Yargıtay 2. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 2. Ceza Dairesi E.2015/4288 K.2015/8521
Özet: Uyuşmazlık konusu: Müşteki kurumun karşılıksız yararlanma suçundan dolayı açılan kamu davasında, sanığın katılma iradesinin temyiz yoluyla ortaya konulması ve yasal prosedürlerin (duruşma, delil takdiri, savunma) eksik uygulanması. Mahkemenin sonucu: 20. Asliye Ceza Mahkemesi, 21/04/2015 tarihli oybirliği kararıyla kararın bozulmasına hükmederek, ilgili hüküm ve temyiz itirazlarını iptal etti.
Tebliğname No: 2 - 2013/355502
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 20. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ: 17/09/2013
NUMARASI: 2013/386 (E) ve 2013/398 (K)
SUÇ: Karşılıksız yararlanma
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Kovuşturma evresinde kamu davasından haberdar edilmeyen ve katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunan müşteki kurumun verilen kararı temyiz ederek katılma iradesini ortaya koyması nedeniyle 5271 sayılı CMK'nın 237. maddesi uyarınca katılmasına karar verilerek yapılan incelemede;
1-Sanık hakkında açılan kamu davası üzerine iddianamenin kabulü ile kovuşturma evresinin başlaması nedeniyle CMK’nın 175. maddesinin 2. fıkrası uyarınca duruşma günü belirlenerek, hazır bulunması gereken kişilerin çağrılması ve CMK’nın 182 ve devamı maddeleri gereğince duruşma yapılması gerektiği gözetilmeden, duruşma açılmadan tensip kararı ile dosya üzerinden yazılı şekilde karar verilmesi,
2-Fiilin suç oluşturmaması nedeniyle derhal beraat kararı verilmesi dışında delillerin takdir ve tayini gereken durumlarda sanığın sorgusu yapılıp savunması saptanmadan beraat kararı verilemeyeceği, Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve dairemizin uyum gösteren kararlarının da bu yönde olduğu gözetilmeden 5271 sayılı CMK'nın 193/2. maddesine yanlış anlam verilmek suretiyle sanığın sorgusu yapılmadan delil takdiri yoluna gidilerek yazılı şekilde hüküm kurulması,
3-Kabule göre ise;
05.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanun'un geçici 2/2. maddesi uyarınca, "yapılan değişiklikle amaçlananın bu kapsam dâhilindeki suçlar bakımından kurum zararının ödenmesi halinde, olayın sanık ya da sanıkları hakkında ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilerek işin esasına girilmesinin önlenmesi" olduğu değerlendirildiğinde, şikayetçi kurumun cezasız ve vergisiz gerçek zararı bilirkişiye hesaplattırılıp, sanığa miktar da belirtilmek suretiyle “bilirkişinin hesapladığı kurumun cezasız ve vergisiz gerçek zararını gidermesi durumunda 6352 sayılı Kanun'un geçici 2. maddesi gereğince hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verileceğine" ilişkin bildirimde bulunulduktan sonra yasal sürenin geçmesi nedeni ile sanığa makul bir süre de tanınıp bu süre beklenilerek, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayininin gerekli olduğu gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan kurum vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı istem gibi BOZULMASINA, 21/04/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 20. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ: 17/09/2013
NUMARASI: 2013/386 (E) ve 2013/398 (K)
SUÇ: Karşılıksız yararlanma
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Kovuşturma evresinde kamu davasından haberdar edilmeyen ve katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunan müşteki kurumun verilen kararı temyiz ederek katılma iradesini ortaya koyması nedeniyle 5271 sayılı CMK'nın 237. maddesi uyarınca katılmasına karar verilerek yapılan incelemede;
1-Sanık hakkında açılan kamu davası üzerine iddianamenin kabulü ile kovuşturma evresinin başlaması nedeniyle CMK’nın 175. maddesinin 2. fıkrası uyarınca duruşma günü belirlenerek, hazır bulunması gereken kişilerin çağrılması ve CMK’nın 182 ve devamı maddeleri gereğince duruşma yapılması gerektiği gözetilmeden, duruşma açılmadan tensip kararı ile dosya üzerinden yazılı şekilde karar verilmesi,
2-Fiilin suç oluşturmaması nedeniyle derhal beraat kararı verilmesi dışında delillerin takdir ve tayini gereken durumlarda sanığın sorgusu yapılıp savunması saptanmadan beraat kararı verilemeyeceği, Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve dairemizin uyum gösteren kararlarının da bu yönde olduğu gözetilmeden 5271 sayılı CMK'nın 193/2. maddesine yanlış anlam verilmek suretiyle sanığın sorgusu yapılmadan delil takdiri yoluna gidilerek yazılı şekilde hüküm kurulması,
3-Kabule göre ise;
05.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanun'un geçici 2/2. maddesi uyarınca, "yapılan değişiklikle amaçlananın bu kapsam dâhilindeki suçlar bakımından kurum zararının ödenmesi halinde, olayın sanık ya da sanıkları hakkında ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilerek işin esasına girilmesinin önlenmesi" olduğu değerlendirildiğinde, şikayetçi kurumun cezasız ve vergisiz gerçek zararı bilirkişiye hesaplattırılıp, sanığa miktar da belirtilmek suretiyle “bilirkişinin hesapladığı kurumun cezasız ve vergisiz gerçek zararını gidermesi durumunda 6352 sayılı Kanun'un geçici 2. maddesi gereğince hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verileceğine" ilişkin bildirimde bulunulduktan sonra yasal sürenin geçmesi nedeni ile sanığa makul bir süre de tanınıp bu süre beklenilerek, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayininin gerekli olduğu gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan kurum vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı istem gibi BOZULMASINA, 21/04/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.