Yargıtay 18. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 18. Ceza Dairesi E.2016/16534 K.2017/2492
Özet: Uyuşmazlık, sanığın polis memurlarıyla görüşmeler sırasında tehdit ve hakaret suçlarından sorumlu olup olmadığına dair yerel mahkeme kararının temyiz edilmesiyle ilgilidir. 1. Asliye Ceza Mahkemesi, sanığın hem tehdit hem de hakaret suçlarından mahkumiyetini onaylayarak kararını bozmaz ve mevcut mahkumiyet kararını kabul eder.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR: Görevi yaptırmamak için direnme, hakaret
HÜKÜMLER: Mahkumiyet
KARAR
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Sanığın yüzüne karşı verilen kararda kanun yoluna başvuru süresinin “açıklama ve tebliğden itibaren” başlayacağı şeklinde yanıltıcı biçimde gösterilmesi nedeniyle sanığın temyizi süresinde kabul edilip, Yerel Mahkemenin temyiz isteğinin reddi kararı kaldırılarak işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- Sanığın, tehdit niteliğindeki sözleri polis memurlarının görevi tamamlandıktan sonra söylediğinin anlaşılması karşısında, eylemin TCK'nın 106/1-1. cümlesinden düzenlenen tehdit suçunu oluşturacağı gözetilmeden, yerinde olmayan yetersiz gerekçeyle görevi yaptırmamak için direnme suçundan hüküm kurulması,
2-Sanığın, katılanlar ..., ... ve ...'a söylediği sözlerin bir bütün olarak tehdit niteliğinde olduğu, hakaret içermediği gözetilmeden, ayrıca hakaret suçundan hüküm kurulması,
3- Kabule göre de
a-Katılanlara, araya zaman aralığı girmeden aynı suç işlemek kararı ile hakaret ettiği kabul edilen sanığın, yüklenen hakaret suçunu birden fazla hareketten oluşan tek bir fiille işlediğinin anlaşılması nedeniyle, TCK'nın 125/3-a, 43/2 maddeleri uyarınca tek bir hüküm kurulması ile yetinilmesi gerekirken, iki ayrı ceza tayin edilmesi,
b-TCK'nın 53/1-b maddesinde yer alan hak yoksunluğunun uygulanmasına ilişkin hükmün, Anayasa Mahkemesi'nin, 08.10.2015 tarih ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı kararıyla, iptal edilmiş olması nedeniyle, uygulanma olanağının ortadan kalkmış olması,
Bozmayı gerektirmiş ve sanık ...'ın temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, tebliğnameye aykırı olarak HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yeniden hüküm kurulurken 1412 sayılı CMUK'nın 326/son maddesinin gözetilmesine, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 07.03.2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
SUÇLAR: Görevi yaptırmamak için direnme, hakaret
HÜKÜMLER: Mahkumiyet
KARAR
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Sanığın yüzüne karşı verilen kararda kanun yoluna başvuru süresinin “açıklama ve tebliğden itibaren” başlayacağı şeklinde yanıltıcı biçimde gösterilmesi nedeniyle sanığın temyizi süresinde kabul edilip, Yerel Mahkemenin temyiz isteğinin reddi kararı kaldırılarak işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- Sanığın, tehdit niteliğindeki sözleri polis memurlarının görevi tamamlandıktan sonra söylediğinin anlaşılması karşısında, eylemin TCK'nın 106/1-1. cümlesinden düzenlenen tehdit suçunu oluşturacağı gözetilmeden, yerinde olmayan yetersiz gerekçeyle görevi yaptırmamak için direnme suçundan hüküm kurulması,
2-Sanığın, katılanlar ..., ... ve ...'a söylediği sözlerin bir bütün olarak tehdit niteliğinde olduğu, hakaret içermediği gözetilmeden, ayrıca hakaret suçundan hüküm kurulması,
3- Kabule göre de
a-Katılanlara, araya zaman aralığı girmeden aynı suç işlemek kararı ile hakaret ettiği kabul edilen sanığın, yüklenen hakaret suçunu birden fazla hareketten oluşan tek bir fiille işlediğinin anlaşılması nedeniyle, TCK'nın 125/3-a, 43/2 maddeleri uyarınca tek bir hüküm kurulması ile yetinilmesi gerekirken, iki ayrı ceza tayin edilmesi,
b-TCK'nın 53/1-b maddesinde yer alan hak yoksunluğunun uygulanmasına ilişkin hükmün, Anayasa Mahkemesi'nin, 08.10.2015 tarih ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı kararıyla, iptal edilmiş olması nedeniyle, uygulanma olanağının ortadan kalkmış olması,
Bozmayı gerektirmiş ve sanık ...'ın temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, tebliğnameye aykırı olarak HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yeniden hüküm kurulurken 1412 sayılı CMUK'nın 326/son maddesinin gözetilmesine, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 07.03.2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.