‹ Ana sayfa
Yargıtay 17. Ceza Dairesi Ceza Hukuku

Yargıtay 17. Ceza Dairesi E.2016/10282 K.2016/13917

Esas No: 2016/10282 · Karar No: 2016/13917 · Karar Tarihi: 27.12.2016
Özet: (1) Uyuşmazlık, Bakırköy 5. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 1990/176 ve 1990/285 sayılı kararıyla verilen hapis cezasının, 2005’te yürürlüğe giren yeni kanun hükümleri (5237/5252 TCK) çerçevesinde yeniden değerlendirilip lehe kanunun uygulanması talebine dayanarak bozulup bozulmayacağıdır. (2) Mahkeme, 01/06/2005 tarihli 5252 TCK’nın “lehe” hükümlerini ve 5231 TCK’nın zaman bakımından uygulama kurallarını dikkate almadığını belirterek, Bakırköy 5. Asliye Ceza Mahkemesi’nin kararının bozulmasına ve ilgili işlemlerin yeniden yapılmasına karar verdi.
Hırsızlık suçundan sanık ...'ın, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 493/1, 65/3, 522, ve 59. maddeleri gereğince 1 yıl 5 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Bakırköy 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 15/05/1990 tarihli, 1990/176 Esas ve 1990/285 sayılı Kararının infazı sırasında, 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk ceza Kanunu’nun lehe hükümlerinin uygulanması talebi üzerine sanığın anılan Kanun’un 142/1-b, 39 ve 62. maddeleri gereğince 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin, aynı mahkemenin 02/01/2006 tarihli, 1990/176 Esas ve 1990/285 sayılı ek Kararına karşı Adalet Bakanlığı'nın 27/05/2016 tarih ve 94660652-105-34-1750-2016-Kyb sayılı Kanun Yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyasının Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 15/06/2016 tarih ve 2016/240100 sayılı ihbarnamesiyle Dairemize gönderilmekle incelendi:

MEZKUR İHBARNAMEDE:

Dosya kapsamına göre, 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 9. maddesi 3. fıkrasında yer alan “lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir.” şeklindeki düzenlemeye ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Zaman bakımından uygulama” başlıklı 7. maddesine nazaran öncelikle yargılama dosyası üzerinden duruşma açılmak suretiyle lehe Kanun’un tespit edilerek uygulama yapılması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca anılan kararların bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:

İncelenen dosya ve Yargıtay tebliğnamesi içeriğine göre, 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5252 sayılı TCK'nın yürürlük ve uygulama şekli hakkında Kanun'un 9. maddesinin 3. fıkrasında yer alan ''lehe olan hüküm önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümlerinin olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleri ile karşılaştırılması suretiyle belirlenir'' şeklindeki düzenlemeye ve 5231 sayılı TCK'nın zaman bakımından uygulama başlıklı 7. maddesinde belirtilen ''öncelikle yargılama dosya üzerinden duruşma açılmak suretiyle lehe kanun tesbit edilerek uygulama yapılamsı gerekir'' hükmüne uyulmaksızın sanık hakkında verilen yukarda belirtilen Bakırköy 5. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 15/05/1990 tarih, 1990/176 Esas ve 1990/285 sayılı Kararının BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmek üzere dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na TEVDİİNE, 27.12.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?