Yargıtay 15. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 15. Ceza Dairesi E.2012/977 K.2013/10712
Özet: Uyuşmazlık konusu, sanığın hastanede refakatçi olarak bulunan katılanı hileli davranışlarla kandırarak 120 lira alması ve bu eylemin dolandırıcılık suçunu oluşturup oluşturmadığıdır. Mahkeme, yapılan inceleme sonucunda sanığın eylemini basit dolandırıcılık olarak kabul etmiş ve onu mahkum etmiştir.
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ: Dolandırıcılık
HÜKÜM: Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Temyiz harcı tahsiline dair 6217 Sayılı Yargı Hizmetlerinin Hızlandırılması Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 13 ve 492 sayılı Harçlar Kanununun 1/a bendinin Anayasa Mahkemesinin 29/12/2011 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 20/10/2011 gün ve 2011/154 esas, 2011/142 sayılı kararı ile iptal edilmesi ve inceleme tarihi itibariyle de temyiz harcı alınamayacağının anlaşılması karşısında, temyizin reddine dair 14/09/2011 tarihli ek kararın kaldırılarak esas hükmün incelenmesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; olay tarihinde hastanede refakatçi olarak bulunan katılanın bulunduğu odaya gelen sanığın kendisinin doktor olduğunu, elindeki kağıtları göstererek hastanın filmini çekeceğiz bunun için vezneye 650 TL yatırılması gerekiyor dediği, katılan "o kadar param yok 120 liram var" deyince, sanık "sen onu ver üstünü ben tamamlarım sen eczaneye git ben arıyorum serum hortumu al gel" diyerek 120 lirasını aldığı, katılanı gönderdikten sonra oradan ayrıldığı eczaneye giden katılanın kimsenin aramadığını öğrenince olayın ortaya çıkması şeklinde gerçekleşen eylemin basit dolandırıcılık olarak kabulü ile sanığın mahkumiyetine dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 10/06/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ: Dolandırıcılık
HÜKÜM: Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Temyiz harcı tahsiline dair 6217 Sayılı Yargı Hizmetlerinin Hızlandırılması Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 13 ve 492 sayılı Harçlar Kanununun 1/a bendinin Anayasa Mahkemesinin 29/12/2011 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 20/10/2011 gün ve 2011/154 esas, 2011/142 sayılı kararı ile iptal edilmesi ve inceleme tarihi itibariyle de temyiz harcı alınamayacağının anlaşılması karşısında, temyizin reddine dair 14/09/2011 tarihli ek kararın kaldırılarak esas hükmün incelenmesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; olay tarihinde hastanede refakatçi olarak bulunan katılanın bulunduğu odaya gelen sanığın kendisinin doktor olduğunu, elindeki kağıtları göstererek hastanın filmini çekeceğiz bunun için vezneye 650 TL yatırılması gerekiyor dediği, katılan "o kadar param yok 120 liram var" deyince, sanık "sen onu ver üstünü ben tamamlarım sen eczaneye git ben arıyorum serum hortumu al gel" diyerek 120 lirasını aldığı, katılanı gönderdikten sonra oradan ayrıldığı eczaneye giden katılanın kimsenin aramadığını öğrenince olayın ortaya çıkması şeklinde gerçekleşen eylemin basit dolandırıcılık olarak kabulü ile sanığın mahkumiyetine dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 10/06/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.