Yargıtay 17. Hukuk Dairesi Borçlar Hukuku · ön sınıflandırma
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi E.2012/97 K.2012/3484
Özet: Uyuşmazlık konusu, davacının vekili tarafından açılan tasarrufun iptali davası kapsamında, 132 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki 4 nolu meskenin ve 1206 ada 8 nolu parselin satışıyla ilgili alacakların icra takibi sırasında mal kaçırma iddialarının ve bu satışların iptalinin talebidir. Mahkeme, davacı vekilinin temyiz itirazlarını kabul ederek kararın bozulmasına ve peşin alınan harcın davacıya geri verilmesine hükmetmiştir.
MAHKEMESİ: Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-KARAR-
Davacı vekili davalılardan ...’nun müvekkiline olan borcu nedeniyle hakkında yaptıkları icra takibi sırasında alacaklılardan mal kaçırmak amacı ile kendisine ait 132 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki 4 nolu meskeni davalılardan ...’a, onun tarafından da davalı ...’a satıldığını, 1206 ada 8 nolu parseli ise diğer davalı ...’a sattığını öne sürerek kendisine cebri icra yapma yetkisi verilmesini talep eden dava dosyası ile yine aynı tasarruflar nedeniyle davalıların kendilerine karşı alacaktan dolayı sorumlu olduklarının tesbitini talep eden dava dosyası birleştirilmiştir.
Davalılardan ... Demir Çelik San. ve Tic. Ltd. Şti. davaya karşı cevap vermemiş, diğer davalılar davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece davanın kabulüne ve dava konusu taşınmazların satışının iptali ile davalı ... adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından düzelterek onama isteğiyle temyiz edilmiştir.
Dava, İİK.nun 277 ve devamı maddeleri uyarınca açılan tasarrufun iptali isteğine ilişkindir.
Anayasa’nın 141. maddesinde mahkeme kararlarının gerekçeli olarak yazılacağı açıklanmış, aynı zorunluluk 6100 sayılı HMK.nun 297.(1086 sayılı HUMK.nun 388.) maddesinde de düzenlenmiştir. Bu maddede hakimin uyuşmazlık konusu olan olay hakkında tüm kanıtları toplaması, tartışması, bu kanıtlardan hangisine değer verdiğini, kanıtlardan hangisine değer vermediğinin nedeni, hangilerini üstün tuttuğunun dayanaklarını değerlendirdikten sonra bir sonuca varmasının zorunlu ve gerekli olduğu vurgulanmıştır. Zira böyle bir yöntemin izlenmesi durumunda ancak kararın gerekçeli olduğu kabul edilebilir. Hükmü kuran hakimin böyle bir yöntemi izlemesi halinde maddi olgularla hüküm fıkrası arasında bir bağlantı kurulmuş olabilecektir. Ayrıca gerekçe sayesinde kararın doğruluğu denetlenmiş ve davanın tarafları tatmin ve inandırılmış olacaktır. Tüm bunlardan başka adil bir yargılamanın yapıldığı sonucuna varılacaktır. Yerel mahkeme kararında öncelikle belirtilen bu hükümlere uyulmamış, mahkeme gerekçesi eksik ve yetersiz bulunmuştur. Ayrıca kabule göre de davacı banka tarafından Gebze 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/86 Esas sayılı dava dosyası ile açılan ve iş bu dava dosyası ile birleştirilen dava dosyasında aynı takip dosyasındaki alacak için davalıların kendilerine karşı sorumlu olduklarının tesbitine ilişkin dava açılmış ise de davacı tarafından aynı alacağa yönelik olarak açtığı eda davası var iken ayrıca tesbit davası açmakta hukuki yararları olup olmadığının tartışılmaması da doğru bulunmamıştır.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 22.3. 2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-KARAR-
Davacı vekili davalılardan ...’nun müvekkiline olan borcu nedeniyle hakkında yaptıkları icra takibi sırasında alacaklılardan mal kaçırmak amacı ile kendisine ait 132 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki 4 nolu meskeni davalılardan ...’a, onun tarafından da davalı ...’a satıldığını, 1206 ada 8 nolu parseli ise diğer davalı ...’a sattığını öne sürerek kendisine cebri icra yapma yetkisi verilmesini talep eden dava dosyası ile yine aynı tasarruflar nedeniyle davalıların kendilerine karşı alacaktan dolayı sorumlu olduklarının tesbitini talep eden dava dosyası birleştirilmiştir.
Davalılardan ... Demir Çelik San. ve Tic. Ltd. Şti. davaya karşı cevap vermemiş, diğer davalılar davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece davanın kabulüne ve dava konusu taşınmazların satışının iptali ile davalı ... adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından düzelterek onama isteğiyle temyiz edilmiştir.
Dava, İİK.nun 277 ve devamı maddeleri uyarınca açılan tasarrufun iptali isteğine ilişkindir.
Anayasa’nın 141. maddesinde mahkeme kararlarının gerekçeli olarak yazılacağı açıklanmış, aynı zorunluluk 6100 sayılı HMK.nun 297.(1086 sayılı HUMK.nun 388.) maddesinde de düzenlenmiştir. Bu maddede hakimin uyuşmazlık konusu olan olay hakkında tüm kanıtları toplaması, tartışması, bu kanıtlardan hangisine değer verdiğini, kanıtlardan hangisine değer vermediğinin nedeni, hangilerini üstün tuttuğunun dayanaklarını değerlendirdikten sonra bir sonuca varmasının zorunlu ve gerekli olduğu vurgulanmıştır. Zira böyle bir yöntemin izlenmesi durumunda ancak kararın gerekçeli olduğu kabul edilebilir. Hükmü kuran hakimin böyle bir yöntemi izlemesi halinde maddi olgularla hüküm fıkrası arasında bir bağlantı kurulmuş olabilecektir. Ayrıca gerekçe sayesinde kararın doğruluğu denetlenmiş ve davanın tarafları tatmin ve inandırılmış olacaktır. Tüm bunlardan başka adil bir yargılamanın yapıldığı sonucuna varılacaktır. Yerel mahkeme kararında öncelikle belirtilen bu hükümlere uyulmamış, mahkeme gerekçesi eksik ve yetersiz bulunmuştur. Ayrıca kabule göre de davacı banka tarafından Gebze 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/86 Esas sayılı dava dosyası ile açılan ve iş bu dava dosyası ile birleştirilen dava dosyasında aynı takip dosyasındaki alacak için davalıların kendilerine karşı sorumlu olduklarının tesbitine ilişkin dava açılmış ise de davacı tarafından aynı alacağa yönelik olarak açtığı eda davası var iken ayrıca tesbit davası açmakta hukuki yararları olup olmadığının tartışılmaması da doğru bulunmamıştır.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 22.3. 2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.