Yargıtay 15. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 15. Ceza Dairesi E.2015/7654 K.2015/24696
Özet: (1) Şüphelilerin kayınpabası olan müştekinin altınlarını muhafaza amacıyla teslim ettiği iddiası üzerine, Güveni kötüye kullanma suçundan soruşturma ve kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın bozulması talebi. (2) Mahkeme, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesine göre, Ağır Ceza Mahkemesi’nin 09/07/2014 tarihli kararını bozdu ve soruşturma ile kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı iptal etti.
Güveni kötüye kullanma suçundan şüpheliler ... ve ... haklarında yapılan soruşturma evresi sonunda Sandıklı Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 27/05/2014 tarihli ve 2014/725 soruşturma, 2014/514 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik müşteki vekili tarafından yapılan itirazın reddine ilişkin mercii ... Ağır Ceza Mahkemesinin 09/07/2014 tarihli ve 2014/591 değişik iş sayılı karar aleyhine... Bakanlığınca verilen 16/01/2015 gün ve 2014-1475/3687 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 04/05/2015 gün ve 2015/22222 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Dosya kapsamına göre, şüpheli ... ın, müştekinin kayınbabası olduğunun anlaşılması karşısında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 167/1-b maddesinde yer alan, “Yağma ve nitelikli yağma hariç, bu bölümde yer alan suçların;
a) Haklarında ayrılık kararı verilmemiş eşlerden birinin,
b) Üstsoy veya altsoyunun veya bu derecede kayın hısımlarından birinin veya evlat edinen veya evlâtlığın,
c) Aynı konutta beraber yaşayan kardeşlerden birinin,
Zararına olarak işlenmesi hâlinde, ilgili akraba hakkında cezaya hükmolunmaz.” şeklindeki düzenleme ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 171/1. maddesinde yer alan, “Cezayı kaldıran şahsî sebep olarak etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasını gerektiren koşulların ya da şahsî cezasızlık sebebinin varlığı halinde, Cumhuriyet savcısı kovuşturmaya yer olmadığı kararı verebilir.” şeklindeki hüküm saklı kalmak üzere,
5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında, somut olayda müştekinin kendisine ait altınları muhafaza amacıyla kuyumculuk işiyle iştigal eden şüpheli ...’a teslim ettiği, daha sonra eşiyle ayrı yaşamaya başlamaları üzerine şüpheliden altınlarım geri istediğinde, şüpheli...’ın altınları sadece müştekinin kayınbabası olan diğer şüpheli ... a verebileceğini söylediği, şüpheli ...’ın savunmasında ise söz konusu altınların, diğer şüpheli ...’in borcuna karşılık kendisine verildiğini, muhafaza amacıyla verilmediğini savunması karşısında, müştekinin dosyaya ibraz ettiği ses kayıtlarını içeren CD’nin çözümü yaptırılıp, dilekçesinde belirttiği tanıklar ... ve ...’un da beyanları alınmak suretiyle, toplanan deliller değerlendirildiğinde suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa iddianame tanzimi ile kamu davası açılması, aksi takdirde kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, itirazın bu yönden kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Kanun yararına bozmaya atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin 09/07/2014 tarihli ve 2014/591 D. İş sayılı kararlarının 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi gereğince, BOZULMASINA, bozma nedenine göre müteakip işlemlerin mahallinde mahkemesince yerine getirilmesine, 04/05/2015 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Dosya kapsamına göre, şüpheli ... ın, müştekinin kayınbabası olduğunun anlaşılması karşısında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 167/1-b maddesinde yer alan, “Yağma ve nitelikli yağma hariç, bu bölümde yer alan suçların;
a) Haklarında ayrılık kararı verilmemiş eşlerden birinin,
b) Üstsoy veya altsoyunun veya bu derecede kayın hısımlarından birinin veya evlat edinen veya evlâtlığın,
c) Aynı konutta beraber yaşayan kardeşlerden birinin,
Zararına olarak işlenmesi hâlinde, ilgili akraba hakkında cezaya hükmolunmaz.” şeklindeki düzenleme ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 171/1. maddesinde yer alan, “Cezayı kaldıran şahsî sebep olarak etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasını gerektiren koşulların ya da şahsî cezasızlık sebebinin varlığı halinde, Cumhuriyet savcısı kovuşturmaya yer olmadığı kararı verebilir.” şeklindeki hüküm saklı kalmak üzere,
5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında, somut olayda müştekinin kendisine ait altınları muhafaza amacıyla kuyumculuk işiyle iştigal eden şüpheli ...’a teslim ettiği, daha sonra eşiyle ayrı yaşamaya başlamaları üzerine şüpheliden altınlarım geri istediğinde, şüpheli...’ın altınları sadece müştekinin kayınbabası olan diğer şüpheli ... a verebileceğini söylediği, şüpheli ...’ın savunmasında ise söz konusu altınların, diğer şüpheli ...’in borcuna karşılık kendisine verildiğini, muhafaza amacıyla verilmediğini savunması karşısında, müştekinin dosyaya ibraz ettiği ses kayıtlarını içeren CD’nin çözümü yaptırılıp, dilekçesinde belirttiği tanıklar ... ve ...’un da beyanları alınmak suretiyle, toplanan deliller değerlendirildiğinde suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa iddianame tanzimi ile kamu davası açılması, aksi takdirde kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, itirazın bu yönden kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Kanun yararına bozmaya atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin 09/07/2014 tarihli ve 2014/591 D. İş sayılı kararlarının 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi gereğince, BOZULMASINA, bozma nedenine göre müteakip işlemlerin mahallinde mahkemesince yerine getirilmesine, 04/05/2015 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.