak kavramına dahil olduğu, sanığın cezasının infaz edildiği tarihten itibaren 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'nun 13/A maddesinde yer alan 3 yıllık sürenin dolduğu ve sanığın daha sonra yeni bir suç işlememiş olduğu cihetle, mahkemesince yapılacak değerlendirmede sanığın hayatını iyi halli olarak sürdürdüğü hususunda kanaate ulaşılması durumunda yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna gidilmesi gerektiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Yerel mahkemenin 12.09.2000 gün ve 1999/1234 - 2000/1106 sayılı kararı ile 765 sayılı TCK'nın 49l/ilk, 522, 523 ve 647/4. maddeleri uyarınca mahkûmiyetine karar verilen ve adli sicil kaydı silinerek, mahkûmiyet kaydı arşive alınan hükümlü ... 11.02.2016 tarihli dilekçesi ile Erzurum Sulh Ceza Mahkemesinin 1999/1234 - 2000/1106 sayılı kararı ile hükmedilen ceza nedeni ile yasaklanmış haklarının iadesi isteminde bulunduğu halde, Erzurum 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 02.03.2016 tarihli kararı ile “765 sayılı TCK'nun 31. maddesinde düzenlenen Kamu Haklarından Yasaklılığa karar verilmediği, bu nedenle sanığın memnu hakkı bulunmadığı” gerekçesiyle talebin reddine karar verildiği, bu karara yönelik hükümlünün itirazı üzerine de Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 06.04.2016 tarihli kararı ile itirazın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Yasaklanmış hakların geri verilmesi, belli bir suç veya cezaya mahkûmiyete bağlı olarak gerek Ceza Kanunu’nda, gerekse diğer kanunlarda öngörülen çeşitli hak yoksunluklarının kaldırılmasını sağlayan hukuki bir düzenleme olup, 765 sayılı TCK’nın 121 ve 124. maddeleri ile 1412 sayılı CMUK’nın 416 ve 420. maddelerinde yer alan "yasaklanmış hakların geri verilmesi" kurumuna, 5237 sayılı TCK'da ve 5271 sayılı CMK'da yer verilmemiş, 19.12.2006 tarihinde yürürlüğe giren ve 5560 sayılı Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun'un 38. maddesiyle 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu’na 13/A maddesi eklenmek suretiyle tekrar düzenlenmiştir. Bu düzenleme ile ceza mahkûmiyetinden doğan müebbet hak yoksunluklarının giderilmesi amaçlanmıştır.
5352 sayılı Adli Sicil Kanunu’na eklenen 13/A maddesinde, 5237 sayılı TCK dışındaki kanunların belli bir suçtan dolayı veya belli bir cezaya mahkûmiyete bağladığı hak yoksunluklarının giderilebilmesi için, yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna gidilebileceği, bunun için, Türk Ceza Kanunu'nun 53. maddesinin beşinci ve altıncı fıkraları saklı kalmak kaydıyla, mahkûm olunan cezanın infazının tamamlandığı tarihten itibaren üç yıllık bir sürenin geçmiş olması gerektiği belirtilmektedir. Yasaklanmış hakların geri verilmesi için cezanın infaz edilmiş olması ve kişinin infazın tamamlanmasından itibaren üç yıllık süre içerisinde yeni bir suç işlememesi ve hayatını iyi halli olarak sürdürdüğü hususunda mahkemede bir kanaatin oluşması gerekecektir.
Bu itibarla, mahkûm olduğu hapis cezası infaz edilmiş olan hükümlünün talebinin yukarıda izah edilen 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu’na eklenen 13/A maddesi kapsamındaki yasaklanmış haklarının iadesi niteliğinde olup, mahkemece talebin kabulü ile bu yönde araştırma yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinden itiraz merciince itirazın kabulü yerine
yazılı şekilde talebin reddine karar verilmesi nedeniyle kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden (ERZURUM) 2. Ağır Ceza Mahkemesinden verilip kesinleşen 06.04.2016 gün ve 2016/281 D. İş sayılı kararın 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca BOZULMASINA, sonraki işlemlerin itiraz merciince yerine getirilmesine, 07.12.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.