Yargıtay 19. Hukuk Dairesi Ticaret Hukuku İcra ve İflas Hukuku
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi E.2011/76 K.2011/9957
Özet: (1) Davacı, banka ile yaptığı kredi sözleşmesinde kefalet limiti yazılmadığını ve sonradan imzalanan yeni sözleşmelerin eski kefaleti ortadan kaldırdığını iddia ederek 50.000 TL borçlu olmadığını talep etti. (2) Mahkeme, kefalet sınırının sonradan belirlendiğini kabul etmediği için davacıyı sorumlu tutarak asıl davayı reddetti ve birleşen icra takibinde sorumluluğu 50.000 TL ile sınırlayarak kararını onayladı.
Mahkemesi: Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- KARAR -
Davacı vekili, banka ile müvekkilinin ortağı bulunduğu, dava dışı ... Boya Ltd. Şti. arasında 16.09.2008 tarihinde Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığı müvekkilinin de sözleşmeyi şirket ortağı olması hasebi ile imzaladığını, sözleşme imzalanırken kefalet limiti yazılı yerin boş olduğunu, banka ile şirket arasında 15.06.2009 ve 25.6.2009 tarihlerinde yeni sözleşmeler imzalandığı ve yeni kefaletler verildiğini, sonradan imzalanan bu sözleşme ve verilen kefaletlerin eski kefaleti sona erdirdiğini, banka ile yapılan görüşmelerde kefalet limiti yazılı yerin sonradan 50.000,00 TL limitli olarak doldurulduğunu, kefaletin geçerli olmadığını belirterek 50.000,00 TL borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Asıl dava açıldıktan sonra davalı banka 14.01.2010 tarihinde hesabı kat ederek 143.872,83 TL’nin 24 saat içinde ödenmesi için ihtar çekmiş, davacı bunun üzerine ... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2010/136 sayılı dosyasında 15.03.2010 tarihinde açtığı davada 50.000,00 TL’nin üstünde talep edilen 93.872,83 TL ile borçlu olmadığının tespitini talep ve dava etmiştir. ... Asliye Ticaret Mahkemesinde açılan bu dava ... Ticaret Mahkemesinde açılan dava ile birleştirilmiştir.
Davalı banka 29.04.2010 tarihinde yaptığı icra takibine ise kefil ...’ın 50.000,00 TL kefalet limiti ile sorumlu olduğunu belirterek talepte bulunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna göre kefalet imzasına itiraz olmadığı gibi limitin sonradan yazıldığı ve kefil olma iradesinin sakatlandığı yolundaki iddiasının kanıtlanamadığı yeni imzalanan sözleşmelerin davacının kefaletini ortadan kaldırmayacağı, davacının bankaya karşı kefalet limiti ile sorumlu olduğu gerekçesi ile asıl davanın reddine, birleşen davada davalı bankanın davanın açılmasından sonra geçtiği icra takibinde davacının sorumluluğunun 50.000,00 TL limitle sınırlandığından birleşen davanın konusu kalmadığından esas hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve özellikle sonradan imzalanan genel kredi sözleşmelerinin davacının kefaletini sona erdirmeyeceğine, davacının imzasının bulunduğu ilk sözleşmeden doğan borçtan sorumluluğunun kefalet limiti ile sınırlı olmak üzere devam edecek olmasına kat ihtarında 143.872,83 TL talep eden davalının birleşen davanın açılmasına sebebiyet vermiş bulunmasına göre taraf vekillerinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harçlarının temyiz edenlerden alınmasına, 13.07.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- KARAR -
Davacı vekili, banka ile müvekkilinin ortağı bulunduğu, dava dışı ... Boya Ltd. Şti. arasında 16.09.2008 tarihinde Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığı müvekkilinin de sözleşmeyi şirket ortağı olması hasebi ile imzaladığını, sözleşme imzalanırken kefalet limiti yazılı yerin boş olduğunu, banka ile şirket arasında 15.06.2009 ve 25.6.2009 tarihlerinde yeni sözleşmeler imzalandığı ve yeni kefaletler verildiğini, sonradan imzalanan bu sözleşme ve verilen kefaletlerin eski kefaleti sona erdirdiğini, banka ile yapılan görüşmelerde kefalet limiti yazılı yerin sonradan 50.000,00 TL limitli olarak doldurulduğunu, kefaletin geçerli olmadığını belirterek 50.000,00 TL borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Asıl dava açıldıktan sonra davalı banka 14.01.2010 tarihinde hesabı kat ederek 143.872,83 TL’nin 24 saat içinde ödenmesi için ihtar çekmiş, davacı bunun üzerine ... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2010/136 sayılı dosyasında 15.03.2010 tarihinde açtığı davada 50.000,00 TL’nin üstünde talep edilen 93.872,83 TL ile borçlu olmadığının tespitini talep ve dava etmiştir. ... Asliye Ticaret Mahkemesinde açılan bu dava ... Ticaret Mahkemesinde açılan dava ile birleştirilmiştir.
Davalı banka 29.04.2010 tarihinde yaptığı icra takibine ise kefil ...’ın 50.000,00 TL kefalet limiti ile sorumlu olduğunu belirterek talepte bulunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna göre kefalet imzasına itiraz olmadığı gibi limitin sonradan yazıldığı ve kefil olma iradesinin sakatlandığı yolundaki iddiasının kanıtlanamadığı yeni imzalanan sözleşmelerin davacının kefaletini ortadan kaldırmayacağı, davacının bankaya karşı kefalet limiti ile sorumlu olduğu gerekçesi ile asıl davanın reddine, birleşen davada davalı bankanın davanın açılmasından sonra geçtiği icra takibinde davacının sorumluluğunun 50.000,00 TL limitle sınırlandığından birleşen davanın konusu kalmadığından esas hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve özellikle sonradan imzalanan genel kredi sözleşmelerinin davacının kefaletini sona erdirmeyeceğine, davacının imzasının bulunduğu ilk sözleşmeden doğan borçtan sorumluluğunun kefalet limiti ile sınırlı olmak üzere devam edecek olmasına kat ihtarında 143.872,83 TL talep eden davalının birleşen davanın açılmasına sebebiyet vermiş bulunmasına göre taraf vekillerinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harçlarının temyiz edenlerden alınmasına, 13.07.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.