Yargıtay 19. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 19. Ceza Dairesi E.2018/3785 K.2018/9948
Özet: Uyuşmazlık konusu, sanığın rızası dışında bir abonelik sözleşmesi düzenlemesiyle ilgili olarak 5809 sayılı Kanun ve 6518 sayılı Kanun çerçevesinde “özel evrakta sahtecilik” suçunun işlenmesi yönündedir. Mahkeme, sanığın beraatına karar vererek, sözleşmenin geçersizliğini kabul etmiş ve yargılamayı bozup dosyayı tekrar inceleme için mahkemeye göndermiştir.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: 5809 Sayılı Kanuna Aykırılık
HÜKÜM: Beraat
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Kişinin rızası dışında abonelik sözleşmesi düzenleyen veya bu özel belgeyi kullanan kişilerin, 19.02.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6518 sayılı Kanun'dan önce TCK'nın 207/1. ve 2. maddelerinde unsurları yazılı "özel evrakta sahtecilik" suçundan yargılanmaları gerektiği, açılan kamu davalarının bu sevk maddeleri üzerinden görülmeye devam ettiği bilinmektedir. 5809 sayılı Kanun'un 56. maddesine, 19.02.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6518 sayılı Kanun'la eklenen 4. fıkra ile "kişinin bilgisi ve rızası dışında işletmeci veya adına iş yapan temsilcisi tarafından abonelik tesisi veya işlemi veya elektronik kimlik bilgisini haiz cihazların kayıt işlemini yapmak veya yaptırmak" eylemi, özel kanunla düzenleme altına alınmış ve adı geçen Kanun'un 63/10. Maddesi gereği elli günden yüz güne kadar adli para cezası gerektiren bir suç olarak tanımlanmıştır.
Dolayısıyla, 6518 sayılı Kanun ile birlikte, yargılamaya konu "özel evrakta sahtecilik" suçunun kapsamı, özel Kanun'un yürürlüğe girmesiyle daraltılmış ve suçun özel bir işleniş şekli olan "kişinin rızası dışında abonelik sözleşmesi (işlemi) yapma" eylemi tanımlanmıştır.
5237 sayılı TCK'nın "zaman bakımından uygulama" başlıklı 7/2. maddesi;
"... Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur..." hükmünü amirdir.
Bu açıklamalar ışığında somut olaya gelince;
Mahkemece, yapılan bilirkişi incelemesine göre sözleşmedeki yazı ve imzalar sanığın eli ürünü olmadığı için TCK'nın 207/1. maddesinde unsurları yazılı özel evrakta sahtecilik suçunun işlendiğinin ise ispatlanamadığından ve sanığın suç tarihinde yürürlükte bulunmayan 5809 sayılı Kanun'un 56/4. maddesinde unsurları yazılı suç gereği de cezalandırılamayacağından bahisle CMK'nın 223/2-e maddesi gereği beraatine karar verilmiştir.
Ancak, sanığın eyleminin, suçun özel bir işleniş şekli olan ve 5809 sayılı Kanun'da düzenlenen "sahte abonelik sözleşmesi (işlemi) yapma veya yaptırma" yönünde gerçekleştiğinin sabit olması, 5809 sayılı Kanun'un 56/4. maddesinde, "... işletmeci veya adına iş yapan temsilcisi..." sıfatıyla, yine aynı maddede geçen "... Abonelik tesisi veya işlemi yapma, gerçeğe aykırı evrak düzenleme, değişiklik yapma ve bu evrakları kullanma..." seçimlik fiillerinin yer alması, buna göre dosyada yapılan incelemede, suça konu aynı günlü 4 adet sözleşme üzerinde de sanığın yetkilisi ve temsilcisi olduğunu kabul ettiği bayiinin kaşesinin bulunması ve bayiinin hazırladığı bu sözleşmelere istinaden hatların kullanıma açılması karşısında, sanığın mahkumiyetine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde beraatine karar verilmesi,
Kanuna aykırı ve katılanın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, tebliğnameye uygun olarak, HÜKMÜN 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 08/10/2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
SUÇ: 5809 Sayılı Kanuna Aykırılık
HÜKÜM: Beraat
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Kişinin rızası dışında abonelik sözleşmesi düzenleyen veya bu özel belgeyi kullanan kişilerin, 19.02.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6518 sayılı Kanun'dan önce TCK'nın 207/1. ve 2. maddelerinde unsurları yazılı "özel evrakta sahtecilik" suçundan yargılanmaları gerektiği, açılan kamu davalarının bu sevk maddeleri üzerinden görülmeye devam ettiği bilinmektedir. 5809 sayılı Kanun'un 56. maddesine, 19.02.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6518 sayılı Kanun'la eklenen 4. fıkra ile "kişinin bilgisi ve rızası dışında işletmeci veya adına iş yapan temsilcisi tarafından abonelik tesisi veya işlemi veya elektronik kimlik bilgisini haiz cihazların kayıt işlemini yapmak veya yaptırmak" eylemi, özel kanunla düzenleme altına alınmış ve adı geçen Kanun'un 63/10. Maddesi gereği elli günden yüz güne kadar adli para cezası gerektiren bir suç olarak tanımlanmıştır.
Dolayısıyla, 6518 sayılı Kanun ile birlikte, yargılamaya konu "özel evrakta sahtecilik" suçunun kapsamı, özel Kanun'un yürürlüğe girmesiyle daraltılmış ve suçun özel bir işleniş şekli olan "kişinin rızası dışında abonelik sözleşmesi (işlemi) yapma" eylemi tanımlanmıştır.
5237 sayılı TCK'nın "zaman bakımından uygulama" başlıklı 7/2. maddesi;
"... Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur..." hükmünü amirdir.
Bu açıklamalar ışığında somut olaya gelince;
Mahkemece, yapılan bilirkişi incelemesine göre sözleşmedeki yazı ve imzalar sanığın eli ürünü olmadığı için TCK'nın 207/1. maddesinde unsurları yazılı özel evrakta sahtecilik suçunun işlendiğinin ise ispatlanamadığından ve sanığın suç tarihinde yürürlükte bulunmayan 5809 sayılı Kanun'un 56/4. maddesinde unsurları yazılı suç gereği de cezalandırılamayacağından bahisle CMK'nın 223/2-e maddesi gereği beraatine karar verilmiştir.
Ancak, sanığın eyleminin, suçun özel bir işleniş şekli olan ve 5809 sayılı Kanun'da düzenlenen "sahte abonelik sözleşmesi (işlemi) yapma veya yaptırma" yönünde gerçekleştiğinin sabit olması, 5809 sayılı Kanun'un 56/4. maddesinde, "... işletmeci veya adına iş yapan temsilcisi..." sıfatıyla, yine aynı maddede geçen "... Abonelik tesisi veya işlemi yapma, gerçeğe aykırı evrak düzenleme, değişiklik yapma ve bu evrakları kullanma..." seçimlik fiillerinin yer alması, buna göre dosyada yapılan incelemede, suça konu aynı günlü 4 adet sözleşme üzerinde de sanığın yetkilisi ve temsilcisi olduğunu kabul ettiği bayiinin kaşesinin bulunması ve bayiinin hazırladığı bu sözleşmelere istinaden hatların kullanıma açılması karşısında, sanığın mahkumiyetine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde beraatine karar verilmesi,
Kanuna aykırı ve katılanın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, tebliğnameye uygun olarak, HÜKMÜN 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 08/10/2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.