Yargıtay 15. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 15. Ceza Dairesi E.2018/3549 K.2018/9872
Özet: Sorgulanan uyuşmazlık, sanığın katılanın muhasebe Bürosunda çalıştığı ve İştin HSİsanı katılana vermeyerek vergi borçları nedeniyle müşterilerden toplanan paraları uhdesinde tutmasıyla hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu işlediği iddiaları üzerine kuruluydu. Mahkeme, 5237 sayılı TCK'nın 155/1 maddesi gereği suçun oluştuğunu kabul etti ve 66/1-e, 67/4 maddeleriyle 12 yıllık zamanaşımının dolduğunu tespit ederek, seçilen 1412 sayılı CMUK uygulama pristesini bozmak ve 5271 sayılı CMK’nın 223/8 maddesiyle davayı zamanaşımı nedeniyle düşürmek üzere oybirliğiyle karar verdi.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma
HÜKÜM: TCK'nın 155/2, 62, 52/2 ve 51/1-3-7. maddeleri gereğince mahkumiyet
Sanığın hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan mahkumiyetine ilişkin hüküm, katılan tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın, katılanın muhasebe bürosunda çalıştığı, katılanın mükelleflerden para toplamak ve çeşitli para işlemlerini takip etmek için sanığa yetki verdiği, sanığın da bu yetkiye istinaden vergi borçları nedeni ile müşterilerden aldığı paraları katılana vermeyerek uhdesinde tuttuğu, bu suretle hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu işlediği iddia ve kabul edilen olayda;
Serbest Muhasebecilerin 3568 sayılı Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirlik Kanunu'nun 2/A maddesinde belirtilen görevleri arasında vergi borcu yatırmak gibi bir görevinin olmadığı, ayrıca Türkiye Serbest Muhasebeciler Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliğinin Mecburi Meslek Kararlarına ilişkin 26.01.1996 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 1996/1 sayılı genelgesinin 1. maddesinde yer alan "meslek mensupları, müşteri adına üçüncü kişilere ödeme yapmak üzere her ne isim altında olursa olsun mali değerler alamazlar" şeklindeki hükmüne göre; sanığın, müşterilerin vergi borcunu yatırmak üzere teslim aldığı paraları ilgili kuruma yatırmayarak uhdesinde tuttuğunun iddia edilmesi karşısında, eylemin sübutu halinde 5237 sayılı TCK'nın 155/1 maddesi kapsamında güveni kötüye kullanma suçunu oluşturacağı ve suç tarihi olan 14/07/2006 tarihinden itibaren temyiz inceleme gününe kadar 5237 sayılı TCK’nın 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen 12 yıllık dava zamanaşımının dolduğu anlaşıldığından; 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA; ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden aynı kanunun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi gereğince sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, 20/12/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ: Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma
HÜKÜM: TCK'nın 155/2, 62, 52/2 ve 51/1-3-7. maddeleri gereğince mahkumiyet
Sanığın hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan mahkumiyetine ilişkin hüküm, katılan tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın, katılanın muhasebe bürosunda çalıştığı, katılanın mükelleflerden para toplamak ve çeşitli para işlemlerini takip etmek için sanığa yetki verdiği, sanığın da bu yetkiye istinaden vergi borçları nedeni ile müşterilerden aldığı paraları katılana vermeyerek uhdesinde tuttuğu, bu suretle hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu işlediği iddia ve kabul edilen olayda;
Serbest Muhasebecilerin 3568 sayılı Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirlik Kanunu'nun 2/A maddesinde belirtilen görevleri arasında vergi borcu yatırmak gibi bir görevinin olmadığı, ayrıca Türkiye Serbest Muhasebeciler Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliğinin Mecburi Meslek Kararlarına ilişkin 26.01.1996 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 1996/1 sayılı genelgesinin 1. maddesinde yer alan "meslek mensupları, müşteri adına üçüncü kişilere ödeme yapmak üzere her ne isim altında olursa olsun mali değerler alamazlar" şeklindeki hükmüne göre; sanığın, müşterilerin vergi borcunu yatırmak üzere teslim aldığı paraları ilgili kuruma yatırmayarak uhdesinde tuttuğunun iddia edilmesi karşısında, eylemin sübutu halinde 5237 sayılı TCK'nın 155/1 maddesi kapsamında güveni kötüye kullanma suçunu oluşturacağı ve suç tarihi olan 14/07/2006 tarihinden itibaren temyiz inceleme gününe kadar 5237 sayılı TCK’nın 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen 12 yıllık dava zamanaşımının dolduğu anlaşıldığından; 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA; ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden aynı kanunun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi gereğince sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, 20/12/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.