Yargıtay 16. Hukuk Dairesi Gayrimenkul ve Emlak Hukuku
Yargıtay 16. Hukuk Dairesi E.2012/2792 K.2012/4087
ÖzetHer cümle kararın kendi metninden doğrulandı.
Karar yönü: BozmaKimin lehine: Davalı
Uyuşmazlık
Davacı, kadastro tutanağının beyanlar hanesindeki zilyetlik şerhinde isminin yanlış yazıldığını ileri sürerek bu ibarenin düzeltilmesini talep etmiştir.
Kaynak pasajlar (1)
- Davacı ... beyanlar hanesindeki zilyetlik şerhinde adının yanlış yazıldığını ileri sürerek dava açmıştır.
Gerekçe
Yargıtay 16. Hukuk Dairesi, beyanlar hanesinde ismi geçen şahsın var olup olmadığının araştırılmadığını ve bu şahsın varlığı halinde taraf teşkilinin sağlanmadığını tespit etmiştir. Mahkeme, nüfus müdürlüğü ve zabıta araştırması yaptırarak taraf teşkilini tamamlamadan işin esasına girmiştir.
Kaynak pasajlar (3)
- Mahkemece, taşınmazın beyanlar hanesinde ismi geçen ... oğlu ... isminde bir şahsın var olup olmadığı yöntemince araştırılmamış ve varsa usulüne uygun şekilde davaya dahil edilerek taraf teşkilinin sağlanması gerektiği üzerinde durulmamıştır.
- Taraf teşkili dava şartlarından olup, taraf teşkili sağlanmadan işin esasına gidilmesi mümkün bulunmamaktadır.
- Hal böyle olunca, taşınmaza ait tutanağın beyanlar hanesinde ismi geçen ... oğlu ... isminde bir şahsın var olup olmadığı nüfus müdürlüğünden sorulmalı, böyle bir şahsın yaşayıp yaşamadığı hususunda usulüne uygun şekilde zabıta araştırması yaptırılmalı, ... oğlu ... isimli şahsın var olduğunun anlaşılması halinde davadan ve duruşma gününden usulüne uygun şekilde haberdar edilerek yöntemince taraf teşkili sağlanmalı, bundan sonra işin esasına girilerek iddia ve savunmalar doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Sonuç
Davacı, kadastro tutanağındaki zilyetlik şerhinde isminin hatalı yazıldığını iddia ederek düzeltme istemiyle dava açmıştır. Yargıtay 16. Hukuk Dairesi, beyanlar hanesinde ismi geçen şahsın varlığının araştırılıp taraf teşkilinin sağlanması gerektiği gerekçesiyle yerel mahkeme kararını bozmuştur.
Kaynak pasajlar (4)
- Davacı ... beyanlar hanesindeki zilyetlik şerhinde adının yanlış yazıldığını ileri sürerek dava açmıştır.
- Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne ve çekişmeli taşınmazın Hazine adına tesciline; çekişmeli 1810 ada 3 parsel sayılı taşınmazın kadastro tutanağının beyanlar hanesine "İş bu taşınmaz bahçe olarak 20 yılından beri ... oğlu ...'nun kullanımındadır" ibaresinin kaldırılarak yerine "İş bu taşınmaz bahçe olarak 20 yıldan beri ... oğlu ...'nun kullanımındadır" şeklinde yazılmasına, Kadastro Müdürlüğüne açılan davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
- Hal böyle olunca, taşınmaza ait tutanağın beyanlar hanesinde ismi geçen ... oğlu ... isminde bir şahsın var olup olmadığı nüfus müdürlüğünden sorulmalı, böyle bir şahsın yaşayıp yaşamadığı hususunda usulüne uygun şekilde zabıta araştırması yaptırılmalı, ... oğlu ... isimli şahsın var olduğunun anlaşılması halinde davadan ve duruşma gününden usulüne uygun şekilde haberdar edilerek yöntemince taraf teşkili sağlanmalı, bundan sonra işin esasına girilerek iddia ve savunmalar doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak sonucuna göre bir karar verilmelidir.
- Temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 08.05.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
MAHKEMESİ: KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
3402 sayılı Yasa'ya 5831 sayılı Yasa ile eklenen ek 4. madde kapsamında 6831 sayılı Yasa'nın 2/B maddesi gereğince yapılan kadastro sırasında 1810 ada 3 parsel sayılı 292.49 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz beyanlar hanesine 6831 sayılı Yasa'nın 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı ve 20 yıldan beri ... oğlu ...'nun kullanımında olduğu şerhi verilerek bahçe niteliği ile Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı ... beyanlar hanesindeki zilyetlik şerhinde adının yanlış yazıldığını ileri sürerek dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne ve çekişmeli taşınmazın Hazine adına tesciline; çekişmeli 1810 ada 3 parsel sayılı taşınmazın kadastro tutanağının beyanlar hanesine "İş bu taşınmaz bahçe olarak 20 yılından beri ... oğlu ...'nun kullanımındadır" ibaresinin kaldırılarak yerine "İş bu taşınmaz bahçe olarak 20 yıldan beri ... oğlu ...'nun kullanımındadır" şeklinde yazılmasına, Kadastro Müdürlüğüne açılan davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın beyanlar hanesine davacının isminin ... oğlu ... şeklinde yazıldığı kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de, yapılan araştırma, inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Dava konusu 1810 ada 3 parsel sayılı taşınmazın beyanlar hanesinde taşınmazın 20 yılı aşkın süre ile ... oğlu ...'nun kullanımında olduğu yazılı olup, davacı ... oğlu ... beyanlar hanesinde ismi geçen kişinin kendisi olduğunu iddia etmektedir. Mahkemece, taşınmazın beyanlar hanesinde ismi geçen ... oğlu ... isminde bir şahsın var olup olmadığı yöntemince araştırılmamış ve varsa usulüne uygun şekilde davaya dahil edilerek taraf teşkilinin sağlanması gerektiği üzerinde durulmamıştır. Taraf teşkili dava şartlarından olup, taraf teşkili sağlanmadan işin esasına gidilmesi mümkün bulunmamaktadır. Hal böyle olunca, taşınmaza ait tutanağın beyanlar hanesinde ismi geçen ... oğlu ... isminde bir şahsın var olup olmadığı nüfus müdürlüğünden sorulmalı, böyle bir şahsın yaşayıp yaşamadığı hususunda usulüne uygun şekilde zabıta araştırması yaptırılmalı, ... oğlu ... isimli şahsın var olduğunun anlaşılması halinde davadan ve duruşma gününden usulüne uygun şekilde haberdar edilerek yöntemince taraf teşkili sağlanmalı, bundan sonra işin esasına girilerek iddia ve savunmalar doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak sonucuna göre bir karar verilmelidir. Temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 08.05.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
3402 sayılı Yasa'ya 5831 sayılı Yasa ile eklenen ek 4. madde kapsamında 6831 sayılı Yasa'nın 2/B maddesi gereğince yapılan kadastro sırasında 1810 ada 3 parsel sayılı 292.49 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz beyanlar hanesine 6831 sayılı Yasa'nın 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı ve 20 yıldan beri ... oğlu ...'nun kullanımında olduğu şerhi verilerek bahçe niteliği ile Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı ... beyanlar hanesindeki zilyetlik şerhinde adının yanlış yazıldığını ileri sürerek dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne ve çekişmeli taşınmazın Hazine adına tesciline; çekişmeli 1810 ada 3 parsel sayılı taşınmazın kadastro tutanağının beyanlar hanesine "İş bu taşınmaz bahçe olarak 20 yılından beri ... oğlu ...'nun kullanımındadır" ibaresinin kaldırılarak yerine "İş bu taşınmaz bahçe olarak 20 yıldan beri ... oğlu ...'nun kullanımındadır" şeklinde yazılmasına, Kadastro Müdürlüğüne açılan davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın beyanlar hanesine davacının isminin ... oğlu ... şeklinde yazıldığı kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de, yapılan araştırma, inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Dava konusu 1810 ada 3 parsel sayılı taşınmazın beyanlar hanesinde taşınmazın 20 yılı aşkın süre ile ... oğlu ...'nun kullanımında olduğu yazılı olup, davacı ... oğlu ... beyanlar hanesinde ismi geçen kişinin kendisi olduğunu iddia etmektedir. Mahkemece, taşınmazın beyanlar hanesinde ismi geçen ... oğlu ... isminde bir şahsın var olup olmadığı yöntemince araştırılmamış ve varsa usulüne uygun şekilde davaya dahil edilerek taraf teşkilinin sağlanması gerektiği üzerinde durulmamıştır. Taraf teşkili dava şartlarından olup, taraf teşkili sağlanmadan işin esasına gidilmesi mümkün bulunmamaktadır. Hal böyle olunca, taşınmaza ait tutanağın beyanlar hanesinde ismi geçen ... oğlu ... isminde bir şahsın var olup olmadığı nüfus müdürlüğünden sorulmalı, böyle bir şahsın yaşayıp yaşamadığı hususunda usulüne uygun şekilde zabıta araştırması yaptırılmalı, ... oğlu ... isimli şahsın var olduğunun anlaşılması halinde davadan ve duruşma gününden usulüne uygun şekilde haberdar edilerek yöntemince taraf teşkili sağlanmalı, bundan sonra işin esasına girilerek iddia ve savunmalar doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak sonucuna göre bir karar verilmelidir. Temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 08.05.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.