Yargıtay 19. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 19. Ceza Dairesi E.2015/3847 K.2016/2709
Özet: İcra Ceza Mahkemesi, 2004 Sayılı Kanuna Aykırılık konusundaki yerel mahkeme kararı, şikayetçi vekilinin yokluğu ve doküman çelişkileri nedeniyle 5320 sayılı Kanun ve 321. maddesi uyarınca duyurulduğu, dava dosyasının mahkemeye gönderilmesine ve kararın bozulmasına karar verdi.
MAHKEMESİ: İcra Ceza Mahkemesi
SUÇ: 2004 Sayılı Kanuna Aykırılık
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Temyiz isteğinin başkaca reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede,
1- İİK'nın 349. maddesinin altıncı fıkrasına göre şikayetçi veya vekilinin duruşmada hazır bulunmasının zorunlu bulunduğu, şikayetçi vekili tarafından mazeret bildirilerek, mazeretin kabulü ile yokluğunda karar verilmesinin istenmesi sonuca etkili olmayıp, 08.05.2012 tarihli celse için verdiği mazeret dilekçesi hakkında olumlu bir karar verildikten sonra şikayetçi veya vekilinin yokluğunda sanığın cezalandırılmasına karar verilemeyeceği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
2- Kabule göre de;
Şikayet gerçeğe aykırı beyanda bulunmak suçundan yapıldığı halde, hükmün esasını teşkil eden ve tefhimle geçerlilik kazanan kısa kararda taahhüdü ihlal suçundan yazılı şekilde beraat kararı verilip, gerekçeli kararın gerekçe bölümünde İİK'nın 338. maddesi uyarınca gerçeğe aykırı beyan suçunun oluşmadığı belirtildikten sonra hüküm bölümünde yine taahhüdü ihlal suçundan beraat kararı verilerek çelişkiye neden olunması,
Kanuna aykırı ve şikayetçi vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden tebliğnameye uygun olarak, HÜKMÜN 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 25.02.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ: 2004 Sayılı Kanuna Aykırılık
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Temyiz isteğinin başkaca reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede,
1- İİK'nın 349. maddesinin altıncı fıkrasına göre şikayetçi veya vekilinin duruşmada hazır bulunmasının zorunlu bulunduğu, şikayetçi vekili tarafından mazeret bildirilerek, mazeretin kabulü ile yokluğunda karar verilmesinin istenmesi sonuca etkili olmayıp, 08.05.2012 tarihli celse için verdiği mazeret dilekçesi hakkında olumlu bir karar verildikten sonra şikayetçi veya vekilinin yokluğunda sanığın cezalandırılmasına karar verilemeyeceği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
2- Kabule göre de;
Şikayet gerçeğe aykırı beyanda bulunmak suçundan yapıldığı halde, hükmün esasını teşkil eden ve tefhimle geçerlilik kazanan kısa kararda taahhüdü ihlal suçundan yazılı şekilde beraat kararı verilip, gerekçeli kararın gerekçe bölümünde İİK'nın 338. maddesi uyarınca gerçeğe aykırı beyan suçunun oluşmadığı belirtildikten sonra hüküm bölümünde yine taahhüdü ihlal suçundan beraat kararı verilerek çelişkiye neden olunması,
Kanuna aykırı ve şikayetçi vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden tebliğnameye uygun olarak, HÜKMÜN 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 25.02.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.