Yargıtay 19. Ceza Dairesi Ceza Hukuku İcra ve İflas Hukuku Ticaret Hukuku
Yargıtay 19. Ceza Dairesi E.2015/31376 K.2018/9511
Özet: Uyuşmazlık, ticari şirketin borcuna ilişkin icra takibini ve şahsiyetinden dolayı kamuşturulan suçlamaların (iflas istememe ve borç ödememe suçu) gerekliliğiyle ilgilidir. Mahkeme, sanıkların suç unsurlarının oluşmadığını belirterek beraat kararları vererek, hukuka ve sanıkların haklarına uygun şekilde kararını bozma ve dosyayı yeniden inceleme yoluna karar vermiştir.
MAHKEMESİ: İcra Ceza Mahkemesi
SUÇ: 2004 Sayılı Kanuna Aykırılık
HÜKÜMLER: Beraat
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre,
1) Sanık ... hakkında kurulan hükme yönelik yapılan incelemede,
Ticaret sicil müdürlüğü’nden gelen 10.02.2014 tarih ve 212 sayılı yazıya göre sanığın borçlu şirketin yetkilisi olmadığının anlaşılması karşısında, sanık hakkında suçun unsurları oluşmaması nedeniyle beraat kararı verilmesi gerekirken, sonuç itibariyle 2013/68 Esas sayılı dosyada sanıklar hakkında iflası istememe suçundan şikayette bulunması ve her iki suçun aynı anda oluşmayacağı nedeniyle beraat kararı verilmesi doğru olduğundan, şikayetçi vekilinin temyiz nedenleri yerinde görülmediğinden tebliğnameye uygun olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKMÜN ONANMASINA,
2) Sanık ... hakkında kurulan hükme yönelik yapılan incelemede ise,
İcra ve İflas Kanunu’nun 333/a maddesinde; “Ticaret şirketlerinde hukuken veya fiilen yönetim yetkisine sahip olanların; ticari işletmenin borcu ödeyebilecek ekonomik güce sahip olmasına karşın kasıtlı olarak ticari işletmenin borçlarını kısmen veya tamamen ödemeyerek alacaklıları zarara sokmaları ve ayrıca bu eylemlerinin başka bir suçu oluşturmaması halinde cezalandırılacaklarının” hükme bağlanmış olması, somut olayımızda borçlu şirket hakkında başlatılan icra takibinde 04.02.2013 tarihinde haciz için borçlu adresine gidildiğinde borca yeter malvarlığının bulunamadığı ve takibin kesinleştiği tarihte şirketin ödeme gücünün bulunup bulunmadığının dosya içeriğinden anlaşılamaması karşısında; Mahkemece takibin kesinleştiği tarihte şirketin ödeme gücünün bulunup bulunmadığı bilirkişi incelemesi yaptırılarak saptanıp, icra takibinin kesinleştiği tarihte şirketin ödeme gücünün bulunduğunun belirlenmesi halinde icra takibinin kesinleştiği tarih suç tarihi olarak kabul edilerek, toplanan delillerin bir bütün halinde değerlendirilmek suretiyle sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, yazılı şekilde beraat kararı verilmesi,
Kanuna aykırı ve şikayetçi vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden tebliğnameye aykırı olarak HÜKMÜN 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 27/09/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ: 2004 Sayılı Kanuna Aykırılık
HÜKÜMLER: Beraat
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre,
1) Sanık ... hakkında kurulan hükme yönelik yapılan incelemede,
Ticaret sicil müdürlüğü’nden gelen 10.02.2014 tarih ve 212 sayılı yazıya göre sanığın borçlu şirketin yetkilisi olmadığının anlaşılması karşısında, sanık hakkında suçun unsurları oluşmaması nedeniyle beraat kararı verilmesi gerekirken, sonuç itibariyle 2013/68 Esas sayılı dosyada sanıklar hakkında iflası istememe suçundan şikayette bulunması ve her iki suçun aynı anda oluşmayacağı nedeniyle beraat kararı verilmesi doğru olduğundan, şikayetçi vekilinin temyiz nedenleri yerinde görülmediğinden tebliğnameye uygun olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKMÜN ONANMASINA,
2) Sanık ... hakkında kurulan hükme yönelik yapılan incelemede ise,
İcra ve İflas Kanunu’nun 333/a maddesinde; “Ticaret şirketlerinde hukuken veya fiilen yönetim yetkisine sahip olanların; ticari işletmenin borcu ödeyebilecek ekonomik güce sahip olmasına karşın kasıtlı olarak ticari işletmenin borçlarını kısmen veya tamamen ödemeyerek alacaklıları zarara sokmaları ve ayrıca bu eylemlerinin başka bir suçu oluşturmaması halinde cezalandırılacaklarının” hükme bağlanmış olması, somut olayımızda borçlu şirket hakkında başlatılan icra takibinde 04.02.2013 tarihinde haciz için borçlu adresine gidildiğinde borca yeter malvarlığının bulunamadığı ve takibin kesinleştiği tarihte şirketin ödeme gücünün bulunup bulunmadığının dosya içeriğinden anlaşılamaması karşısında; Mahkemece takibin kesinleştiği tarihte şirketin ödeme gücünün bulunup bulunmadığı bilirkişi incelemesi yaptırılarak saptanıp, icra takibinin kesinleştiği tarihte şirketin ödeme gücünün bulunduğunun belirlenmesi halinde icra takibinin kesinleştiği tarih suç tarihi olarak kabul edilerek, toplanan delillerin bir bütün halinde değerlendirilmek suretiyle sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, yazılı şekilde beraat kararı verilmesi,
Kanuna aykırı ve şikayetçi vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden tebliğnameye aykırı olarak HÜKMÜN 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 27/09/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.